katamari
45 (uyuyan dev)
beşinci nesil silik 3 takipçi 21.20 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    idvis recte factum quamvis humile praeclarum

    1.
  1. lat. alçakgönüllülükle yapılan her doğru davranış asildir.
    3 ...
  2. okumam yok ama iyi yazarim

    1.
  3. psikanaliz ve din

    1.
  4. erich fromm tarafından yazılmıştır. önsöze buyrun;

    bu kitap "psikanaliz ve ahlak" adlı yapıtımda ortaya koyduğum düşüncelerin bir devamı olarak görülebilir. "psikanaliz ve ahlak" ta ahlakın psikolojisini incelemiştim.ahlak ve psikoloji birbirlerine çok yakın iki inceleme alanı oldukları için, içerdikleri konular ve inceleme alanları çoğu kez birbiriyle kesişir.

    "psikanaliz ve ahlak" daha çok törebilimin verilerine dayanırken, bu kitabımda aüırlığı din üzerine vermeye çalıştım.

    kitapta açılan düşünceler psikanaliz için tipik ve belirleyici değildir. bazı psikiyatristler herhangi bir dine bağlı ve onun pratik uygulayıcısı oldukları halde, bazıları da dinsel ilgi ve bağlılıkları, çözülmesi olanaksız olan duygusal çelişkilerin biricik kaynağı olarak görmektedirler. benim yaklaşımım ise bu iki tutumdan da farklı olup, üçüncü bir tip psikanalizi karakterize etmektedir.

    yeri gelmişken eşime olan minnettarlığımı da vurgulamak istiyorum. kendindeki o derin araştırıcılık ruhu ile, bir yandan getirdiği değişik önerilerle bazı yeni gerçekleri görmeme yol açması, diğer yandan da benim kişisel evrimime yardımcı olması nedeniyle ona çok şeyler borçluyum. ayrıca din konusundaki düşüncelerimin de onun bu çok yönlü çabası sonucu geliştiğini belirtmeliyim.
    1 ...
  5. bamburuk

    1.
  6. sana yazdigim mektup olsam

    1.
  7. yüzme bilmeyen bir kaptana vuruldum
    utanma mevsiminden kalan gül kırıkları
    suç işliyor kalbim ayıplanan limanda
    mendile bağlanmış üç lokum bu sevincim
    sevincim bir ikindi lokumları bölüşen
    elleri üç kardeşin

    kapı açmayı öğreniyorum sözle
    yeryüzünde unutulmuş son çilingirden
    lekedir kilitler evlere sürülen
    bahçe kapısındaki çıngıraklar söyledi
    yaşlanmış sorularla önünü kestiğim bilge
    binlerce anahtar bırakıyor yüz çizgilerime

    kendime söylediğim yalandan düştüm
    sırı dökülmemiş bir ayna yüzün
    yürüyorum tango bilmez sokaklarında şehrin
    acelem var, güvercin ayağı olsam
    denizde yolunu arayan şişe

    yok, başka türlü rahatlamam
    sana yazdığım bir mektup olsam

    özlem tezcan dertsiz
    1 ...
  8. ay batti

    ?.
  9. ay battı anne, çocuklar kanıyor
    sarhoş kent topluyor çekmecelerini
    pantolonu yırtık uçurtmalar firarda
    kim sobeler devler ülkesinde Gulliver'i?

    kirli bir ırmak akıyor gönlümün ortasından
    kırmızı bir turnayım göç kokan gözlerinde
    aşktan düştüm anne, yazlarım kırık
    nasıl söz anlatırım kalbimin ney sesine?

    deniz de kesti saçlarını rüzgâra uyup
    böyle olmazdı şarkı söyleseydi kül çiçekleri
    öptüm dünyayı anne, yüzüme bakmadı
    yanlış vadilere akıttık günahsız nehirleri

    ay battı anne, her şey kanıyor...

    özlem tezcan dertsiz
    1 ...
  10. sevda kalicidir

    1.
  11. Kayboldum
    Bir köpeğin bir çocuğu beklediği gibi
    Hasretle kamaşık yüreği

    Kayboldum
    Bağırırlar, seslerinin yankısı
    Dönemez bir türlü

    Kayboldum
    Çevrilir sayılar sonuncuya değin
    Ansımaz sonuncu kaçtı, biter telefon

    Kayboldum
    Herkesin adı okunur, düşmüştür onunki

    Kayboldum
    Yıllarca beraber uyumak uyanmak
    Suya ve ekmeğe uzanmak birlikte
    Tartışmak, küsüşmek, sevişmek
    Ama sevda nerde sevda nerde

    Kayboldum
    Kimlere hüzündü kimlere nostalji
    Kimler tutkun idi kimler unuttu

    Siz hepiniz ölüleri ve mezarları seversiniz
    Çoğa sürmez bir gün ben de beklerim

    gülten akın
    1 ...
  12. bir kayiga biner geceleri

    1.
  13. Tadını, yağmura duygulanmanın
    Paylaşır kuşlarla biri gizlice
    Gülmesini tutamamış bir sincap
    Sallanır utanç bahçesinde

    Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
    Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen

    Uzun sokakların ucunda evleri
    ilk denemelerden geri dönülmüştür
    itildikçe, içe durduğu bilinen
    Bazı dostları yitirmeye gidilir

    Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
    Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen

    Bir kayığa biner geceleri
    Sığlıkta o kadın tek başına
    Dua biçiminde inceltir korkuyu
    Sunar içtenliksiz, tanrısına

    Yalnız atlar yıkılır düzlerde suya özlemlerinden
    Bir ben miyim yalnızlığa yenilen, sen, sen, sen

    gülten akın
    1 ...
  14. ayrintilar ilahisi

    1.
  15. Ben neyi kimden aldım, nerden aldım
    her şeyi bir yerden aldım
    yorgunum yorganım uzakta dışarda
    sabrımı bolca verdiler içerden aldım

    sözler gelip geçsin diyedir, öfke sen bekle
    örselendim ağrıdın oyuldun, henüz değil ölüm
    ten bekle
    bağırmalıyım, çığlığım kıştan ilkyaza değmeli
    A yasak, hayır korkulu, evetten usandım

    Mecnun masaldan atılmış -tele şov-
    milyonla kopyeye bölünmüş Leyli
    suretler ne gülümseyiş ne sır ne şaka
    sandım ki gülümser maskeleri
    suretler sandım

    durur muydum bu gömütlükte neyim var
    tuhaf dedi çılgınca tuhaf
    ayrıntılar, paslı sürgüler, yosunlu taşlar
    ya altındakiler ardındakiler
    Gültene kandım

    gülten akın
    3 ...
  16. umut tuylu bir seydir

    1.
  17. woody allen'in yazdığı tüysüz isimli kitabın kapak sözü niteliğindeki cümledir.
    0 ...
  18. kelebek kanadinda ask

    ?.
  19. Zamanlar
    Güneş ekilip, yıldız biçilen zamanlardı.
    Hatırlıyorum...

    Ya önce sen vardın yürek olarak içimde
    Ya da aşk vardı önce
    Gelip içimde kestiğin
    Hatırlamıyorum...

    Ben imkansıza dudak bükerdim
    Sense halime gülerdin...
    Olsun! O günlerde ben
    Biraz mutlu biraz umutlu
    Biraz içliydim
    Doğrusu en çok da
    Kelebeklerin kanadına işlediğin
    Aşkından dertliydim...

    Ama o zamanlar
    Güneş ekilip yıldız biçilen
    Zamanlardı
    Aşk dediğin belki de
    Geceye veda etmeyen bir ay’dı...

    Türküler saklardın derinlerinde
    Sazından kaçak...
    Bilmezdin.
    Ben görürdüm duyardım da
    Sen bir kez olsun söylemezdin
    Korkularını zaten
    Kimselere vermezdin...
    Ve böylece
    Sen yağmura
    Yağmur benim gözlerime hasret
    Yaşardık...

    Heyhat!
    Hep ama hep
    O imkansıza takıldın da sen
    Ve belki de bu yüzden
    Aşk gelip bizi sarsınca yüreklerimizden:
    Ben ağlardım gözlerim gülerdi...
    Sen gülerdin gözlerin susardı...

    Şimdi ben
    O zamanların renklerini unuttum.
    Belki mavi, belki sarı, belki aktı...
    Hatırladığım tek şey
    Güneşle yıldız arkadaştı...

    Bilenler bilirdi
    Çok sevmiştik biz
    Çok!
    Ben gönlümden
    Sen dilinden...

    Ben unutsam da şimdi
    Sen hatırlarsın.
    Sesinde ufacık bir hüzün olsa
    Ya da acıtan bir özlem gözlerinde
    Bembeyaz gecelerinde gelirdim sana bu şehrin...
    Gelirdim... Gönlümden...
    Ve sen
    "Hoş geldin" derdin
    Dilinden....
    Kocaman bir çocuktum o zamanlar
    Belli!
    Dil nedir, gönül ne?
    Anlamını bildiğim
    Şüpheli!

    Şimdi söyle bana!
    Kaldıysa geriye ne kaldı?
    Tek tarafı hesaplı bir sevda
    Niyeti bozuk bir dava
    Bir de
    Sadece dağlara caka satan bir sema...

    Ama ben bunların hepsini sevdim.
    Şaşacak bir şey yok!
    Dedim ya... Ben
    Güneş ekilip yıldız biçilen zamanlardan geldim...

    Sonraları
    Belki de hiç gülmedim
    Ve sen
    Kelebeklerin ömrünün üç gün olduğunu
    Hiç bilmedin!

    esra güzelipek
    0 ...
  20. gecedir

    ?.
  21. Gecedir;
    Çalarsın kapıları
    açan olmaz.

    Gecedir;
    Hem de yıldızsız
    göz gözü görmez,
    Bir ses duyar irkilirsin,
    Sarar korkusu yalnızlığın.
    Rüzgâr eser savrulursun,
    Düşersin kucağına karanlığın.

    Gecedir;
    Ararsın yolların bulunmaz,
    Gecedir;
    Kalbinin gürültüsünden durulmaz,
    Üşürsün...
    Sevdiğini düşünür, ısınırsın.
    Gözleri gelir aklına...
    Bir çift yıldız gibi
    Asılır kalır karanlık göğe.

    Gecedir;
    An olur yenersin korkuyu,
    An olur canın çeker
    Oturursun bir köşeye
    Dinlersin geceyi,
    hissedersin...
    Gözlerini yumup susarsın,
    An olur,
    gece olursun.

    ahmet ünal çam
    0 ...
  22. sen hiç eylülde sevdin mi

    1.
  23. Bir sabah,
    Zamanı durdurdun sen...
    Ayrılığı ekledin sonbahara
    Mevsimin bütün bulutları,
    Gözlerimde birikti de
    Ben yağamadım bakışlarına...

    Söyle!
    Hangi güneş
    Baharı getirecek şimdi bana?
    Kadehimiz ayrılağa kalkmadı ki hiç
    Ben nasıl içebilirim yokluğuna...

    Belki,
    Zamansızdı sevgim
    En az gidişin kadar!
    Elde değil bu.
    Sen hiç eylülde sevip de
    Vakitsiz hüzünlere beyaz bayrak salladın mı?
    Bilemezsin sevdiğim...
    Nasıl da koyuyor adama güzün geri kalanı...

    Doğduğum gündeyim şimdi.
    Yoksun...
    Bir başıma içip,
    Kağıda gidişini karaladım...
    Hazanda sevmek akıl kârı değilmiş sevgili
    Anladım...

    okan savcı
    2 ...
  24. kandirilabilirim

    ?.
  25. bir başka kötü şiir;

    Bir küçük çiçekle kandırılabilirim şu sıralar.

    Bir tek papatya, bir kır menekşesi ile örneğin

    Bir kaç satır şiire tav olabilirim

    Bir gamlık notayla artar sevincim

    Bir parça güneşle kandırılabilirim şu sıralar

    Gündoğumu, günbatımı fark etmez

    Bir oturumluk deniz kenarına tav olabilirim

    Rüzgârlar beni üşütmez.

    Bir kaç damla yağmurla kandırılabilirim şu sıralar

    Üstelik şemsiyeler evde unutulmuş

    Bir bardak sıcak çaya tav olabilirim

    Üstüm başım henüz yeni kurutulmuş.

    Bir tutam sevgiyle kandırılabilirim şu sıralar

    Fazlasına öykünmeden

    Bir kaçamak bakışa tav olabilirim

    Belki bugün, gün bitmeden.


    derya yıldırım saylık
    0 ...
  26. bir sen guzelsin

    ?.
  27. Sen gözlerimin ufkunda tüterken
    Hüzün yağmurları yağmazdı günlerime
    Ilıman ikliminle dolardı içim
    Nasıl da sokulurdu ellerin ellerime.

    ince bir yapraktı saçların;
    Yaşlanmış ağacımın dallarında
    En gür şafaklar sökerdi
    Aşkımızın yollarında.

    Sen sıcak gülüşlerde yaşardın
    Avuçlarında hep bahar yağmuru.
    Yirmi yaşın elleriyle okşardım seni
    Uzandığımız gök maviydi ve deniz duru...

    Kaçıp sana sığınırdım
    Geceler üstüme üstüme gelince.
    Sonsuz mutluluklar ormanında
    Bir nazlı geyik gibiydin ince.

    Bir sen güzeldin benim için,
    Bir de yüzünde açan karanfil.
    Öyle çok esiyordun ki içimde
    Bahar rüzgârı gibi efil efil...

    ilhan geçer
    0 ...
  28. gelemiyorum yanina

    ?.
  29. Gelemiyorum yanına !
    O kadar çok engel var ki arada
    Bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp
    gelmek istedim;
    Çekmedi yorgun bedenimi.
    Bulutlara takılmayı denedim;
    Bir yıldırımla attı üzerinden.
    Dalgalara bıraktım kendimi
    kıyılarına vurmak için
    Kağıttan bir gemi kesti yolumu
    Koparılan takvim yapraklarıyla
    gitgide tüketiyor zaman beni
    Gün geceye gömdü gözlerimi
    Gece güne savurdu yüreğimi
    Küle dönen kor tenimde
    izi kaldı dokunuşlarının.
    Üşüyorum...
    Sıcaklığını bulmak için
    vurdum kendimi sahranın göbeğine.
    Güneşin ortasına attım
    ip merdivenimin ucunu.
    ip tutuştu...
    Ben yanamadım.
    O kadar nasırlaştı ki sensiz can
    Öylesine mahsun kaldı ki duygular
    Sevda nerdedir,
    Özlem ne tarafa düşer?
    Ne yönüm kaldı, ne mevsimim
    Sana çıkan yolu bulamadım...
    Tuttuğum nefeste kaldı,
    Bir boğum daha ukte sevdam.


    arzu altıncicek
    0 ...
  30. sor kendine beni

    ?.
  31. Sor sevdiğim,
    Sonra kağıttan gemiler yap,
    Yelkenleri olmayan,
    Direkleri mavi bildiğim,
    Sor beni gördüğün her buluta,
    Sevdalıların hatırına,
    Geceleri yıldızlarda parlayan,
    Denizlerin suskunluğuna bırak beni,
    Ve çek gökyüzümü üzerine,
    Dalıp git hayallerin sonsuzluğuna,
    Çocuklar çıkarsa karşına,
    Gülümse, uzat ellerini,
    Ceplerinden çıkarıp verirler sana,
    Tenimde gizlenen dudak izlerini,
    Şaşırma,
    Sabah olacak birazdan,
    Sor beni yağmurlarına,
    Sor sevdiğim
    Ve pencereden bak bakabildiğin kadar,
    Gördüğün son noktada,
    Seni seyretmekteyim...

    birkan askan
    0 ...
  32. sevinc ve huzun

    ?.
  33. Sevinci kapıştılar taşımayı bilmeden,
    Şimdi bilen yok, nerede oturuyor.
    Köyün delisi Hüzün, yalnız kaldı yollarda
    Adam-adam, sınıyor, arıyor yoldaşını..
    Kıskandıran özlemi, yüzünden okunuyor.

    Görünüp siliniyor o günden beri.
    Sevinç bin an gözlerde, dudaklarda.
    Yerini sevgilisi Hüzün'e bırakıyor.
    Sevinç'se, uzaklarda hep uzaklarda..
    Şöyle bir görünüyor, hemencecik uçuyor.

    işte o günden beri gözlerde, dudaklarda
    Hüzün, aramaktadır, yitik yavuklusunu.
    O günden beri Sevinç yerinde durmaz
    Ve kişiliğini ararken uzaklarda
    O günden beri kimliksiz hüzün olmaz...

    özdemir asaf
    0 ...
  34. ben yagmurum

    1.
  35. Kararır gökyüzü ansızın,

    Çarpar bulutlar kahrederek,

    Ve bir ateş yanar...

    Bulutlar yanar,

    Yürek yanar.

    Sonra tek tek düşer damlalar,

    Toprak kokar,

    Yağmur kokar.

    Bir ateş yanar rüzgârında,

    Bin ateş söner.

    Ben yağmurum

    gününe ve gecene yağan.

    Kararırsa bulutların ansızın,

    Ve şimşekler çakarsa özünde,

    Bak gözündeyim.

    Önce tek tek,

    Sonra sel olurum göğsüne...

    Aydınlanırsa yüreğin,

    Güneşler açarsa yüzünde,

    Neşeyim şimdi özünde.

    Yürürken bahtının yollarında

    Yalnız ve dalgın,

    Ve görürsen açmış

    Bir dal çiğdem

    Üzerinde çiğ damlası.

    O, benim.

    Sabahları dağılırken bulutlar

    Yürüyorsan sokaklarda

    Düşünüyorsan

    nisan yağmurlarını

    Havayı kokla

    O, benim.

    Ararsa ellerin ellerimi

    gözlerinde yağmurlar,

    Üzülme.

    Yum gözlerini usuldan.

    Bak yüreğindeyim.

    Estirme hüzün rüzgârlarını

    Kov sahilinden deli dalgaları

    Sakin serin pınarlarda çağlar damlalarım.

    Dağlardan esen meltemlerde,

    Akan çeşmende benim.

    Yıka yüreğini temiz sularımda,

    Gönlünde melankoli kalmasın

    Şifalıdır damlalarım,

    Ben yağmurum,

    Yağmur;

    Benim...

    çiğdem altınöz
    1 ...
  36. yiğit bebek duası

    1.
  37. Bebek, seni ay korusun
    Yeni doğmuş tay korusun
    Rüzgâr olsun sana serçelerin sürüsü
    Yüreğine sokulmasın acıların birisi

    Sevdaların kuyusunda ışıklanıp uyusun
    Uyusun da yalım yalım öpüşlenip büyüsün
    Büyüsün de sırım sırım yiğitlenip yürüsün.

    Bebek seni kelebek,
    Seni sevinçlerin irisi
    Seni merak hareket
    Gonca veren bereket
    Umutların büyüsü
    Muştuların sayısı
    Seni azıdişleri
    Kuzuların düşleri
    Seni kırlar
    Seni nar,
    Ceren, ceylan şarkılar
    Seni özlemlerin iyisi
    Çiçek çiçek kaysılar
    Filiz filiz uyutsun
    Çağıl çağıl büyütsün.

    Sana ırmakların köpüğü
    Sana kucak kucak yeşillik
    Asmaların sürgünü
    Yuvadaki üveyik
    Işık olsun yetişsin
    Yetişsin de
    Şu dünyanın karaları
    Yaşamanın yaraları
    Yangınların çıraları
    Köşe bucak kaçışsın.

    Bebek, sana nişan olsun coşkuların gelini
    Koklayasın dileğince yıldızların gülünü
    Dar gününde, dağlar senin sıkı tutsun elini
    Bebek,
    Seni hayat
    Seni hayat korusun...

    nihat behram
    0 ...
  38. eski zaman asigi

    ?.
  39. Ben, eski zaman aşığıyım.

    Sevda çeker, düşünürüm, ağlarım

    Bazen; tilki kadar kurnaz , bazen akılsız

    Bazen; çocuk gibiyim, bacak kadarım

    Herkes aşık olur, sevdalanır...

    Bir yolu var gönül çekmenin de.

    Benim ki; sevda değil ateşten gömlek.

    Bir kar düşmüş, ışıl ışıl yanar içimde

    Ama ben eski zaman aşığıyım.

    Sevmek kadar katlanmak da gelir elimden.

    Gece hayalimde gündüz fikrimde

    Ela gözlü o yar çıkmaz gönülden.

    oktay rifat
    1 ...
  40. bekleyisimin oykusu

    ?.
  41. Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine,
    ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.
    Sen yoktun...

    Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi,
    her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış
    her kaldırım taşında senin adını aradım.
    Sen yoktun...

    Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı.
    Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken
    beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.
    Sen yoktun...

    Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra,
    kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi.
    Sesimi duyacaksın diye bekledim.
    Sen yoktun...

    Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi,
    geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen
    atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı
    hayâl kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni.
    Sen yoktun...

    Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına
    uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun
    beni çekip almasını istedim. Olmadı.
    Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece
    merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.
    Sen yoktun...

    Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar
    yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı.
    Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
    Hayat; merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra
    gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
    Sen yoktun...

    Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım.
    Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara
    vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adı duyulmamış
    kasabalara gittim. Senden bir iz aradım.
    Sen yoktun...

    Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim
    bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan.
    Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim.
    Sen yoktun...

    Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana
    kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı, bekleyişimin
    öyküsünü kimselere anlatamadım.
    Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi.
    Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım.
    içimi dökecek bir insan aradım.
    Sen yoktun...

    Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer
    birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim.
    Ayı avucunda bana getirmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup
    aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. Ama.
    Sen yoktun...

    kaynak: balca net

    tanım: hiç kimsenin bir kimseye yazdığı kimsesiz şiir.
    3 ...
  42. afrika da gun dogarken

    ?.
  43. Her sabah
    Afrika'da
    gün doğarken
    bir ceylan uyanır
    ve
    en hızlı koşan
    aslandan
    daha hızlı
    koşması gerektiğini,
    aksi halde
    ona yem
    olacağını bilir.

    Her sabah
    Afrika'da
    gün doğarken
    bir aslan uyanır
    ve
    en hızlı koşan
    ceylandan
    daha hızlı
    koşması gerektiğini,
    aksi halde
    aç kalacağını bilir.

    Bir aslan yada bir ceylan olmanız farketmez.
    Gündoğarken koşuyor olmanız gerekir...

    kaynak: balca net
    0 ...
  44. sen le sohbet

    ?.
  45. Sevmek...

    "Sevmek" dedim.
    "Yoluna ölmek" dedi.

    "Yol" dedim.
    "Alıp başını gitmek" dedi.

    "Gitmek" dedim.
    Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.

    "Dost" dedim.
    Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı.
    "Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.

    "Yürek" dedim.
    "Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.

    "Dünya" dedim.
    "Hayatın bir yüzü" dedi.

    "Yüz" dedim.
    "Ardında ne gizli bilemediğim" dedi.

    "Giz" dedim.
    "Hep çözmeye çalıştığım" dedi.

    "Çalışmak" dedim.
    "Bitmeyecek öykü" dedi.

    "Öykü" dedim.
    "Binlercesini içimde gizliyorum" dedi.

    "Gizlemek" dedim.
    "işte, her şeyin bitimi" dedi.

    "Şey" dedim.
    "Sevda" dedi.

    "Sevda" dedim.
    "Peşinden koştuğum" dedi.

    "Koşmak" dedim.
    "Hayat, bir maraton" dedi.

    "Hayat" dedim.
    "Öyle kısa ki!" dedi.

    "Niçin kısa?" diye sordum.
    "Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.

    "Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.
    "Aşk" dedi.

    "Kaç kere?" diye sordum.
    "Bin kere" dedi, "Milyon kere"

    "Neden bir kere değil?" diye sordum.
    "Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.

    "Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
    "Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek"

    "Acı çekmek mi?" diye sordum.
    "Evet, aşk acısında yok olmak" dedi.

    "Yok olunca!" dedim.
    "işte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.

    "Gerçek aşk!" dedim.
    "Büyük o!" dedi.

    Durdum. Durdum. Ve sustum!

    "Neden sustun?" diye sordu.
    "Yüreğim titredi sanki" dedim.

    "Neden?" diye sordu.
    "Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!"

    "Evet" dedi, "Büyük O!"
    "Nerede?" diye sordum.

    "Her yerde" dedi.

    "Nasıl?" diye sordum.
    "Yüreğini aç" dedi.

    "Yüreğimi açmak!" dedim.
    "Bir tebessümle bak her şeye" dedi.

    "Tebessüm" dedim.
    "Her kapının anahtarı" dedi.

    "Kapı" dedim.
    "Girmeden bilemezsin" dedi.

    "Ya korku!" dedim.
    "Bilinmeyenden korkar insan" dedi.

    "Ben bilmiyorum" dedim.
    "Neyi?" diye sordu.

    "Ben'i" dedim.
    "Sen kimsin?" diye sordu.

    "Ben kimim?" diye sordum.
    "Sevgiyle beslenensin" dedi.

    "Kimin sevgisiyle?" diye sordum.
    "Büyük O'nun" dedi.

    Durdum. Durdum. Yine sustum.

    "Kimsin?" diye sordum.

    "SEN'im" dedi.

    kaynak:balca net
    0 ...
  46. baris nedir

    1.
  47. Çocuğun gördüğü düştür barış.
    Ananın gördüğü düştür barış.
    Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.
    Akşam alacasında, gözlerinde ferahlı bir
    gülümseyişle döner ya baba,
    elinde yemiş dolu bir sepet ve serinlesin diye
    şu pencere önüne konmuş testi gibi
    ter damlalarıyla alnında;
    barış, budur işte...

    Barış, sıcak yemeklerden tüten kokudur.
    Akşamda yüreği korkuyla ürpertmediğinde
    sokakta ani fren sesi ve çalınan kapı,
    arkadaşlar demek olduğunda sadece,
    barış, açılan bir pencereden,
    ne zaman olursa olsun gökyüzünün,
    renklerinden uzaklaşmış canlarıyla dolmasıdır içeriye.
    Bayram günleri çalan gözlerimizde.
    Barış budur işte.

    Bir tas sıcak süttür barış
    ve uyanan çocuğun
    gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
    Bacaklar uzanıp, ışık ışık
    diye fısıldarlarken birbirlerine
    Işık taşarken ufkun yalağından,
    Barış budur işte.

    Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
    geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
    ve dolunay, taptaze yüzünü
    gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
    Cumartesi akşamı berberden
    pırıl pırıl çıkan bir işçi gibi;
    Barış budur işte...

    yannis ritsos

    kaynak: balca net
    0 ...
  48. yasamin toplari

    1.
  49. Hayatı, bir oyun kabul edin...

    Hani, hokkabazların beş topu,

    iki elleri ile havaya atarak oynadıkları oyun...

    ***

    Bu topları; iş, aile, sağlık, dostlar

    ve sevgi diye adlandırın ve

    beşini birden havada tutmaya çalışın.

    ***

    Kısa zamanda, iş topunun,

    lastik olduğunu göreceksiniz.

    Yere düştüğünde yine sıçrayacaktır.

    ***

    Ama... Öteki dört top; aile, sağlık,

    dostlar ve sevgi, kristalden yapılmıştır.

    Bunlardan birini düşürürseniz, çizilebilir,

    aşınabilir, çentiklenebilir, çatlayabilir,

    kırılabilir hatta, tuzla buz olabilir..

    ***

    Bunlardan biri düşerse,

    bir daha asla eskisi gibi olmaz.

    Bunu iyi bilin ve...

    Hayatınızın dengesini asla bozmamaya çalışın...

    kaynak: balca net

    tanım: poly ana'dan inciler
    0 ...
  50. muhbir vatandaş

    1.
  51. Komiserim,
    şikayetçiyim, komplo kurmuşlar.
    Göğü boyamışlar,
    daha bir parlak daha bir mavi .
    Denizi de,
    daha bir yeşil, daha bir derin.
    Benden duymuş olmayın ama,
    şarkıları da değiştirmişler
    neşe katmışlar müziğe,
    sözler de daha bir anlamlı
    şiirler de öyle.
    Yutturamazlar,
    yollara yay döşemişler kesin
    bastıkça geri tepiyor insan.
    Çiçekler, ağaçlar ve kuşlar da
    alet bu işe...
    Bir koku, bir cıvıltı var ki havada..
    Ha, bir de insanlara
    rüşvet yedirmişler belli,
    geçerken bakıp bakıp gülümsüyorlar.
    Rüzgâr da, güneş de payını almış
    daha bir serin, daha bir sıcak.
    Yok canım, baharla ilgisi yok bunun.
    O kıza aşık da değilim eminim.
    Kesin bir komplo bu komiserim.
    Şikayetçiyim!!!

    imza: Bir Muhbir

    kaynak: balca net
    0 ...
  52. ertelenmis sozcukler

    ?.
  53. Ertelenmiş sözler var dilimde
    Buruşmuş bir kâğıdın içinde duygularım.
    Gecikilmiş bir aşk yazılı köşeye atılan kâğıtta
    Hiç bir şey için geç değil belki
    Belki, şimdi tam zamanı.
    Bir de yürek sözden anlasa...

    Hergün bir sonrasına ertelenir itiraflar
    Bir kaçış ki, bu insanı kendinden eder
    Sorular döner beynimin içinde
    Beynin içinde satır satır işlenir duygular
    Bir gün sonraya ertelenir hergün.

    Bir yaprağın yere düşüşü gibi olabilsem
    Ağır ağır süzülsem herşeyin farkında olarak
    Bir şelale gibi olsam
    Coşkunca düşsem arzularımın yüreğine
    Korkularımı erteleyebilsem bir anlığına
    Hergün koskoca bir yaşam ertelenir oysa.

    Sözcüklerin ucuna yüklüdür yaşam
    Kendimin kendimle savaşı bu
    Kendimle ertelenmiş sözcüklerimin savaşı
    Korkularımızın esiri olmuşuz
    Ertelenmiş bir yaşam var sırtımızda
    Ertelemiş sevdalar yaşarız
    Ertelenmiş dostluklar
    Ertelenmiş kendini buluşlar.

    En çokta yüreğimizdeki parıltıları erteleriz.
    Oysa sevmek, daha kolay gözükür korkmaktan.
    Sevsek hesapsızca,
    Aşık olsak ertelemeden yüreğimizdekileri.
    Sözcükler aksa billur bir su gibi
    Ertelemesek yaşamımızı.

    Belki olacak ertelemesiz yaşayışlar
    Bir umut ışığı yanar yürekte
    Umudu erteleriz bu sefer
    Umudu erteleriz bir sonraki güne.
    Ertelenmiş bir umudun sırtına yüklemişiz korkularımızı
    Ertelenmiş sözcüklere saklamışız yüreğimizi
    Ertelenmiş bir varoluş yaşarız.

    gassan satar
    0 ...
  54. hero ile leandros

    ?.
  55. Çok eski zamanlarda, bugün bizim Çanakkale Boğazı dediğimiz
    Hellaspontos'un Avrupa kıyısında, Sestos adını taşıyan bir şehir
    bulunuyordu. Bu şehir surları arasında Aphrodite için yapılmış
    büyük bir tapınak vardı. Bu tapınakta Hero adında çok güzel bir
    rahibe vardı, bu rahibe güzelliği ile dillere destan olmuştu.
    Aphrodite mabedindeki kumrularla ilgilenen Hero'yu görenler
    onu Aphrodite'in kendisi zannederlerdi.

    Bu genç rahibe güzel olduğu kadar alçak gönüllüydü de. Bu
    yüzden Aphrodite bu kızı kıskanmak bir yana onu çok severdi.
    Her sene ilk baharın gelişi ile birlikte Sestos'ta şenlikler düzenlenir,
    çevreden insanlar akın akın buraya gelir, Aphrodite'in mabedini
    ziyaret ederlerdi. işte böyle bir bayram günü Leandros adında
    yakışıklı bir genç Aphrodite'in mabedindeki bir ayine katılmıştı .

    Abydos'lu olan Leandros getirdiği hediyeleri sunmak üzere mihraba
    yaklaştığında; güzel rahibe Hero'yu görünce aklı başından gitmiş ilk
    bakışta ona aşık olmustu. Ayin boyunca gözlerini güzel rahibeden
    ayıramamıştı. Sanki karşısındaki Aphrodite'in ta kendisiydi.

    Leandros gün batıncaya kadar mabedinin bir köşesinde bekledi.
    Ziyaretçiler birbir mabedi terk edince yavaşça tek başına kalan
    Hero'ya yaklaştı. Rahibe genç delikanlıyı görünce ürkerek geri
    kaçtı. Ama Leandros onu durdurdu. Ve oracikta mihrabın
    önünde Hero'ya duyduğu aşkı dile getirdi. O günden sonra
    Leandros Hero'nun tüm itirazlarına rağmen her gün mabede
    gelip genç rahibeye duyduğu aşkı anlattı. Hero defalaca ona
    bir rahibe olduğunu ve böyle bir aşka karşılık veremiyeceğini
    söylediyse de Leandros pes etmedi. Duyduğu sevgi öylesine
    büyüktü ki, bir gün mutlaka karşılığını alacağına inanıyordu.
    Tüm çabaları ve ısrarları sonunda arzusuna kavuştu. Hero da
    onu seviyordu ancak aralarında büyük bir engel vardı.

    Hero, deniz sahilinde ıssız bir kalede yaşlı bir kölenin kontrolü
    altında yaşıyordu, üstelik Leandros'un yaşadığı şehirle aralarında
    deniz vardı. Ama Leandros aşkı uğruna herşeyi yapmaya hazırdı.
    Buna, gece karanlığında yüzerek denizi geçmek de dahildi.

    O akşam yaşadığı şehre geri dödüğünde sahile inerek denizi
    seyretti, gözleri ile karşı kıyıdaki kaleyi arıyordu. Bu sırada
    rüzgâr şiddetini artırmış, bulutlar ayı ve yıldızları kapatarak ortalığı
    karanlığa boğmuştu. Issız kalede köle ile birlikte oturan Hero
    endişe ile dışarıyı izliyordu. Bir ara yaşlı kadına dönüp; "Bu
    korkunç gecede kim bilir kaç balıkçı yolunu bulup evine
    dönemeyecek. Bence karanlıkta yolunu kaybeden denizcilere
    yol göstermek, onları felaketten kurtarmak için kalenin üstüne
    bir meşale yakarsak Aphrodite'yi de sevindirmiş oluruz" dedi.

    Bu sözlerle yumuşayan yaşlı kadın, kalkıp bir meşale yaktı ve
    kalenin tepesine kolayca görülebileceği bir yere koydu. Esen
    rüzgâr onu canlandırdı alevi daha da yükseldi ve etrafı aydınlattı.

    Hero heyecanla dışarıyı seyrederken duyduğu bir sesle kalbi küt
    küt atmaya başladı. Denize doru baktığında dalgalarla boğuşan
    birini gördü bu Leandros'tan başkası olamazdı..onu yaşlı köle de
    görmüştü. Aşağı inip delikanlıya kıyıya çıkabilmesi için yardımcı
    oldu ve onu rahibenin odasına götürdü. Leandros yorgunluktan
    bitkin ama sevdigini görmekten mutlu bir halde genç rahibeye
    sarıldı. Yaşlı köle buna çok şaşırmıştı ancak onlara engel olmadı.

    O günden sonra Leandros her gece Hellaspostos'u yüzerek geçip
    sevdiğine ulaşıyordu. Günler haftalar aylar geçti, güzel yaz günleri
    geride kaldı ve kışa yaklaştılar. Deniz eskisi gibi sakin ve sıcak
    değil, dalgalı ve soğuktu. Hero her gece yüzerek bogazı geçen
    Leandros için endişelenmeye başlamıştı bu yüzden ona bir süre
    birbirlerini görmemeleri gerektiğini söyledi. Bahar gelinceye kadar
    ayrı kalmaları gerekiyordu. Kışın boğazı yüzerek geçmek çok
    tehlikeliydi. Leandros her ne kadar istemese de sevdiğinin bu
    isteğine boyun eğdi. Ve bahara kadar gelmeyeceğine dair ona
    söz verdi. Ama bu ayrılığa sadece bir kaç gün dayanabildiler.

    Leandros, Hero'nun yolladığı özlem dolu mektubu okuyunca
    daha fazla dayanamayarak, düşünmeden kendini azgın dalgaların
    kucağına attı ve bir an evvel sevdiğine kavuşabilme arzusu ile
    dalgalarla boğuşmaya başladı. Fırtına arttıkça artıyor, dalagalar
    daha da aşılmaz bir hal alıyordu. Hero'nun yaktığı meşale şiddetli
    rüzgârlardan sönerek ortalığı karanlığa gömdü. Heyecan içinde
    Leandros'un yolunu gözleyen Hero, yaşlı köle uyuduktan sonra
    gizlice sahile indi ancak orada dalgaların kıyıya attığı sevdiğinin
    ölüsü ile karşılaştı. Bu acıya dayanamayan Hero sevgilisine
    sarılarak kendini öldürdü. Kasabalılar bu haberi duyunca yas
    elbiselerine bürünüp kaleye geldiler ve iki sevgilinin cenaze törenine
    katıldılar.Onları deniz kıyısında aynı mezara gömdüler ve Onların
    anısına boğazın azgın sularına güzel kokulu çiçekler attılar.

    kaynak: balca net
    0 ...
  56. yaniliyor muyum

    1.
  57. BUNCA YIL YAŞAMIŞSIN
    HAYATTAN PAYINA DÜŞENi ALMIŞSIN,
    DÖNEN BU ÇARKLARIN ARASINDAKi
    GÖREViNi YERiNE GETiRMEYE ÇALIŞMIŞSIN.
    MUTLAKA SEVMiŞSiN, SEViLMiŞSiN
    DOSTLARIN, ARKADAŞLARIN VARDIR.
    HATTA; SEViYORUM SANDIĞIN BiR SEVGiLiN VARDIR.
    BELKi, BANKADA DÜNYAYI SATIN ALACAK KADAR
    YÜKLÜ BiR HESABIN,
    BELKi DE CEBiNDE SADECE NEFES ALACAK KADAR
    YETERLi PARAN VARDIR.
    AMA ZAMAN ZAMAN SORARSIN KENDiNE
    "BÖYLE Mi OLMALIYDI?" DiYE;
    ÖYLE ANLARIN OLUR Ki; NiÇiN YAŞADIĞINI BiLMEZSiN
    HERŞEY ANLAMSIZ GELiR.
    YÜKSEK DAĞLARA, TEPELERE ÇIKIP HAYKIRMAK iSTERSiN
    BELKi, DUYURABiLiRSiN SESiNi BiRiLERiNE
    NE ÇARE?
    "DELi" DiYECEK EN YAKIN DOSTLARIN BiLE.
    VE... NEDEN, NiÇiN,
    NEREYE KAÇACAĞINI BiLMEDiĞiN iÇiN.
    O DiYARLARI TERKEDEMEZSiN!
    "ÇOK ŞÜKÜR YAŞIYORUM." DERSiN.
    HAYATIN SANA SUNDUĞUNU KABUL EDERSiN.
    LÂKiN BEYNiNiN EN KUYTU KÖŞELERiNDE
    HEP BiR SORU iŞARETi OLMUŞTUR.
    YÜREĞiNiN EN DERiN YERiNDE
    HEP BiR ATEŞ YANMIŞTIR,
    BiR YANIN HEP EKSiK KALMIŞTIR.

    YANILIYOR MUYUM???

    kaynak: balca net

    yazarı bilinmiyor.
    0 ...
  58. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2026 uludağ sözlük