focus
103 (çalışkan)
altıncı nesil yazar 1 takipçi 11.02 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    sevgiliyle telefonda konuşamamak

    28.
  1. iş ve arkadaşlık ilişkisi içerisinde yapılan telefon görüşmelerinde üzerinde durulacak spesifik bir konu mevcutken, sevgililik ilişkisi içerisindeki hasıl olan yoğun telefon trafiği bir zaman sonra karşı tarafa olan ilginin ifade edilmesine ya da sevdiceğin sesine duyulan özlemin giderilmesine hizmet eder hale gelir.

    ve bu durumda eğer taraflar belli bir olgunluk merhalesini geçmişlerse, kendilerine, karşı tarafa ve dolayısıyla ilişkinin biçemine yüksek saygı duyuyorlarsa iletişimi nitelikli, içi dolu bir şekilde sürdürme kaygılarını korurlar. o an akıllarına gelen her düşünce titreşimini sıçar gibi dökmekten imtina ederler

    ve fakat konuşulacak konular o ana özgü olarak suyunu çekmiş olabilir. reel hayatta bu cereyan ettiğinde karşılıklı susulup birlikte var olmanın hazzı yaşanabilirken, telefon iletişiminde bunu gerçekleştirmeye çalışırken her iki tarafın kulağında ahize tutmaya devam etmesi oldukça komik gözükmektedir. fazla uzatmadan konuşma kısa kesilebilir.

    işte o zaman ya pesimist bakış açısıyla sevgiliyle telefonda konuşulamadığına karar verilir ya da üstteki açıklamalar doğrultusunda nitelikli bir ilişki içerisinde olduğu düşünülür.
    0 ...
  2. patates şiiri

    1.
  3. patatese olan aşkımı anlatan şiir.

    patates kızartması
    budur yemeğin hası
    uçar kalbin tasası
    yerken seni ulu patates!

    haşlaması ayrı güzel
    yokluğu hayli üzer
    hissederim ben çok özel
    yerken seni ulu patates!

    püreydi kenarda kaldı
    lakin etten rol çaldı
    huzur ruhumu sardı
    yerken seni ulu patates!

    salata yapacaksam eğer
    içinde varsan değer
    gönlüm kendinden geçer
    yerken seni ulu patates!

    tatlını yaptım herkes şaştı
    dediler focus kendini aştı
    haykırdım "nedeni aşktı"
    yerken seni ulu patates!
    10 ...
  4. sözlük yazarlarının kullandıkları taşıtlar

    5.
  5. sözlük erkeklerinin yapmayı bildiği yemekler

    8.
  6. Pureli tavuk,
    Hasanpasa kofte,
    Orman kebabi
    Patlican sirma,
    Kuverde tavuk gotu,
    Bazlama
    0 ...
  7. topuklu ayakkabisiyla ofisi inleten hatun

    1.
  8. Sigara icmeye cikar, tock! tock! tock!, tuvalete gider tock! Tock! Tock!, oraya buraya dolanir yine tock! Tock! Ulan sen kadinligini seksepaliteni gosterecen hava atacan diye zorunlumuyum kafamin sikilmesine. Mahkummuyum konsantre olmus isimin arasinda beynimin icine civi cakilmasina. Yok arkadas bir kadinin icinde olacak alcak gonulluluk, mutevazilik, ince dusunme gibi faziletler.
    Topuklarina ates edip dans etmesini isteyen kowboy olasi geliyor insanin.
    0 ...
  9. bugüne kadar vazgeçemeden oynanan pc oyunu

    44.
  10. bir kızla tanışırken kullanılan ilk cümle

    3.
  11. Affedersiniz melekler ne zamandan beri dunyaya iniyor, bunu sizi gorunce sorguladim da.
    Yahu zaten memlekette nufus ve issizlik sorunu var, siktirin gidin ote dunyada takilin amk, sorun yaratmayin buralarda.
    2 ...
  12. yazarların şu an dinlediği şarkılar

    7360.
  13. sözlük yazarlarının en son çılgınlıkları

    33.
  14. Bi ufak votka gomup, son ses dream theater calan mp calari kulaga takip eller montun cebinde kadikoy sahilinde bisiklet surmek. Hayal meyal hatirliyorum ama sabah uyandigimda en ufak bir cizik tespit edemedim bedenimde.
    0 ...
  15. neee fatih öldü mü

    2.
  16. Olamaz olamazz kessinlikle olamaz!! derken bir gozu de fatihin biraktigi yarim saraptadir bunu diyen serefsizin.
    3 ...
  17. erkek götü

    224.
  18. tabuları olmayan bir abazanın bile sikmek için en ufak istek duymadığı göttür.
    şahane kadın götü varken sikmişim öyle kaslı götü.
    2 ...
  19. pazar günü içki içmek

    1.
  20. pazar günü yaşanan pazartesi sendromunu atlatmada ele alınabilecek en iyi yöntemlerden. hatta ertesi sabah kalkınca aç karnına iki bira daha gömülmelidir ki pazartesi sabahında da devam edecek sendrom, hız kesmemiş çakır keyif kafanın hoşluğu ile duyumsuzlaştırılabilir olunabilsindir.
    1 ...
  21. ben sana layık değilim diyenin doğru söylemesi

    2.
  22. katıldığım bir tespit. "ben sana layik değilim" diyen kişi aslen "sen bana layik değilsin" demek isterken sonuçta sizin ona olan sevginize layik olmadığını beyan etmiş olmaktadır.
    2 ...
  23. seksi ve yakışıklı erkek olmanın zorlukları

    70.
  24. karizmatik ses tonunun da etkisiyle birlikte yüz yüze iletişimde bulunulan hatunların direkt ıslanması ve heyecanlanması sebebiyle iş görüşmesi öncesi belirlenmiş konuya yeterince odaklanamamak ve bundan dolayı sağlıklı bir görüşme yapamamak. teklif ve şartnamedeki bazı hususların havada kalması.
    gerçi bunları özel bir yemekte tekrar konuşmak için aranılacağı zaten ön görülmektedir ama totalde zaman kaybı eksisi hanemize yazılmakta.
    0 ...
  25. kadınları çekici yapan detaylar

    1191.
  26. herhangi bir konuda fikrini beyan ederken, sevdiği müzikten bahsederken vs. tıpkı bir hatunu tavlama arzusu içinde olan erkek misali özgün olma ve fark yaratma kaygısı hissetmesi.
    0 ...
  27. gece uyandırıp seni seviyorum diyen sevgili

    4.
  28. -hmmph canım teşekkür ederim ama sabah oral seksle uyandırsaydın daha makbule geçerdi.
    -allah belanı versin senin (yastık yüze çalınır)
    5 ...
  29. mutluluğun düşmanı

    6.
  30. bulunulan durumu daha iyi bir durumla kıyaslama güdüsüne sahip olmaktır.
    artı durum her zaman olacağı için mutluluğun baki kalması olanaksızdır.
    dolayısıyla mutlu olmak imkansızdır.
    akıllı insanlar bunu görür bakar ve şöyle bir sonuca varır.
    hayata öyle bir bakayım ki o bakış açısıyla kendimi eylemsiz haldeyken mutlu hissedebileyim.
    işte bunu gerçekleştiren kişi buda dır a dostlar.
    0 ...
  31. yazarların son zamanlarda taktıkları şarkılar

    209.
  32. panikatak

    169.
  33. yıllar sonra hobbit in 3d gösterimine girdiğimde başıma gelen.

    "farklı ve çarpıcı bir deneyim, öyleyse panik atak sendromumu tetikleyebilir" diyen beyin ve yarattığı korku illuzyonu.

    çıktığımda değerli bir arkadaş şöyle demişti ki o andan sonra bir daha panik atak yaşamayacağıma eminim.

    "panik atak, korkmaktan korkmaktır"

    üzerinde düşünün ve bir daha yaşamayın bu yalan illeti.
    0 ...
  34. lisede yapılan saçmalıklar

    14.
  35. sevişirken sevgilinin pırt yapması

    12.
  36. en güzel kız isimleri

    1855.
  37. hayat siken şarkılar

    140.
  38. insanı uykusuzdaki "sami" formatına bağlayıp "ne yaptı, babanla ananı mı ayırdı?, şirketini iflasa mı sürükledi?, karın gebeyken dinledi de çocuğun sakat mı doğdu?" dedirten, yeni yetme beyinsiz aklıyla takdir cümlesi kurmaya çalışan gerizekalı ergenleri akla getiren tanım.

    kendi kabuklarında "sikilmiş hayat" illüzyonları oluşturup onun içinden ne kadar süper olduğunu çekip çıkaran "aptal genç" lerin sikimsonik dönem şarkılarıdır.

    0 ...
  39. evde top oynamanın daha zevkli gelmesi

    2.
  40. çalışan anne babaya sahip olup da bütün gün evde yalnız kalan futbol aşığı erkek çocuk olarak farkına varılmaması olanaksız olan.
    kısa sürede mahallenin top sektirme ilahı olarak ortaya çıkılacağının müjdecisi.
    0 ...
  41. çırılçıplak soyunan sevgilinin sarılıp uyandırması

    2.
  42. sabah quickie si için bir çırpıda soyunan erkeğin bir önceki gece niye seks yapamadığını hatırladıktan sonra olayı absürd romantizm biçimine sokma durumu.

    -canıım biliyosun reglim amaaa...
    -tamam yavrum bişey yapmıyorum ki, severek uyandırıyorum sadece
    -niye dal taşaksın peki utkucuum
    -ya banyoya girmeden önce sarılayım dedim işte hayret bişii yaa.

    (bkz: ne biçim ukte lan bu)
    0 ...
  43. ruhu çirkin kendi güzel olan kız

    19.
  44. senaryosunu yazdığım çirkin ama bir o kadar heyecan verici, şehvet pompalayıcı fantezilerimde ahlak sınırlarlarına takılmadan gönlü hür, vicdanı hür bir şekilde rol oynayacak meleğimdir.
    aslında kendi de çirkin olabilir, sorun yok.
    1 ...
  45. sekste erkek kasığının kadın poposuna vurma sesi

    10.
  46. kalçaları pembeleştiren avuç içi şaplakların desteğiyle şehvet armonisine dönüştürülmesi makbul olan seks titreşimi.
    3 ...
  47. sözlük yazarlarının sevdiği şiirler

    785.
  48. TAMAM YAVRUM,

    METELiĞiMiZ YOK; AMA YAĞMURUMUZ VAR

    sera etkisi deyin ne derseniz deyin
    eskisi gibi yağmıyor işte yağmur.
    özellikle büyük kriz zamanındaki
    yağmurlar geliyor aklıma.
    kuruş para yoktu ama bolbol
    yağmur vardı.
    öyle bir gece veya bir gün
    değil,
    7 gün ve 7 gece
    YAĞARDI
    ve Los Angeles'in yağmur ızgaraları
    bu kadar çok yağmuru emebilecek
    şekilde yapılmamıştı
    ve yağmur KALIN
    ve KARARLI
    ve DÜZENLi yağardı
    ve damlaların çatılara çarpışını
    oradan da oluk oluk
    toprağa akışını DUYARDINIZ
    ve DOLU,
    büyük BUZDAN KAYALAR
    patlayan
    oraya buraya saçılan havada uçuşan;
    ve yağmur
    kısaca
    DURMAZDI
    ve bütün çatılar akardı -
    evin her tarafına
    tencereler,
    kapkacaklar serilir
    TIP TIP sesleri bütün eve yayılırdı;
    ve kaplar boşaltılır,
    boşaltılır
    ve tekrar boşaltılırdı.
    kaldırımların üstünden geçerdi yağmur,
    bahçelerin içinden; ve merdivenleri tırmanıp
    evlere girerdi.
    el bezleri vardı, banyo havluları,
    ve yağmur genelde
    tuvaletlerden girerdi: köpüre köpüre, kahverengi, küçük girdaplarla
    ve külüstür arabalarla dolu olurdu sokaklar
    güneşli bir günde
    marş basmayan arabalarla,
    ve işsiz adamlar
    sanki canlılarmış gibi duran o eski arabaların
    can çekişmelerine bakarlardı
    pencereleri önünden;
    işsizler,
    yenik bir zamanın yenik insanları
    hapsolurdu evlerine
    karıları ve çocukları
    ve kedi köpekleriyle.
    kediler ve köpekler
    dışarı çıkmamak için diretir
    evin garip garip yerlerine
    pisliklerini bırakırlardı.
    işsiz adamlar
    bir zamanlar güzel olan karılarıyla
    evde tıkılıp kalmış olmaktan
    çıldırırlardı.
    korkunç tartışmalar yaşanırdı
    haciz ihtar mektupları
    kondukça posta kutularına.
    yağmur ve dolu, bezelye kutuları,
    yavan ekmekler; kızarmış
    yumurta, rafadan yumurta, haslanmış
    yumurta; fıstık ezmesi
    sandviçleri, ve her tencerede
    görünmez bir tavuk.
    babam, kesinlikle iyi biri olmayan babam
    her yağmurda, en iyi ihtimalle,
    annemi döverdi,
    kendimi üzerlerine atardım,
    bacaklar, dizler,
    çığlıklar
    ta ki
    birbirlerinden
    ayrılana kadar.
    "Gebertic'em seni, " bağırırdım "Bi' kez
    daha vurursan ona öldürürüm seni!"
    "Çabuk bu orospu çocu'unu
    çıkar burdan!"
    "hayır, Henri, annenin
    yanında kal!"
    evet, bütün evler kuşatma altındaydı
    fakat sanırım bizim evdeki dehşet
    ortalamanın üstündeydi.
    ve geceleri
    uyumaya çalıştığımızda
    yağmur yağmaya devam ederdi
    ve karanlıkta
    suların odama girmemesi için
    cesurca direnen penceremden
    ayın yağmur sularıyla bulanık
    görüntüsünü seyrederken
    Nuh'u hayal ederek
    ve Gemisini
    tekrar oluyor galiba
    diye düşünürdüm.
    hepimiz düşünürdük
    bunu.
    ve sonra, birdenbire,
    dinerdi yağmur.
    galiba hep
    sabaha doğru
    5, 6 sularında dinerdi,
    huzur çökerdi her yere,
    ama tam bir sessizlik değil
    çünkü hala devam ederdi
    tip
    tip
    tip
    sesleri
    ve sonra sis ve duman
    dağılırdı
    ve sabah 8'de
    gözleri kamaştıran sapsarı bir güneşışığı
    düşerdi yeryüzüne,
    Van Gogh sarısı -
    çılgın, köredici!
    ve ardından
    sağanaktan kurtulan
    çatı olukları
    güneş altında
    genleşmeye başlardı:
    PENG!PENG!PENG!
    ve herkes kalkıp dışarı bakardı
    hala yağmuru içine çeken
    bahçeler
    hiç bu kadar yeşil olmamış
    bir yeşil içinde
    ve kuşlar
    bahçelerde
    deli gibi cıvıldayan kuşlar,
    7 gün 7 gecedir
    yere konup da
    adamakıllı bir şey yiyememiş
    tohum yemekten
    bıkmış kuşlar
    solucanların
    toprak üstüne çıkmasını beklerlerdi,
    yarı boğulmuş solucanların.
    kuşlar solucanları önce topraktan çekip
    havaya kaldırır
    sonra da midelerine indirirlerdi;
    karatavuklar ve serçeler olurdu.
    karatavuklar serçeleri uzaklaştırmaya
    çalışır
    ama serçeler,
    açlıktan delirmiş,
    daha küçük ve çabuk,
    kendi paylarını
    kotarırlardı.
    erkekler verandada durur
    sigaralarını içerlerdi,
    şimdi kapı kapı dolaşıp
    büyük olasılıkla hiç bir kapı ardında
    bulamayacakları bir
    iş arayacaklarının,
    büyük olasılıkla çalışmayacak arabalarını
    çalıştırmaya uğraşacaklarının
    bilincinde.
    ve bir zamanlar güzel olan
    karıları
    banyoya girer
    saçlarını tarar,
    makyajlarını yapar,
    dünyalarını tekrar
    biraraya getirmeye çalışırlardı,
    onları saran korkunç mutsuzluğu
    unutmaya çalışarak,
    kahvaltı için
    ne hazırlasam diye
    telaşlanarak.
    ve radyo
    okulların
    açıldığını söylerdi.
    ve
    ardından
    işte ben
    yine okul yolundaydım,
    yollarda kocaman
    su gölcükleri,
    tepemde yeni bir dünya gibi
    güneş,
    evde annemler,
    okula
    zamanında vardım.
    Bayan Sorenson bizi
    "bugün tenefüs yok,
    yerler çok ıslak"
    diyerek karşıladı.
    çocuklar "AOF"
    bağırdı bir ağızdan.
    "fakat tenefüs saatinde
    çok farklı birşey
    yapacağız," dedi,
    "ve çok zevkli
    bir şey!"
    hepimiz merak ettik
    bu çok zevkli şeyin
    ne olduğunu
    ve o iki saat
    Bayan Sorenson
    dersini anlatmaya
    devam ederken
    bir türlü geçmek bilmedi.
    Küçük kızlara baktım,
    çok tatlı ve temiz ve
    dikkatli görünüyorlardı,
    uslu ve dik
    oturuyorlarken sıralarında
    ve saçları
    Kaliforniya
    güneşi altında
    çok güzeldi.
    sonra tenefüs zili çaldı
    ve hepimiz eğlenceyi
    beklemeye koyulduk.
    ardından Bayan Sorenson sınıfa seslendi:
    "şimdi ne yapacağız
    biliyor musunuz, birbirimize
    yağmur sağanağı sırasında
    neler yaptığımızı anlatacağız!
    en ön sıradan başlayıp
    arka sıralara doğru devam edeceğiz!
    hadi Michael, sen başla!..."
    ve hepimiz
    hikayelerimizi
    anlatmaya başladık, Michael başladı
    ve herkes sırayla kalkıp devam etti,
    ve sonra farkettik ki
    hepimiz yalanlar söylüyorduk, tamamen
    yalan sayılmaz ama
    çoğunlugu yalandı
    ve oğlanlardan bazıları pis pis
    gülmeye başladığında kızlar onlara
    kötü bakışlar fırlattı ve
    Bayan Sorenson "tamam!" diye bağırdı
    "tam bir sessizlik istiyorum!
    Siz merak etmeseniz de
    ben
    neler yaptığınızı
    öğrenmek istiyorum!"
    böylece biz de hikayelerimize
    devam ettik
    ve hepsi de hikayeydi.
    bir kız gökkuşağı
    ilk çıktığında bir ucunda
    Tanrı'nın yüzünü
    gördügünü söyledi.
    bir tek hangi ucu olduğunu söylemedi.
    bir oğlan oltasını
    pencereden sarkıtıp
    bir balık yakalayıp
    kedisini
    beslediğini söyledi.
    hemen hemen herkes
    bir yalan uydurdu.
    gerçek
    fazla acı
    ve utandırıcıydı.
    sonra zil çaldı
    ve tenefüs bitti.
    "teşekkür ederim," dedi Bayan
    Sorenson, "hepsi çok
    hoştu.
    yarına kadar
    yerler
    kurur ve
    kullanılabilecek
    hale gelir."
    çocuklardan bir
    gürültü koptu.
    küçük kızlar
    dimdik ve uslu
    oturuyorlardı,
    çok tatlı ve
    temiz ve
    dikkatli,
    saçları dünyanın bir daha
    asla göremeyeceği bir güneşin
    ışıkları altında
    çok güzel
    görünüyordu.
    ve

    Charles BUKOWSKI
    Çeviri: Cem Duran
    0 ...
  49. musique

    4.
  50. daft punk ın daft punk olduğu devirlerde ortaya çıkardığı çarpıcı şarkılardan biri.

    http://www.youtube.com/watch?v=jq2og9HLrDI
    0 ...
  51. aralıksız 2 saat dinlenen şarkılar

    540.
  52. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2026 uludağ sözlük