ömrüm boyunca tadamadığım hafiflik. bunun yanında çevremde az da olsa bu hafifiliği tadan erkek/kadın insana bakıyorum ve gerçekten süper bir şey olsa gerek demekten de kendimi alamıyorum.
lakin bu olay gerçekleşir ise trt'nin taksim'de yapacağı olası kutlmaya mor ve ötesi'nin katılmaması gerekiyor. bu grup değil mi ki emekten yana olduğunu dillendiren. bu durumda emekçiye açık olmayan bir meydanda yapılacak kutlamaya da katılmamaları gerekir diye düşünüyorum.
edit:görünen o ki gerçekleşmeyecek olan dilek.durum böyle olunca naçizane polemik konum gerçekleşme imkanı bulamadı.
system of a down'ın ermenistan adına yarışmaya katılması ile gerçekleşecek hadisedir.
system of a down'ın yarışmaya katılması halinde trt'nin grubun performansını yayınlamayacağını düşünüyorum. grup türkiye'den puan alır ve bir de derece yaparsa eğer daha ilginç bir durum oluşur ki seyreyle gümbürtüyü.
radikal iki'den;
Çoğu Radikal iki okurunun bilebileceği gibi, biz yukarıda anılan yazarları "sol liberal" olarak nitelediğimiz bir ekolün mensubu kabul ediyoruz. Kanaatimiz, AB ve AKP konusundaki yanılgıların, sol liberalizmin doğasından kaynaklandığıdır. Yani burada basit bir değerlendirme hatası yapılmamıştır, sol liberalizmin felsefi, teorik ve siyasi öncülleri, söz konusu yazarları kaçınılmaz biçimde bu hatalara sürüklemiştir.
Bu yazarları ve Radikal iki'nin benzer düşünen bütün yazarlarını bu konularda bir tartışma başlatmaya çağırıyoruz. Yapılması gereken ya eski tezlerin hâlâ doğru olduğunu göstermektir ya da özeleştiri yapmak.
Bitirirken tartışmaları stereotiplere indirgemekten hoşlananlara hatırlatalım: Bu satırların yazarı, 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007 muhtıralarına şiddetle karşı çıkmış olan, bugün de AKP'ye karşı açılmış kapatma davasını Batıcı-laik kampın gülünç bir girişimi olarak gören biridir. "Ulusalcılar" ile uğraşmak elbette kolaydır. Biz ise Radikal iki yazarlarını Marksizm ile tartışmaya çağırıyoruz.
karakter sınırlaması sağ olsun. olması gereken şu;
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları
madde iyice okunduğunda yoruma açık olarak herşeyi kapsayabileceği gibi yok bizim imkanlarımız yeterli değil deyüp hiçbir şeyi tescillemeye de bilirsiniz. böylede süperdir
2863 sayılı kanunun 6. maddesine göre belirlenen varlıklardır. kanun maddesinden;
a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,
b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,
c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları,
d) Milli tarihimizdeki önlemleri sebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve tesbit edilecek alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler.
Ancak, Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar.
madde 7'nin bir bölümü;
Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.
T.C. KÜLTÜR VE TURiZM BAKANLIĞI, KÜLTÜR VE TABiAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU'nun 728 sayılı ilke kararı doğrultusunda KORUMA VE KULLANMA KOŞULLARI belirlenen sit alanlarıdır. (tabii sit)
ilke kararından;
Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır.
T.C. KÜLTÜR VE TURiZM BAKANLIĞI, KÜLTÜR VE TABiAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU'nun 658 sayılı ilke kararı doğrultusunda KORUMA VE KULLANMA KOŞULLARI belirlenen sit alanlarıdır. ilke kararından;
insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır.
T.C. KÜLTÜR VE TURiZM BAKANLIĞI, KÜLTÜR VE TABiAT VARLIKLARINI KORUMA YÜKSEK KURULU'nun 421 sayılı ilke kararı doğrultusunda belirlenen sit alanlarıdır. ilke kararından;
tarihi sit; Milli tarihimiz ve askeri harp tarihi açısından önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve doğal yapısıyla birlikte korunması gerekli alanlardır.
koreli usta yönetmen kim ki dukun son filmi, ingilizce adı time. bugün filmekiminde galası yapımıştır. gel-gitlerin olduğu bir alanda yapılmış olan heykel parkının ankara'da en fazla bir ikisinin sergilenmesine izin verilir. sonsuza uzayan heykel filmde harika kadrajların oluşmasını sağlamış. daha fazlasını yazmak için önce tamemen sindirmek gerekiyor.
chp isimli partinin bugün gelmiş olduğu çizgiyi ortaya sermesi açısından önemli bir önermedir. chp'nin baykal sürecinde milliyetçilik sosu ile başlayan söylemi gün geldi sosu bırakıp ana yemek haline ulaştı, gelinen bu noktada chp için sol bir parti demek hatalı olmakla birlikte hitlerin partisi gibi nasyonel sosyalist bir yapıya bürünmeye başladığını görmek partinin kurucusunun atatürk olması sebebi ile insanı iki kere üzmektedir. ahmet inselin 24/09/06 tarihinde radikal 2'de yazdığı yazıdan alıntılayacak olursam "Baykal'ın başkanlığı döneminde yürürlüğe giren son parti programında, "ülkemizde farklı etnik yapıların, farklı kültür kimliklerinin varolması, varlıklarını sürdürmesinin çoğulcu demokrasinin zenginliği" olduğu belirtildikten sonra, CHP'nin "kültürel mozaiğimizin bu zenginliklerinin her boyutuyla geliştirilmesini çoğulculuk anlayışının gereği" saydığı vurgulanıyor. Devamı şöyle: "Türkiye Cumhuriyeti din, dil, ırk ve etnik köken temelleri üzerinde değil, siyasal bilinç ve ideal beraberliği zemininde kurulmuştur. Bu nedenle ırk temelinde çözüm arayışlarının veya asimilasyon uygulamalarının tuzaklarından demokrasimiz kendini her zaman korumalıdır."
işin mostralık yanı bu. Gelelim, Deniz Baykal'ın, devlet bakanı Mehmet Ali Şahin'e geçen gün söylediklerine: "Şimdi vakıflar bir serbest alan haline geliyor. Yani azınlık vakıfları, varolanlar, yeni kurulacak olanlar, sınırsız mülk edinme imkanı, hükmi şahsiyetin bir ekonomik güç merkezi olarak dönüşme imkanı. Bunların geriye dönük 1936'dan sonraki gelişmelere yönelik düzenleme talepleri. Ondan önceki dönemle ilgili muhtemel talepleri hepsi kaygı verici olaylar."
Gene Baykal, bu kez basın mensuplarına konuşuyor: "Şimdi özel eğitim kurumlarıyla ilgili getirilen düzenleme, Türkiye'nin çok geçmişte acısını çektiği misyoner okulları benzeri bir uygulamanın kapısını aralayacak nitelikte gözüküyor. Yani her ülkenin Türkiye'de vakıf kurması, vakıf kuracak bir takım insanları harekete geçirmesi, onlarla hükmi şahsiyet temelinde giderek sosyal ve hatta belki siyasal bir etkinlik araması şansı Türkiye'ye getiriliyor.
Bu konuda bir kamu denetiminin gündemden çıkarılmakta olduğunu görüyoruz. Ayrıca, Anadolu'nun dört bir köşesinde özel Hıristiyanlık anlayışına dayalı, başka dinlere dayalı, dini anlayışlara, mezhep anlayışlarına dayalı eğitim düzenlemelerinin yapılmapılabilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Getirilen yasalarda bunlar var." yazının tamamı için http://www.radikal.com.tr...hp?ek=r2&haberno=6259