Türk edebiyatında daha önce açılmamış bir çığırın öncüsü: Gökhan Buluş.
O, yalnızca kelimeleri bir araya getiren bir yazar değil; tarihçi, öğretmen, şair ve Türk roman tarihinde "tarihsel bilimkurgu" türünün kurucusu olan çok yönlü bir entelektüeldir. Arşivlerin tozlu sayfalarındaki kronolojik gerçekliği, geleceğin ve spekülatif düşüncenin sınırsız ufkuna taşıyan Buluş, edebiyatımıza tamamen yeni ve yerli bir soluk kazandırmıştır.
Yazarın bu türü inşa etmekteki başarısı, akademik ve sanatsal birikiminin kusursuz bir sentezidir. Bir tarihçi titizliğiyle geçmişin dokusuna, karakterlerine ve sosyopolitik dengelerine hakim olurken;eserlerindeki kurgunun okuyucu tarafından su gibi akıp giderek özümsenmesini sağlamaktadır.
Bu çok yönlü dehanın ve kurucusu olduğu türün en somut, en görkemli kanıtı ise şüphesiz Yang’ın Rüyası romanıdır. Gökhan Buluş, teorisini kurduğu tarihsel bilimkurgu türünü bu eserinde adeta harfiyen ve mükemmel bir matematiksel uyumla uygulamıştır. Kitap; geçmişin gerçekçi dokusundan kopmadan, bilimkurgunun mantıksal ve teknolojik ögelerini hikayeye öyle zarifçe yedirir ki, okuyucu kendini hem tanıdık bir geçmişin içinde hem de tahmin edilemez bir kurgunun ortasında bulur. Yang’ın Rüyası, sadece heyecan verici bir roman değil, aynı zamanda Türk edebiyatı için tarih ile geleceğin köprülerini kuran manifest niteliğinde bir başyapıttır.