DAĞ KOKAR HEP SAÇLARIM
YANIK TENiME ALIŞIR MISIN?
BENiMLE YERLERE UZANIR MISIN?
BiR GÜL KOPAR,DAĞITMA,HEP OYNA
BU AŞKA SARIL DA UTANMA YANIMDA
ÖMÜR BOYU UYU KOLLARIMDA.
GiDiP KAYBOLACAĞIM,
ARA SIRA ,ANSIZIN O BAŞKA DiYARLARA
DÖNÜP GELiNCE SÖYLE,
BENi YiNE ÖPÜP YiNE BENiMLE YATAR MISIN?
GÜLÜŞÜNLE ,BAKIŞINLA
O KADINCA DURUŞUNLA
SÖYLE,HEP ÖYLE SÖYLE,SÖYLE
SON KADINIM OLUR MUSUN?
EŞiM GELiNiM VE NAMUSUM,
BANA BENi DOĞURUR MUSUN?
Sancak Verse;
Uyumadım günlerdir gelirsin diye inan
Ne bi' kinim var sana ne de başkasın bana
En huzurlu günlerdi benimdin diye dünya
Ufacıktı sen bana gidiyorum diyene kadar
iyi olmam için sus ne olur
Dön ya da ver bi' umut
iyi olmam için sus ne olur
Ya dön ya getir sonumu
Nakarat;
Zaman nasıl çözer hesap ver anlamıyor musun?
Her uyku haram gecelerim ve bir de ansızın nefretim
Gel bir de burdan bak hangisi zormuş hangisi korkunç
Burak Alkın Verse;
Umrumda değil ne dediğin hayır
Sustukça da bu sefer yine aynı
Sandığın gibi değil aslında bazen
Bu kadar mı endişem içinde zaten
iyi olmam için sus ne olur
Kırsana zincirleri be n'olur
iyi olmam için sus ne olur
Kırsana zincirleri be n'olur
Nakarat;
Zaman nasıl çözer hesap ver anlamıyor musun?
Her uyku haram gecelerim ve bir de ansızın nefretim
Gel bir de burdan bak hangisi zormuş hangisi korkunç.
sözlük için '' kapatılacak'' açıklaması yaptıktan sonra şu açıklamayla kapatılmayacağını öğrenmemizi sağlayan adam.
'' bunca emeği 2-3 zibidi sebebiyle yok edecek kadar ahmak değilim elbette. buna inanıp bazı arkadaşlar bu vedaya el verdiler, bazıları da içlerindeki pisliği entrylerine akıttılar. zaten amacım içimizdeki saçma salak insanları buradan temizlemekti, bunun için de bu blöfe kurban giden 5-6 yazar daha uçurmuş oldum. sözlüğü kapatırsam düşmanlarımı sevindirmiş olurum, kimsenin götüne kına yakmasını istemiyorum, kınalı göt hoş durmaz sonuçta. * * hem bunu zaten kendi kendime de yapmam, hatrı sayılır arkadaşlar var sözlükte onlara danışırım ve fikirlerini alırım. *
uzun lafın sopası, aba altından sopa gösteriyorum, haberiniz olsun. buranın faydalarını kullanın, hayatınızı sözlükten ibaretmiş gibi yaşamayın, arada girin bakın, bir kaç entry girin, girilenleri oylayın ve çıkın. burası profesyonel bir şirket değil, beklentileriniz çok yüksek olmasın. sözlük kuruluşunun amacı genç lgbtilere destek olmak, bilgi, tecrübe, yaşanmışlıklar paylaşmaktı. bu amacını şuan için karşılıyor. emeği geçenlere ve bize inananlara teşekkürler.''
apartman görevlimiz osman abinin eşi meryem teyze evimize temizliğe gelir. o dönem bınalımın en dibinde, dışarı çıkmayan, bakkala bile zor giden, aylarca üstünde bi şort bi askılıyla evde pufidik terliklerle dolanmışım. süs namına en ufacık şey yok elimde yüzümde, değil rimek ya da oje, krem bilw sürmüyordum.
meryem teyze bu dönem çok geldi hadi gız gak güne gidelim, yılmaz ın hanımı börek yapmış hem
istemem meryem teyze sağ ol. uyuyacağım
gak dedim gak, gasvetin dağılır
istemem yatıyorum şimdi, hadi kapatıyorum kapıyı, görüşürüz
nah gorüşürüz. çıkıyon mu ki dışarı? önceden bahçede otururduk, çay da korduk. şindi öyle mi? o esmer oğlandan sonra gasvetlendin sen ben anlıyom. bizim oğlana da oldu doktora götürdük, geçti. ruhun acımış senin.
neyse ne meryem teyze, görüşürüz ve kapı kapanır. 15 dakika sonra kapı çalar, karşımda meryem teyze
sensiz boğazımdan geçmedi güzel gızım al sen acıkınca ye bunları, istersen sen yat sana çay goyam, sonra gidem yılmazın hanımına?
sonrası duygusallık, ağlama falan. canım yaa, karı koca fır döndü etrafımda. bir gün annemi arayıp senin gızı doktora götür bak sabahları çok ağlıyo, ben arada bir şey var mı diye gapıyı dinliyorum, hep ağlıyo demeler mi dersin,
komşum aynı zamanda manevi annem olan kişiyi arayıp al şu gızı seni dinliyo az dışarı çıkar diye azarlamaları mı dersin,
ramazan ayında bahçede sofra kurup tek başıma inmem diye annemi de beni de iftara mı davet etmek dersin... bu insanların hakkı nasıl ödenir. bak şimdi yine duygulandım.
12. katta otururken çok pahalandı evimiz diye taşınmak durumunda kaldık, teyzemin de annemin de işleri kötüydü, ev arıyoruz tırım tırım, bütün apartmandaki teyzeler- amcalar ev sahibimizi arayıp sakın zam yapma biz o kızı kendi kızımız gibi seviyoruz. nolur taşınmasınlar demişler, bunu da meryem teyze söylemişti. şimdi aynı apartmanda 9. katta çok daha uygun bir fiyata oturuyoruz.
dilek dileyenlerin her defasında girişine paket paket tuz bıraktığı, ordan aldığı başka tuzu evde yemekte kullandığı, beşiktaşın yahya efendi ve bardak babayla birlikte en çok bilinen türbesi.
düğün günü en zor olanlardandır.
fakat korkmayın, senelerin deneyimli nedimesi armut burda! gelini klozete ters oturtuyorsunuz, gelinliğin tarlatanıyla beraber arkadan yukarı doğru itiyorsunuz ve gelin, gelinlikle işemenin en kolay yoluyla rahata kavuşuyor.
bayat ekmekleri atmak yerine dilimleyip yumurtaya bulayın, ardindan kızartın.
ya da fırınlayıp üzerine serbet dökün, kaymak döşe bir de ohh mis gibi tatlı oldu sana.
en kötü ihtimal ekmeklere biraz yag sürüp üstüne kaşar peynir, zeytin, kekik, pil biber, beyaz peynir gibi şeyler serpiştirip fırınlayın.
biraz sararmış peynir mi var dolapta, hafif kokmuş. Önemli değil, alın ister çarliston, ister kırmızı biberi, icine peyniri doldurun ve kızartın. hem az vaktinizi alır, hem çok güzel bir meze hazırlamış olursunuz.
arkadaş çevren,
tiyatro,
gece içmeler, eğlenmeler,
yeni insanlar,
mahrum kaldığın her şey getiridir.
tabii giderken yanına almadığın sesinin her tonu, kokusu, uyuklamalar, beraber yemek yapmalar da onun götürüleri.
çok boktan bir olay arkadaş. yani sen o saçma sapan hallerini arkadaş olduğun için seversin ama aynı hareketleri sevgilin yapsa terkedersin. arkadaşken sevimli duran hareketler, artık sarılmalar anlamını arkadaşlık yerine aşka bırakıyorsa, sen yasını tuttuğun eski aşkını anlatırken onun ağzı yüzü elinde olmadan yamuluyorsa, sen açılmasını engellemek adına hep eski sevgilinden bahsediyorsan ve onu tek engelleyen şeyin bu olduğunun farkindaysan, e açılamadığı için de açık açık " spora senle gelmeyeceğim artık, başkasına sözüm var, nargile içmek istemiyorum" sözlerini de söyleyemiyorsun. çok sıkıcı bir durum abi.
sevmedim sözlük. sikicem bendeki bahtı ayrıca. bunu da belirtmek isterim. saygılarımla.
bazen gerçekten unutuluyor ya. çiçek kartları, kıyafetler. özellikle bunalım döneminde önüne gelenle 1 ay kadar takılmışsan ve genelde hep sana karşı bişeyler hisseden insanlarla beraber olmuşsan, sen bişey hissetmediğinden unutman normal.
bi de ben sanırım son ilişkime kadar aşık oldum zannetmişim . gerçekten aşık olsam öncesinde, ilk sevgilimin bile aldığı zımbırtıları yok ederdim. ama yok anacım, benim hayatıma ne zaman 2 seneye yakındır beraber olduğum bu zat- ı öküz girdi, o zaman onunla farkettim yanlış olduğunu. yani yanlış denir mi bilinmez ama ben ilk defa aynısını o yapsa, saklasa eski sevgilisinin aldığı bişeyleri diye geçirdiğimde aklımdan, gözüm döndü. üç gün uyuyamadım.
zor yani...
hem at, yenisine yer açılsın derler.
toz, kötü kokan ve aktarda satılan " tüy dökücüdür" . eskiler Çok kullanırmış ve hakikatten tüyleri azaltan mucizevi bir buluştur. tüy dökücü kremlerde en çok hamamotu bulunduranı lapiden dir.
veet vesaire yalandır. hamama gidenler bilirler ağır bir koku vardır, sebebi hamamotudur.
gelelim kullanımına.
hamamotu toz şeklinde satılır, içine azıcık su konur çamur kıvamına getirilir ve tüylü bölgeye sürülür. kuruyunca rengi açılır o bölümün, yıkanır. yıkama işlemini sıcak suyla ve üstüne kese yaparsanız iyi sonuç alacaksınız. banyo çıkışında da hamamotu yağını kullanırsanız zamanla tüylerin azaldığını göreceksiniz. nacizane tavsiye: bunu hamamda kullanın. hem yeterince sıcak, hem keseyi yapabilecek profesyoneller var hem de o koku banyonuza sinmeyecektir.
ismine a diyelim, bir tanıdığım vardı. adam evli, ama nasıl güzel yüzü var anlatamam. eğitimi, işi, eşi, ailesiyle parmakla gösterilen cinsten. eşiyle aşık olarak evlendi, ama ne aşk. kızın ailesi doğulu ve aleviydi, a ise sünni ve istanbullu bir ailenin biricik oğlu. kıyametler koptu bu çift birbirine kavuşsun diye. evleri tutuldu suadiye de, dayanıp döşendi, çok güzel de bir düğünle evlendiler. her şey güzel gidiyordu bakıldığında. her yıl dönümlerini, evlenmeleri için yardımcı olan iki arkadaşıyla tatilde kutluyorlardı. evliliklerinin beşinci yıl dönümlerinde yine o iki arkadaşıyla tatile çıktılar, bu sefer istikamet avşa adasıydı fakat konu farklıydı. a ve eşi boşanmak istiyorlardı.
nasıl, neden? birine mi aşık oldun? aldattın mı? ne oldu? diye sorular sıralanırken a ve eşi gülümsedi, kadın söze girdi hayır. a gay olduğunu farketti. bunu farketmesi için de çok sevdiği ve güvendiği insanla beş sene geçirmesi gerekti. dedi. iki arkadaşı şoktaydı. bitmedi, sazı a aldı eline ayrıca zenne olmak istiyorum dedi, kariyeri, el alemi, herkesi hiçe saydı. kızın doğu kültürüyle büyüyüp buna anlayışla yaklaşması, a nın her şeyi hiçe sayması çok şaşırtmıştı. evlenmek için her iki aileyide ikna etmek için uğraşan o iki arkadaş, şimdi her ikisine de destek olmak için kolları sıvayacaktı, yaptılar da.
Şimdi üstünden 4 sene geçti bu hikayenin, a kanada ya yerleşti. orada gece programlara çıkıyor, bir de sevgilisi var mutlu olduğu. a nın ailesi boşanma sonrası kızlarını reddettiği için, a ve a nın ailesinin verdiği maddi destekle kendine minik bir pastane açıp hayatını sürdürüyor.
aşka şimdilik kapıları kapalı ama kocamı kaybettim, dost kazandım. onu, sadece onu mutlu edecek kararlarında bile destekleyecek kadar çok sevdim diyor. ve o çifti her andığımda benim gözlerim doluyo, dudaklarıma kocaman bir gülümseme yerleşiyor.
pendik olarak sınırlandırmak istemiyorum çünkü her zaman karşımıza çıkabilen tiptir bunlar.
işim pendik' te olduğu için buradan örnek vereceğim, bu tarife uymayan kişiler ya 40 yaş üstü ya da başka bir yerden pendik' e taşınmış insanlar. rayban modelinde gözlük, v yakalı bluz ( dar olanından) , bi' jöleli- fönlü saçlarla ortalarda '' yakışıklıyım'' diye dolaşan insanlar... insanlarımız...
muhtemelen annesi ( kuzguna yavrusu şahin gelir) '' oy benim yakışıklı oğlum'' demiştir, bu gazı alan er kişi bu şekilde sokağa çıkıp '' bütün karılar bana hasta'' özgüveniyle pendik' te yürümeye başlamıştır. canı burnunda olan spor eğitmeni bayan x, çalıştığı spor salonunun yan tarafındaki köpekleri beslerken er kişi yanına yanaşır
e: erkek
k: kız
e: senin mi?
k: herkes bakıyor.
e: kaç yaşında köpeğin?
k: yaşında değil.
e: başında mı? hahaha. ne kadarlık?
k: 3 ay.
e: sen burda ne iş yapıyosun?
k: 'sizli bizli' konuşsak?
e: tamam. - siz- ne iş yapıyorsunuz acaba?
k: pilates eğitmeniyim.
e: kungfu var mı burda?
k: var.
e: ben geleyim de öğrencilerle karşılaştırsın beni hocan.
k: tam yaşınıza uygun konuşmalar bunlar. 16- 17 yaş heyecanına veriyorum ama benim sizinle öldürecek daha fazla boş vaktim yok. iyi günler.
hayır diyalog bu şekilde gelişiyor, bu tiplerle başka türlü konuşmak mümkün değil. bir tane istisnası çıksın lütfen.
130 gram margarin
1 su bardağı un
1 lt süt
2 pk vanilya
1 su bardağı şeker
1 paket kakaolu petibör bisküvi
1 kahve fincanı fındık- fıstık ya da ceviz
2 adet muz
folyo
Margarini eritip unu ilave edin unu 10-15 dakika kavurun. rengi hafif dönmeye başlayınca sütü, şekeri ve vanilyayı ilave edin. Kaynayıp koyulaşınca 5 dakika kadar kaynatın sonra mikserle 15 dakika daha çırpın.
blanderda bisküvileri un haline getirin. Folyoya en önce bisküvileri onun üstüne sıcak muhallebiyi dökün. Ceviz ve muzu üstüne yerleştirin soğuduktan sonra rulo haline getirin.
yaşadığım ilişkidir. yengeç burcu erkeği temiz, düzenli, sessiz sakin bir burç. evcimendir.
iyi baba olur, iyi koca olur mu? olur. başka da bi bok olmaz bunlardan.
akrep kadını anaçtır aynı zamanda küçük kız çocuğu gibidir. bütün boktan zıtlıklar bu burcun kadınındadır. hadi zıtlık olur anlarım, ama hepsini aynı anda yaşamak nasıl bir kafa? ( çok yoruyor o iniş- çıkışlar anacım bizi de. vallahi kaprisimizden değil)
bir gün evden çıkmak istemez akrep kadını, yemeğini yapar, temizliğini yapar. akşama da ''sen beni hiç dışarı çıkarmıyorsun'' diye yengeç kocasına çemkirir. bi an yalnız kalıp ağlamak ister, bir an kalabalık ortamda kahkahalar atmayı. ama iş bitiricidir, tuttuğunu kopartır. bir iş olmadı mı, alternatif yollar arar, bulur, uygular, sanatın herhangi bir dalına yeteneği vardır. (bkz: bak bak iyi bak, ordadır)
gelelim yengeç erkeğimize...
bu iniş çıkış anlarında er kişi ne yapacağını bilemediğinden susar. yengeç erkeğinin bu hali akrep kadınını zaman zaman dinlendirse de genelde öfkelendirir. ''ulan hiç mi takmıyorsun?! burda tabak çanak kırıyorum, kıçımı yırtıyorum resmen, küfürler ediyorum! nasıl bu kadar sessiz olabiliyorsun!'' gibi söylemlere sebep olabilir yani.
yengeç burcu naif olduğundan içinde biriktirir, bir an öyle bir öfkelenirki o akrebin ne kıskacı kalır ne kuyruğu. içindeki geyşa çıkar ortaya ''tamam hayatım'' der, yengeç burcu güzelce yatıştırıldıktan sonra
''sen bunları söyleyerek beni çok kırdın'' diye kız çocuğunu oynar akrep. akşam olduğunda ''nah yatağa alırım seni pislik, git kanepede yat!'' çirkefliğiyle tam bir mahalle kadını olur, kız çocuğundan eser kalmaz.
sonra yengeç burcu erkeği hayal kırıklığına uğrayınca da içine kapanır. akrep burcu kadınını kanser eder bu durumu. sonuçta güç ister akrep ''lan yap işte, olmadıysa başka şey dene!'' der. yengeç mi? yapmaz. yapısında yoktur. böyle birbirlerini beyin-kalp kanseri yapa yapa yürüyen ilişki türüdür. yengeç erkeğinin aklına gelen, klişe olmayan ve *römentiiiik* olan fikirler ilişkiyi diri tutar, yengeçte sanata meraklıdır. ikisinin yaratıcı fikirleriyle çıkardıkları işler onları mutlu eder, bir de uyumluluk işte...
he kötü müdür? yok kız, sakalının kokusunu sevdiğim! yine de iyi ki var.