Hayatin bazi sahneleri vardir.
Mesela bir filmin basrol oyuncusu olalim.
Ve yildizlari sayalim.
Hic bir film yildizlari saymakla bitmez.
Goz takibi onemlidir,
illa ki hedefler butun yildizlari saymaksa gozunden kacan yildizlari hatirlatacak biri gerekir.
Boyle hikayelere yildiz masallari denir.
Yildiz masallari, yildizlarda yasayan yaratiklardan ibaret degildir.
Yildiz masali, ninniyle avutulup masallarla keklenen kalplerin tatminidir.
Herkese ninni fisildayan birileri olur hep,
Bazen hikayeyi o kadar erken bitirirlerki hikayeyi kendimiz tamamlarız
Nokta koyamadığımız hikayeler olurlar hep,
geç gelen noktalar gibi.
Nokta koymanın zorluğu orda belli olur,
virgüller hep zaman öldürücü işaretlerdir.
Beyin ölümü gerçekleşen kalbi makineyle hayatta tutarlar.
Sadece çevresindekilere, kalp çürür hesabı.
Bizim için noktalar bu akdar önemliyken,
ufacik bir noktanin kendini degerli hissettigi tek yer ise yildiz masallaridir.
Nokta napsın hesabı ? Onu düşünmeyenler utansın.
Alayına nokta ulan, kalp temizlensin diye değil,
bari nokta yalnız hissetmesin diye.
Virgül şımarmasın diye, şımarıpta kan almasın diye.
Tabii hikayeyi nokta virgül üstüne kurarsak,
Her noktanin yeni bir cumleye, son noktanin ise yeni yazilacak romanlara yol actigini goremeyiz.
X'e çok değer verirsen y'yi bulur, z olur eşittirin diğer tarafında kalırsın.
Onların toplamasına birbirini çarpması ifade etmez.
Çarpanlara ayrılmasını beklersin.
Neyse konumuza dönelim,
Hikayeyi biz yazmak istedigimizde sayfa sayisi bellidir, baskasi girince o masala sayfa sayisi degiskenlik gosterebilir.
Her masalin sonu izafidir, kimine tecrube, kimine mutsuzluk sacar.
Her yildiz masalinda oldugu gibi iki kisi baslar saymaya; seven ve daha çok seven
Güzel ve çirkin,
Karizmatik ve şirin
Sonra kopar kayış ve der ki ''sen say, işin bitince bana soylersin.''
Bunu duymak çay içirtir adama, yaz sıcağında bile harareti alsın hesabına
Aslinda bütün malvarlığın küçükken saydigimiz yildizlar kadar olsun istersin,
Sonsuz ve birden fazla saydigimiz coban yildizini istersin.
En cok yıldız senin olsun istersin, çünkü çocukken aşık olduğun şey yıldızlardır.
Bir an olsun kimseyle paylaşmak istemezsin,
çoban yıldızını birden fazla saymanın sebebide tam olarak budur.
Keske simdide en buyuk istegimiz tum yildizlar olsaydi.
Keşke şimdi de çocuk aklımız olsaydıda yıldızları isteseydik.
Ancak kaybettikten sonra tüm yıldızlara kavulabildik.
Keşke yıldızlara ihanet etmeseydik dersin.
Ne gerek vardı başka sevdalara, en güvenilir yıldızlardı dersin,
Keske hic büyümeseydik dersin,
Keske hic büyümeseydikte kanayan sadece dizlerimiz olsaydi hesabı.
Mesela bazı hakikatlar vardır; zamk kadar yapıştırır, hayat kadar apıştırır.
Örneğin, bir bukalemun avına yaklaşırken, avcı soyundan bir hayvan olmadığını anlayıp avından uzaklaşırmış. çok entresan dimi amınakoyim ?
işte bunu öğrenmemi sağlayan hakikat sensin mesajıma uyuyodum cevabını veren sevgili. Oysa ne de güzel başlardı çay demlenen günler.
Uyanır uyanmaz mesaj attım sana büyük bir heyecanla biliyor musun ? ve akabinde aynı mutlulukla kahvaltı ettim. annemgil yeni zeytinde almıştı, çay da vardı, üç şeker atmıştım. mutluydum kısacası birader. kahvaltı bitip sigara içmeye gidince baktım telefona, mesaj vardı; senden değildi. senden mesaj gelmediğini görünce saatin erken olmasıyla ''uyuyodur minnoşum'', ''yatsın bitanem'', ''ayyy ne tatlı uyuyodur şimdi'' gibi bin tane gereksiz iltifatta bulundum kanımca. ancak şunu anlayın canlarım, bu iltifatlar gece kırılan kumandanın sirenleriydi.
Öğlen güneşiyle vurdum kendimi sahile, müzik dinliyor ayağına mesaja cevap bekliyordum börtü böceğim. Ve sen mesaj attığında çılgınlar gibi eğleniyorum demeyi bekliyordum. Aslında bir yanım gerçekten eğlenmiyo değildi, diğer yanım alengirliydi. sen mesaj attığında oto-kontrol yapıp cevap vermeyecekti. neyse ki beynime ihtiyaç kalmadı, atmadın amınakoyim.
Beynim yine iyi düşünüyordu, seni koruyordu. Başlarda kötü şeyler düşünmek istemedim muhterem sevgili '' dün çok yoruldu demek '', ''sms paketi bittiyse tabii'', ''ha doğruuuu uykusu çok ağırdı'' gibi kendimi teselli eden bahaneler kullandım.
şeytan azapta gerek, solumdan belirip kafamı karıştrıyordu.
-uyuyo mu ?
+evet iblis abi
-umarım tek uyuyodur aflasşifasfşasşl
+abi çok çirkin gülüyosun
-20 saattir uyuyo dimi siafşlkaslikfalf
+yılbaşına 10 saniye geç gir abi, tek dileğim bu.
Oysa o kadar envayi çeşit çılgınlık sonrası akşam olmuştu, dizi izlemek istemiyordum. açtım discoverry'i, bukalemunlar izliyorum. anlam veremiyorum, çiftleşiyorlar, renk değiştiriyorlar, mama yiyorlar, su içiyolar ve ben mal gibi bunu izliyorum. aslında bakarsan çay da demledim, sigara tüketimindeki artış olmasa aman sabahlar olmasın. ancak bana bu belgeseli iki paket sigara içirte içirte izleten sevgili sana soruyorum;
neden her gelen mesajı senden sanmamı istiyorsun ?
neden napıyo diyene sorana uyuyo dedirtiyorsun ?
neden böylesin olum sen ?
neden günün 20 saati uyuyosun ?
bana cevap vermemek için mi uyuyosun amınakoyim ?
çok kere düşündüm neden cevap vermediği, ve çok düşündüm siklemediğin günün sonunda uyuyodum demeni.
kendi kendime cevap bulamadım,
kıtalarca dolaştım bu sevgililerden bi tarafın uyuma hastalığını öğrenmek için
ilk çine gittim
sonra hindistan'a
ordan bütün kıtaları dolaştım
bizim sokağa geldim, laz bakkala sordum
hatta ve hatta twitter tikilerine sordum
daha böyle bir aforizma yazamadıklarını söylediler
ne çinde ne hindista ne laz bakkalda cevap bulamadım bu huyuna.
oysa cevap versen ne güzel olacaktı. yarın seni bize çağıracaktım.
ben jedi, sen padawan; ışın kılıçlarımızla sucuk pişirirdik ay yüzlüm.
çay da demlerdim sonrasında.
peki şeker ister miydin ?
belki çay sevmezsin diye şarapta almıştım.
içtikten sonra karanlık tarafa geçmezmiydik ?
geçerdik tabii,
sonra sen giderdin
uyurdun
siken tarafın mutluluğu ve yorgunluğuyla uyurdun
ve ben uykumu kaybettim sen uyuduğun andan beri
uykum kaçtı
sende mi brütüs ?
çok fazla karşılaştığım durumdur. paragrafın içinde gizli bkz. vereceklerine bildiğin parantezi koyuyorlar. çaylakken öğretmediler mi size kardeşim ? formatın, okuma zevkinin içine sıçıyorsunuz.
eheh felsefi bir anlam yüklemeyin hemencik. zamanında avrupa yakasında volkan medyum kılığında ''martılaaaar martılaar'' diye çığırıyordu aklıma geldi birden. başlamadan hakikatlere, iki şarkı verelimde kulak pasına fitil niyetine gelsin.
tv on the radio- love dog
a tout le monde ( osaka )
en son yazıda dedik değil mi hacı başkan ?
insanlar kazıya kazıya ressam, kazına kazına resim olurdu diye.
bazen çerçeve kadar değerli bile olamaz burayı atladık.
en güzeli uzak olanı diyelim, zamanı geldi çıkartın pasoları ütopyaya gidelim.
her zaman en büyüğü che'dir. che kimdir diye sorsanız yüzde doksan devrimci der. gerçekten devrimi che yaptı zannederler. senin che'ye ne castro'ya saygın falan kalmaz. sırf insanlar seviyor diye mutanta dönüşen terliksi hayvanları görünce tiksinirsin. bu olay bir çok örnekle desteklenebilir. atatürk'te kurtuluş savaşını tek başına kazandı zaten.. putlaştırmaya devam gerçek yobazlar sizin yüzünüzden bunalıma giriyorum.
her zaman en güzeli incir reçeli değildir, genel de senden uzak olandır. basit bir örnekle ölen bir kişiye duyulan sevgi gibidir. her gün anne babanız sizden kan alırken, hayattaki son nefesleri sizin bir ömürlük nikotininiz olması gibi.
en çok sevilen seni siklemeyen sevgilidir. ne kadar sevseniz de sizin bıraktığınız pelin su sizi üzmez, sizi bırakan kezban içinizi yakar. pelin su'nun ayrılık sonrası kıvırmalarına gülersiniz, kezban gözünün önünde yeni sevgilisiyle öpüşünce sadece ağlamak istersiniz. olay kezban'ı sevmeniz değildir. burda biraz ego'da girer işin içine. sizden başkasının onu mutlu edebileceğine inanmazsınız. resim olursunuz kazına kazına.doğru demişin be hacı başkan.
en güzel çikolata arkadaşın avrupadan getirdiğidir. sidikli hans bakkalından aldığın çikolata en iyisidir. çünkü o avrupadan gelmiştir. şekline toz değmesin, fakirler merak etsin diye kurtlu olsa bile yersin.
her zaman en güzel meslek sana en çok puan gözükendir. çünkü senin sikik beynine öyle sokmuşlardır. ananız ben sizi kimseyle kıyaslamıyorum der, ama bilge su senden yüksek yapınca 3 gün yemek vermez ya o misal. her zaman ben istediğim mesleği yapıcam dersiniz. öss sonrası işler öyle değildir puan neyse o hacı başkan kaçarı yok. sözler tuzla buzdur. buna tükürdüğünü götten almak derler.
bazen en uzakta gözüken şeyler dibinizdedir.
genelde size izin vermezler
benim hiç kazanan tanıdığım olmadı
aslında herkes çok kazandı
hiç kimse kazandığıyla tatmin olmadı
açgözlülük diyorlar buna hacı başkan
her zaman daha uzağı vardır
farazi hakikatler bitmez
bazen tükenir
bazen ümitlendirir
bazen sevindirir
sahi konu neydi ?
uzak olan mı cezbediciydi
lan zaten herşey uzak
her zaman bir şey uzaktır
5 yaşındayken lise çok uzaktı
şimdi lisenin bitmesi uzak
sonra finaller uzak
her zaman uzaklar vardır hacı başkan
maksut ki mahalde yarasın şifa niyetine,
demedik mi ?
hayat yarım kalmış bir cümle diye
cümlenin sonu bile uzak.
başka bir bakış açısıyla aslında uzak falan yok. bin kere dedim. sığırizmin hayallerin pijamasıyla güne başlaması sıkıntı. sadece bir yerde saltanatın sürer, sıcacık yastığında. kışın en çok üşüdüğün yer bazen tek gitmek istediğin yer olur. sen bunu uyandığında sürdürürsen sen sike yan basmışın hacı başkan.
hep kaybedilen maç sonrası bir daha maça gitmem diyenler, sonraki maça ilk bilet alanlardır.
artık sevmeyeceğim diyen hakan peker'ler bu sefer ayrılmayacağım diyen en büyük aşkzedelerdir.
bazen dediklerini yapanlardır
anlık sinirine hakim olamayanlardır
aşkına sadık kalıp, sikine takılmayanlardır
bazen her şeyi uzakta arayıp dibinde bulamayanlardır
hayallerde yaşamak güzeldir
lakin yaşarken hayallere kapılmamak ana hakikattır.
i̇nsanın en büyük kaybı kibiridir. kendi büyük görmek, olduğundan daha fazlasını istemek sizi üzmekten başka bir sike yaramaz.
sen asilliği ingiltere kraliyet ailesinde ararsın ama benzin seni edrine'den ileriye götürmez.
belki portakal güzeldir ama gün gelir miden ördeklisini kabul etmez.
sen pink floyd istersin, yaşadığın yıllar roger görmene izin vermez.
toplum sana her türlü fırsatı sağlar gelir serdar sana söyler, umarım bir daha söylemez.
sen adriana tipli kızlar umarsın, mahallenin en sevilen kızı seni tatmin etmez
gece gözünde kalan yaşlar akmadan turuncu'ya çalar, kalbin orda kalmasına izin vermez.
aslında biraz umduğumuzdan çok bulduğumuzu beğensek,
herkes mutlu olur bizim laz bakkalda bunu istemez.
hacı başkan çok uzattık bitirelim hafiften
bu aralar ne ben neşeliyim ne kırmızıekoseler.
bizim kurduğumuz hayaller kadar sözümüz var
biz hayaldünyamızı aştık, vay arafta kalanların haline.
artık yaşadığından zevk alma vakti, lakin güzel şeyleri biraz bulması zor
uzakları unutma zamanı, acı iyi değildir hele evde sadece çay varsa.
bizden uzak olanlar güzel değildir, hayaller izafi ve acı vericidir.
en azından bu cümle sizin bir sonuca varmanızı kolaylaştırır.
sensin tek ümidimiz hayali dünyalar, bugünlerde pek buralardan hayır yok.
birazcık pilot olmak beyin hücremden başkasını üzmez.
öyleyse ümitler sende;
çıldırt bizi başkan, çıkart bizi baştan..
çok uzaklara kapılmamanız, sigarayı bal eylemeniz dileğiyle..
not: sendeki asilliği kraliyet ailesinde bulamadım beşiktaş
bir yaz günü yağmur yağmasını bekleriz
serinlemek değildir istenilen
maksat monotonluk bozulsun
aman sakın mertlik gitmesin
gitti aslında yeni düzende
ama siktir et 3-b sınıfından aynur bunu bilmesin
o yağmuru pek sevmez
yağmur acıdır
bizzat ıslanmak ızdıraptır
uğraştırıcıdır, çünkü deriyi deler
delmese de zordur yağmurda yürümek
her baba yiğidin harcı değildir
yürü ama sakın çekinme
senden başkası olmaz sokakta
belki de düşüncelerinden kaçamayan yağmur severler olur
onların zararı bal arısı hesabıdır
amacı baldır, başkasının balına limon sıkmak değildir
limonlu bal her zaman daha güzeldir
annem her zaman en iyisini bilir
öğretmenim öyle dedi
yağmurda kolay kolay sigara da yanmaz
yakamazsan da mertlik bozulur
hayat yağmurda yürümeye benzer
yağmur da yürümeye katlanacak insan azdır
geri kalanın eylemi itirazdır
kişilik yoktur yağmurda
insanlar ne laiktir, ne yobaz ne de aymazdır
sadece aşkında mecnun derdinden caymazdır
siki sikine yürürsün
belli bir nokta yoktur
hayata benzer dediysek denklem yapmaya gerek yok
belli bir nokta yoktur bu yeterli
hedefler izafidir
dedik ya nokta yoktur
ulaştığın yer de düşünceler boldur
karla karışık yağmura bağlar mikail
tövbeler olsun affı yoktur
bana mısın demez
gittiğin yol ne kadar güzelse
dönüş yolu ölüm yadigarlarından geçer
hava da soğur
artık yağan kardır
durakta duran travestidir
volta atan serseridir
seni sikine takmayan bir kişi kalır; polistir
tek arayıp soran annendir
5 liraya şarap satan merttir
aman sakın bira içmeyin
içerseniz mertlik bozulur
doğru bir de hayat var
hayat herkese izafidir
okuyana farazidir
sevene iki yüzlüdür
öldürdüğüne yüzsüzdür
yeni dünyaya gelene ana sütüdür
bir dedeye göre anılardan ibarettir
torununa göre anılardan sonra gelen kağıt beşliktir
bir şey diyeyim mi ?
hayat bok gibidir,
yaşamak güzeldir
adil değildir
kimine göre 4 tekerdir
kimine eğitimdir
kimine evlattır
çoğuna paradır
napolyon'a kadındır
o kadına göre mülkiyettir
çok uzun olmasın bence hayat bitirelemez terfilerdir
küllükte sönen sigaradan ibarettir
sadece kibritle yanar
çayla iyi gider
dedik ya yağmurda yürümek paragtan fırlamış bir metindir.
hayat yarım kalmış bir cümledir.
aman kızmasın okurlar tatilden sonra güzel yazılar,
öksüz kalmasın ütopyalar,
siz siz olun yağmur yağınca kafeste kalmayın.
teoman üşüyünce, bana yalvarıyo ısıt diye lan, işte siz o kadar abartmayın
'' bak koçum! belli olmuyor ama benim bir tek kulağımın arkası kaldı. artık acı çekmekten ve acı çektirmekten zevk almamayı öğrendim. sevgililer.. bizim olanlar ya da olmayanlar.. hepsi iz bırakır. bu izler şimdi seninki gibi çok derinini çiziyor. hepsi kalır! ama inan yeni izler de olacak. yaşlıları düşün.. sanki her şeyi bilirlermiş gibidirler. ama öyle değil. ne kadar acı çekersen çek şunu hiç unutma; çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer.. ressam olur insanlar başkalarının kalbini kazıya kazıya, ya da resim olurlar senin gibi; kazına kazına. ''
play-off sisteminin kabuluyle beraber federasyonun yeni düşüncesidir. toplantılar düzenlenmektedir ligi nasıl mahalle ligine çeviririz diye. sanırsam yeni karar da 3 korner 1 penaltı olma yolunda.
(bkz: 3 korner 1 penaltı)
beşiktaş her zaman her yerde beşiktaştır. gücü ve büyüklüğü aklın alamayacağı kadardır.
piza kulesi beşiktaşın büyüklüğüne olan saygısından önünde eğilmiş ve doğrulamamıştır aslında.
berlin duvarı almanların birlik politikası ile değil, beşiktaşın sağlı sollu ataklarıyla yıkılmıştır.
iraktaki saddam büstünün inönüden yükselen bir kartal gol gol gol feryadına dayanamadığı için yıkıldığı söylenir.
ve israil filistini, diğerlerinin satın alınmış zaferler kutladığı yavşak akşamlarda bombalamaya başlamıştır. o günden beri tanka karşı taş, savaşa karşı beşiktaş.
ve daha şimdi bu yazıyı yazarken bir kardeşimin ağzından
babasının ölüm haberi geldi
o da yenilmişti kansere, dayanamaz bu yürek diye düşünürüm, kime ağlayacağımı şaşırırım, dün daha dün ,bir kardeşimi hastaneye yerleştirmeye çalışırken, hilmiyi toprağa verdi arkadaşlarım, gidemedim o yüzden lakin daha yeni o bana gelmişti;sanki vedalaşmaya çalışıyordubir kadeh şarap içti ve gitti
bilirmisiniz dedem ve babanem ben tam olayların ortasıyken hayatlarını kaybettiler. mekanları cennet olsun öncelikle. hala dedemin neden öldüğünü sormadım sormakta istemedim. çünkü o dedemdi hani beyninize her şeyi aşılarken beyaz saçlı biri olarak soktular ya dede kavramını; işte tam karşılığı benim dedemdi. ulan ufaktan dinleyin lan mutlu edin beni.
o zamanlar şimdi saygı kelimesinin kendisine az kalacağı dayım, belki de bir melek varsa ananemdir dediğim gülten hanım bildiğiniz umrumda değildi. dedemle odada maç yaparken dayım gelse ağlardım vururdum ayağına, kim bilirdi istese tek kelimede vur dediğine vururdum. çocuk aklı hafız nerden bileyim.
anılara indikçe aklıma gelen ilk şeydir. ilk maçıma dedem götürdü beni unuturmuyum lan; beşiktaş 5- bursasipor 1, son gol penaltıdan nouma koydu çocuğu. numaralıdan izliyorum; kapalıya baktıkça dedeme soruyorum bu abiler neden bu kadar bağırıyor bende onlardan olmak isitoyorum dede oraya götür beni diye. tabii muzurluk yapmadan olmaz holiganlığım o günden belli yanda bir orospu çocuğu demez mi devrede sahaya gir ufaksın bir şey demezler diye. düdük çaldı usain bolt yanımda kamlumbağa kalır yardırdım sahaya heralde hayatımın ilk giderimi o gün yedim. buda ufak bir anım hiç bir özelliği yok komikte değil sadece içimden geldi. ayrıca bana kart oynamayıda dedem öğretti. hani batakta çulsuz kalanlar dedem yüzünden fakir kaldınız bilmenizi isterim.
inanmazsınız son günlerinde ameliyat geçirmişti. acısı suratından belliydi lakin beşiktaşlı gel torunum demişti. o acının içinde tıkış tıkış aynı yatakta yatırmıştı beni. çok geçmeden bir sabah yalnız uyandım annemin gözü yaşlı, yüzü telaşlı deden gitti dedi. unuturmuyum 50 sene daha geçse sanırsam o güne asla unutmam. nereye gitti sorusuna cevap almadan bindi asansöre, bana babane yolları gözüktü aldı biri götürdü. ben dedemin öldüğü gün yıkıldım, aslında üzülmek neymiş o pembe dünya bir anda nasıl siyah beyaz oldu o yaşta farkettim. inanmadım inandığımdada hiç bir şey yapmadım. cenaze evine geldiğimde ziyarete gelenleri öptüm ufak- afacan mekin anlamadı diye herkes beni kandırdığını sandı. her aklıma geldiğindede derim yemezleeer arkadaş, yemedimde nitekim.
oysa ben bu hayatın orospu çocuğu olduğunu teomanın müziği bıraktığından, pelinsu vermedi veya berkcandan dayak yedim diye değil o kadar atık kıvamında insan varken dedem öldüğünde anladım. sebebi barizdi kanser. yıllarca hastane köşelerinde süründü sonuç nemiydi ? bariz ofsayt.
olay budur sadece paylaşmak istedim sinirimi, aniden esen üzüntümü. dedem kanserden gitti şimdide ailemden biri aynı hastalığa yakalandı. çok bir sonuç çıkmaz bu hastalıktan. o kişiler için ağlasam da ağlamasam da onlara bir faydası olmayacaktı ona emindim.
çok zeki değilim ama bir şeyi çok merak gidermek bana farz oldu; isviçreli, amerikalı bilim adamları makarnayı götten yiyip ağızdan çıkarmayı buldu, söyleyin neden bunun kesin bir tedavisi yok.. baştada dedim ekşisözlükte dolanırken kazımkoyuncuya bakayım dedim ordan esti aklıma bu illet. kimler gitti ve daha kimler gidecek bu illetten. ben ailemdeki kişiyi hastaneye götürürken forza beşiktaş mekanın cennet olsun hilmi abi dedi.. size sesleniyorum bulun şunun tedavisi dünyada en az 1 milyar atık var. hepsiyle yaşamaya razıyım ama gitmesin ne başkasının dedeleri ne kazımlar ne aile büyükleri. aslında anlaması zor değil biz alışığız bu durumlara, siz hala insan hayatını paraya biçin. illa yaşamak için zengin olmak lazım değil mi ? hayat sürünmekle geçmiyormuş gibi birde hastane köşelerinde tattırmak amacınız. bilin mezhepi sigara yaptık, kanseri ibadet kabul ettik, hastaneyi kıble eyledik.. facebookta nerede oturuyorsun kısmına yatalak yazdık. nostradamus değildik, sadece gerçekçiydik. dedem değil sıradaki bendim, bizdik.
size diyorum gözüm azıcık yaşlı..
görüpte kanseri es geçenin, yalan söyleyen doktorun, kötü huylu tümörün, kemoterapinin, radyoterapinin, onkolojinin, mutasyonun, kanserle dalga geçenin, kanseri yeneni alnından öpmeyenin, yıkık dökük hastane yollarının; en önemlisi ise tedaviyi bulupta vermeyenin ..
iki noktalı yerleri es geçmemeniz, bu gecelik sigarayı lanetleyip içmeniz belkide ilerde ne sik yiyeceğinizi düşünmeniz dileğiyle..
gelin günlerdir saçma sapan başlık açıp entry giren yazarlar;
pkk asala'dan çıkma bir örgüttür. aslında pek çok belgeyle asala'nın dağıldığı kabul edildikten sonra üst düzey yöneticeleri pkk'nın kurulmasına yardım etmiştir. hatta rol oynamıştır bu örgütte. asala'nın açılımını da bilmeyen yok bilmeyen varsada ulusözlüğümüzde var açıklamanın tillahı. size sayfalarca şey yazabilirim ama bir tezi güçlendirmenin en güzel yolu anti tez'i yıkmaktır. amerika'nın sikik tezleri yüzünden türk kürt sorunu yapıyoruz. 1 ayda onlarca şehit verdik, 1 bebek öldü yapılan saldırılarda. siz hala yok devrim yok eşitlik yok akp diye hayıflanın. türk kürt eşit olsa her şey çözülür diye düşünün. zaten bu ülkede türk kürt ayrımı diye bir şey yok size öyle yediriyorlar varsada fenerli galatasaraylı ayrımı kadar var. günlerce saçma sapan şeyler konuşmayın her ülkeye yapılan oyunlardan biridir bu. entel ekşiciler gibi anlatmıyorum özet geçiyorum diyede dikkate almamazlık yapmayın lakin bunu yapan amerika gün gelince komunizmi çıkarttı sonra yine kendisi yıktı. şimdi de çinde sosyalizm devri başlamışmış.. bakalım ona kim patlayacak. daha detaylı araştırıp olayın farkına varmanız dileğiyle. ayrıca facebook üzerinde yok şu kadar şehit verdik falan da yazmayın gidin bir fatiha okuyun daha çok faydanız olur 364 gün internet üzerinden devlet kurtarıp 1 günde 1 mayıs kutlamak şehitlerimizi geri getirmeyecek. bütün şehitlerimizin mekanı cennet, ruhu şad olsun.
edit: zaten orospu çocukları olmadıklarına şüphem yok. sadece ikinci sırada bulunan açıklamadır.
sanırsam bu aralar pek bir moda olan davulcu tipidir. sanki mani değil elleriyle davula twin atıyor. gece gece obituary dinliyormuş hissi verdiren davulcudur.
bu dünyada hiçbir sorunumuz kalmaz. yalnız hissetmeyiz, mutsuz hissetmeyiz; savaşmaya halimiz kalmaz, sevişmemek için de bahanemiz. tabii bünyeye göre değişir şarap, votka ama gerçekten sorunumuz kalmaz herkes istediği gibi yaşar.
hayalgücü yüksek erkektir. büyük ihtimalde hayatında hiç kimseyle yatmamıştır. ezmemek lazım derin bir felsefesi vardır. özetlersek;
- birader 45 yaşına geldin hala çavuşu tokatlıyorsun.
+ moruk tanıştığım kızlardan daha iyilerini buldum haberin yok.
- nasıl lan hayalperest !?
+ moruk gözümü kapaqyınca bütün kızlar benim bak dün megan'a bacak omuz yaptım.
- bravo kodum delisi ne diyeyim sana.
pentagona füzeyle sen girdin,
sen hep beşiktaşı sevdin,
usame baba bize kıyak yapsana,
kadıköyü bombalasana!
nasıl bıraktın o mübarek sakalı,
nasıl vurdun amerikayı,
usame baba bize kıyak yapsana,
kadıköyü bombalasana!
şeklinde olan güldürücü beşiktaş bestesi.
(bkz: yaratıcı beşiktaş taraftarı)
fenerbahce kamp programı : hazırlık maçları : 6 temmuz fb - narkotik şube. 8 temmuz fb - çevik kuvvet. 10 temmuz fb - terörle mücadele. 12 temmuz fb - organize şube. 14 temmuz fb - mali şube.
arkadaşlar : aziz yıldırım (st yıldırım) maltepe sigarası istemiş .civarda birileri varsa emniyete kapıdan bıraksın....bir destek olalım..başkan çok kederli...*
(bkz: yardımsever beşiktaş taraftarı)
biz 5 attığımızda nasıl caka attıysak 8 yediğimizde de bir o kadar dik durmasını bildik. her şey futbol değil dedik yardımı kimseden esirgemedik. beşiktaşlı duruşu dedik, hep şerefli ikinciliklerin takımı olduk.
(bkz: beşiktaş)
(bkz: büyük beşiktaş taraftarı)
ekmek teknesi izleyenlerin nusret babanın babalar gününü kutlaması kadar hayalde kalan kutlamadır. yine savaş dinçel'i unutmamak gerekir.
(bkz: baba büyüksün)
(bkz: mekanın cennet olsun)