31.05.2013 tarihinde patlak veren Gezi Olaylar'ının ardından meydanlara dökülen 2013 gençlerinin kuşağıdır. Şayet, sıradan bir eylem durumu olsaydı, bir kuşak hareketi olmazdı ama devam eden bir direniş ve mücadele var.
Fırat Tanış önderliğinde kurulan oyunculuk ve dans stüdyosu. Türkiye'nin en baba Hocalar'ından birebir özel ders alabileceğiniz alternatif bir mekan. Oyunculuk, dans, yoga ve daha bir çok ders mevcut. Mekan Bahariye girişinde, sanatçılar sokağının sonunda.
Anlatılmazdır, sadece yaşanılasıdır. Allah belasını versindir.
Şakasına;
-"itelim mi abi"
-"itelim"dedi ve yola koyulduk.
iki gece önce alkolü fazla almıştım ayıptır söylemesi. Ortama uyduk biraz ve karıştırdık. Bu mide bozukluğuyla Marmaris'ten istanbul otobüsüne bindim. Tabi ki çok büyük bulantı problemi çektiğimi söylememe gerek yok. Bunun üzerine bir de Eskihisar'a gelmeden araba bozuldu. Tam 2,5 saat. Otobüs halkı (nasıl olduysa) günün plumberı olarak beni seçti galiba. En son 17-18 anahtarını arıyordum kaptana vermek üzere. Motorun bilmem nesinin borusu patlamış. Çok anlarım ya. Bir yandan işkence çekiyorum, bir yandan da yardım ediyorum. 2,5 saat geçti ve yapacak hiçbir şey yok. Şakasına demiştim "itelim mi?" diye. ittik ve çalıştı. işte bizim zihniyetimiz. Televizyon bozulur, vurursun,çalışır. Bilgisayar mı bozuldu? Kolayı var. Reset at geçer. Otobüs mü bozuldu? Üç beş delikanlıyla itiş gücü yaratır, vurdurursun. Üzerinde en az 20 mühendisin çalıştığı Alman harikası Mercedes otobüsü iterek tamir ediyoruz ya...
Yorum yapılamaz!
Bir de nefret etmenin başka sebepleri de var:
Kafayı vurup yatmak istersin;
1) Koltuklar hayatını beller.
2) Sağında, önünde ve arkanda olmak üzere en az 3 velet vardır ve hayatları ağızlarıyla götleri arasında gidip gelen bu veletler, sürekli ses çıkarma ve bağırma halindedirler. (Sonrasında arkadaş olup, koridorda koşturanları da görülmüştür.)
3) Arkalarda bir yerlerde bas bariton horlayan birkaç amca mutlaka vardır.
4) Para verip 50 kişiyle yatarsın.
5) insanların en doğal hallerini burada görürsün.
Oturup bunları sizinle paylaşmak istedim; duygu durumum bu halde..
Not: Eve vardım sanmayın; hala otobüsteyim. Bunları size otobüsten yazıyorum sözlük.
Karakterine göre bazen çok sevimli bazen çok itici olurlar. Yolda, hararetli bir şey anlatırken aniden bir sokak kedisinin peşine düşmeleri yeterince sinir bozucudur.
Evet, sanat sol bir eylemdir. Dili, dini, imanı olmaz. Değişimcidir, yenilikçidir. Kişilere kurumlara ve/ya zümrelere mal edilemez. Mesela tiyatronun çıkış tarihinde bile, örneğin yunan tiyatrosunda, devleti, tanrıları, insanları hicveder. Doğru yolu göstermeye çalışır. Şu anda da böyle. En azından olması gereken yön bu.
"istanbul Atlı Okçuluk ve Tarihi Atlı Savaş Sanatları Kulübü" yanlış zamanda doğan savaşçıların mekanıdır.
At severler ve Geleneksel Okçular ve yanlış zamanda doğan savaşçılar tarafından kurulan istanbul Atlı Okçuluk ve Tatihi Atlı Savaş Sanatları Kulübü 10 senelik araştırma ve sayısız ok tüketildikten, kılıç yaralar alındıktan sonra 2012 yılında Kilyos Gümüşdere'de kuruldu.
Geleneksel Türk Atçılığı, Okçuluğu, Atlı Okçuluk ve tarih boyunca at üzerinde kullanılan kılıç, mızrak, balta, gürz, teber, şeşber ve kargı üretiminde önemli idman yapan kuruluşumuz gerek musabık, gerek dublör, gerekse at severler için doğal bir idman ortamı tedarik etmektedir.
Bunun yanında atmacacılık, yabani ve yırtıcı hayvanlar da yetiştirilmektedir.
Bizim biricik mabedimizdir.
Verilen Dersler:
*Binicilik,
*Okçuluk, kılıç ve diğer savaş aletlerinin tatbikine yönelik eğitimler
*Bunların at üstünde kullanımı.
Yargılamalarımızla hoşgörüyü el birliğiyle öldürdüğümüzün kanıtıdır.sürekli bir yargılama içerisindeyiz. Sürekli olumsuz eleştiri hali. Artık iğrenç bir hal almış durumda günümüzde. Biraz hoşgörü.
Ata sporudur ama Türkiye'de çok yaygın değildir malesef. Bu sporu yapan Türkiye'de belli başlı ekip var. istanbul'da bizim kurduğumuz ekip, Biga'da, Kayseri'de ve Sivas'ta var. Henüz bir federasyonu yok. Yurt dışında bu spor çok daha yaygın. Ukrayna, Çek Cumhuriyeti ve Polonya önde gelen ülkeler.
Atları yetiştirme tarzı olarak çok farklı. Bizim elimizde ki atlar savaş atıdır. Tjk'dan ve/ya cirit takımlarından aldığımız cins atları, bu psikolojiden çıkarıp savaş psikolojisiyle yetiştiriyoruz. Atlar, tepelerinde silah patlatsanız da, kılıç sallasanız da, ok atsanız da tepki vermezler.
Atlı kargı, atlı kılıç ve atlı okçuluk bütündür bence. Bunların hepsi bir arada yapılmalı.
Kıyafet ve zırhlara gelince, orjinale yakın olmalılar. Kumaş seçimleri, desenler, kullanım alanları ve özellikleri orjinale yakın olmalıdır. Lakin bunu da Türkiye'de yapan 3 4 yer sayabilirim sadece. Onlar da bazı dönemlere hakim değiller.
Doğal yaşamı bozan insanımsılara şahit olan insan söylemidir.
Bugün istanbul'da gece yarısı taksimin en kuytu yerleri bile çöpten geçilmiyorsa, yol kenarlarında ki yaşlı ağaçları -belediye olarak- kökünden kesiyorsak, kalan tek tük yeşil alanlarımızın üzerine parsel parsel villalar yapıyorsak;
evet;
bok gibi bir dünya bırakacağız geride gelecek kuşaklarımız için.
Türk okçuluğunda kullanılan yay çekme yüzüğü. Baş parmağa takılır ve yay gezlemek için bir yuvası vardır. Yay çekmek zor olduğu için ve baş parmağa zarar vermesin diye bu yüzük kullanılır. Deriden bileklik şeklinde gelip baş parmağı saran modeli de vardır.
Gerçekten yazıktır bu dünyalı arkadaşımıza. Evren o kadar büyüktür ki, dünya içinde zerre kadar kalmaktadır. Sayısız galaksi vardır. Bu koca evrenin sadece insanlara bahşedilmiş olma ihtimali mümkün müdür?
Keşke olsa. Kep törenlerinde olabilecek en güzel eylemlerden biri olabilir. Rektör konuşmasını yaptıktan sonra yerine oturur, keplerin havaya atılacağı an gelir kepler çıkarılır ve yüzlercesi rektörün üzerine yağmaya başlar. Çok güzel olabilir.
Üniversiteden mezun olmakta olan öğrencilerin, diploma töreninde topluca yaptığı etkinlik. Herkes aynı anda kepini havaya fırlatınca güzel bir resim oluyor.
Üniversiteler sonra bu anı fotoğraflayıp reklam broşürlerine basıyorlar. Aslında sadece üniversite broşürlerine kapak fotoğrafı olsun diye yapılan bir etkinlik.
Sümeyye erdoğan olmak demektir. Daha önceleri Türkiye'nin bütün polis kadrosuyla oyun izlemeye gelen sümeyye erdoğan, son hadisesinde protokolde cakkıdı cakkıdı sakız çiğnemiştir. Sahnede ki oyuncu sümeyye erdoğanı hicivle uyarmıştır. Ama sümeyye erdoğan "türbanım olduğu için üzerime gelindi" demiştir. Üç senedir kapalı gişe oynayan oyunu binlerce türbanlı vatandaşımız seyretmiştir. Neden siz? Türbanınız olduğu için mi? Sakızınız olduğu için.
San Marino'dur. 1. dünya savaşı sırasında san marino, italya ile birlikte ittifak devletlerine savaş ilan etmiştir. Türkiye cumhuriyeti kurulduktan sonra, itilaf devletleriyle barış anlaşması imzalanmıştır. Lakin san marino ile imzalanmamıştır. Bu yüzden iki devlet hala savaş halinde gözükmektedir.
bir duruş tekniğidir. vücudun doğal olmayan formlarını, doğal hale getiren bir sistemdir. beden ve zihin uyumunu bir senkron haline getirir. minimal güç kullanarak maksimum enerji ile bir vücut eylemi yapabilirsiniz. tiyatro bölümlerinde hareket derslerinde öğretilir. ayrıca bazı dövüş sanatlarının temelinde öncelikle bu eğitim verilir.
istanbul Bilgi Üniversitesi Radyo Sinema Televizyon bölümü öğrencisidir. Daha öğrenci olmasına rağmen, sürekli işin içinde olmuş genç sanatçıdır. Gelecekte çok iyi işler yapacağı gün gibi ortadadır.
Bunu ancak çok korkunç, çok sinsi bir insan topluluğu yapabilir. her şeyi özelleştirmeye kalkan zihniyet şimdi de, bizim için manevi değeri olan, atamızın son dinlendiği yerlerden biri olan, savaronayı satıyor. Yarın öbür gün bu şuursuzlar anıtkabiri de satarlar.
büyük abdest yapılacaksa, 'yan kabinden duyulabilir' endişesiyle sıçmaktır. Önce ki arkadaşın bıraktıklarıyla karşılaşmak da tiksindirici bir eylemdir. insan elini yıkarken musluğa dokunmaya tiksinir.
Bazı sanatçıların ne kadar çıkar peşinde gösterdiğini açıkça beyan eden durum. Ülkem çıkmaza giriyor ya, herkes nereden kar sağlasam diye bakıyor. Sen sanatçısın güya. Toplumu analiz etme özelliğin olmalı. Hiç bir şey demiyorum. Amerikan uçakları geldiği zaman daha rahat edersin.
Haber şu şekilde:
recep tayyip erdoğan'ın sanatçılarla yaptığı kahvaltılı toplantının en dikkat çeken ismi bülent ersoy oldu.
söz isteyen ersoy, 'ülkeye mâl olmuş bir sanatçı olarak, havaalanlarında vip'den geçme hakkım var' dedi.
en uzun konuşmayı yapan bülent ersoy tepki çekti. ersoy, 'sanatçı var, şarkıcı var. biz sanatçıyız ve sanatçı gibi davranılmasını istiyoruz. çok seyahat eden bir insanım. sanatçıların havaalanlarında vip'ten geçmesini istiyoruz' dedi. emel müftüoğlu, 'lütfen kısa keselim' uyarısında bulunurken, bir başka kişi 'burayı da popstar'a çevirdiniz' dedi. bülen ersoy'un başbakan'dan, uçakta rahat bir şekilde seyahat edebilmek için daha geniş koltuklar istediği de öğrenildi.
bu isteğe diğer sanatçılar şaşırdı. ersoy'un konuşmasının uzaması üzerine, emel müftüoğlu söze girdi ve 'burada şahsi meseleleri değil, ülke meselelerini konuşmaya geldik' diyerek uyardı. ersoy'un erdoğan'a yönelik konuşmasında söylediği 'sizinle dokularımız uyuşmaz ama...' cümlesi de dikkat çekti.