her şeyi satın alabilirsin ama zamanı maalesef. hayat geçiyor, yaşın geçiyor ve sahip olacağının en iyilerinden birini sevgiden korktuğun için heba ettin, sanıyorum ki öncekileri de öyle. kendini sevmeyi dene her şey düzelir.
Yani bunun için söyleyebileceğim tek şey boğdu boğdu boğdu duvara attı. öteki dünyaya gittim geldim. aklıma başka meme replikleri gelse yazmaya hazırım ama gelmiyor. kendimi yediği tokatlar dayaklar savaşlar şahit olduğu iğrençliklerin bir türlü bitip tükenmediği olayların içinde olan arya Stark gibi hissediyorum.
bilfiil bir yılı aşkın süredir çok sıklıkla kendimi çok kötü, çaresiz ve tam olarak "gariban" hissediyorum. bu duygularımı da kimseyle paylaşmıyorum bunun da etkisi olabilir boyumu aşmasında. terapi aldım bir süre iyi geldi her şeyin farkındayım zaten, yeri geldi terapistim devam etmemize gerek kalmadığını söyledi. sürekli bir kötü olma hali yok pek tabi. olumlamalar, meditasyon ıvır zıvırları, beni kıran olay ve konularla affetme bilmem neleri her haltı deneyip yine çaresiz kaldığımda büyük buhran dolu tecrübemden şunu anladım ki bunu aşmanın en iyi yolu allah'a yönelmek. kalbinin ağırlığı ancak öyle hafifliyor insanın.
ben. lakin kaderim gereği herkesi küçük ya da büyük şeylerle olması fark etmeksizin mutlu etmeye çalışan benim. hahahahsh böyle insanlar tanıyorsanız bilin ki mutlu edilmedikleri için en ufak şeyle mutlu oluyorlar otomatikman.
Çok yakın zamana kadar “bir şeyler”i yaparsam “bir şeyler elde edip bir şeylere sahip olurum” sanıyordum. Bu yapmam gerektiğini zannettiğim şeylerin listesinin ardı arkası kesilmediğini ve kendimi mutlak mutluluğu aramanın simyayla uğraşmakla aynı şey olduğunu anlamam 29 yaşımda vuku buldu.
iş sahibi olursam bütün dertlerimin biteceğini sanmak gibi bir kerizlik içine düşmüşüm. Çok şükür güzel günlerim de oldu ama iki yıldır debelenmekten mental olarak komalık olduğum ve kıskacına kendimi kaptırmamak için elimden geleni yaptığım depresyon belasından kaçmak için kendimi tükettiğimi hissediyorum. Belki beni yakalayamadı ama bende koşmaktan ne nefes ne ciğer kaldı. Sessizce uyumak ve hafif bi pışpışın çok görüldüğünü hissettim hep. incitmemek için incindim ve şimdi bunların görülmüş olmasına duyduğum ihtiyacı tarif etmem mümkün değil. Allah’ım olmasa ne yapardım tahmin bile edemiyorum. Velhasıl bir süredir yaşam amacımı erteliyorum.
Üç tane sünepe parazit; biri ortada, geçmiş “heğehhgkhkkkkhhhhhhhh höğh” hırıltıları eşliğinde bir şey okumaya çalışıyor, tehdit mehdit kendilerince. Sinirden delirdim yine gece gece ahshshah.
Eskiden ennnnn sevdiğim, artık ciddi manada sevmediğim için son ana ertelediğim iş.
Temizlik takıntılarım yüzünden oluyor sanırım, aynı bavul/ valizin içine her şeyi koymak bana son derece rahatsızlık veriyor. Her şeyi temiz ve yıkanmış olarak koyduğum halde gittiğim yerde bir daha açıp yıkamak istiyorum, her yere değiyor ve içindeki eşyalarıma da pislikler giriyormuş gibi hissediyorum.
islama göre (kısmen) kadınların toplumdaki pozisyonunu dile getirmiş. Ama iffet vb. sözcükler kullanarak ayrışma ateşine bir odun da kendisi atmıştır. Onun inancına göre kadınların bu tür meslek grupları içinde olması haram ise bunu çok aşağılayıcı bir üslup ile ifade etmesi sakıncalı. Ben artık bu tür insanlara merhamet etmek gerektiğini düşünüyorum, temperli cam gibiler. Sıkıştırılmış kafaları var.
Müslümanım ve bu erkek kibrini Müslümanlık paravanının arkasından gölge oyunu oynamayı samimi bulmuyorum.
Ben bunu hep düşünürüm, evimden mecburi olarak uzakta olmak. Yollar, sefalet, hayvan muamelesi görmek. Her duştan çıkınca ve yatağımda uyandığımda ciddi olarak aklıma bu geliyor. Ben mi tuhafım bilmiyorum, böyle şeylerin kıymetini her an kaybedebilecekmiş gibi bir düşüncedeyim.
Bu yüzden içim bir samanyolu, sanırım anlatınca çözüme ulaşıyor büyük ölçüde. Diğer türlü, düşünceler evriliyor da evriliyor. bazı şeyler bambaşka boyutlara ulaşıyor. Böyle böyle dünyayla irtibatımı kesmişim.
Yakın zamanda Fransa’ya seyahat vizesi dışında (covid sebebiyle yasaklanan ülkeler arasında bizler de varız zaten) vize alan biri varsa bilgilendirilmeye muhtacım.
Durduk yere ağacı söken dede,durduk yere köpeği döven dede,durduk yere kediye tekme atan dede,durduk yere çocuklara ilişen dede,durduk yere kadınlara bir şekilde zarar veren dede,dede olmasa da ileride şekil değiştirip bu vaziyete geliyorlar.
Bir teori gibi görünebilir;dahası belki net olarak öyledir fakat Jeffrey Epstein ile ilgili belgeseli izledikten sonra ağ üzerinde bu tür bir yapılanma olduğunu düşündüm hatta kafamda kurdum,kimler kimler vardı o işin içinde.daha önce yaşanmış emsal olaylar var fakat şimdi alakasız olacak diye başka şeyler yazmıyorum.neyse,ateş olmayan yerden dumanın çıkmadığını da unutmamalı.
Genelde arandığında bulunmayan ilaçtır.Ama şanslıysanız yorgun olduğunuz ya da tempolu çalıştığınız zaman uzaklaşmak istediğiniz alanı bir süreliğine terk etmek,oradan uzaklaşmak niyetinde yapılan küçük tatiller bence en ön sıralarda yer alır.
“Teenage” olmanın verdiği havada uçmalıklarla dolu zamanlarda acayip güzel bir seri okumuştum ve en sevdiğim kısmının geçtiği yer venedik’ti,nice zaman sonra güzeller güzeli şehirde bulunduğumda bana o kitapta verilen heyecanın kaç katını verdi,sağ ol Venedik.Bir de yer yön duygusu vefat etmiş biri için san marco meydanı’na ulaşabilmek ölümlerden ölüm beğenmeye eşdeğer.
Kocaman hayallerin ortalama bir buçuk kiloluk et parçasına nasıl da sığabildiğine hayret ettiğim bebekliğin başka bir evresidir.
Bir psikoterapi seansı yazısında şöyle okumuştum:
“ 5 yaşındaki halinizi hayal edin ve karşınıza oturtun,ve o çocuğa nasıl davranırdınız?” Ben de liseye giden o kıza kimsenin sarılmadığı ve sarılamayacağı kadar sıkı sarılırdım.Liseli olmak bunlara ihtiyaç duymaktı.
“Bir orman bir gece kar altındayken
Çocuksu, uçarı koşmak seninle
Elini avcumda bulup yitirmek
Sığınmak ellerine bir gece vakti
Ellerin bir martı, telaşlı ve ürkek
Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken“
Çok gürültülü bir şekilde uyandırılmak/uyandığımda etrafta beyin delici gürültülerin olması.
Sese fena takığım,tv vb. görüntü-ses bütünlüğü amacıyla kullanılan monitör cehennemlerinin sesinin yüksek olması,birinin yanımda telefonla son ses yüksekliği ile video izlemesi,ses tonunu aynı şekilde ayarlamayla derdi olmayan insanlar ve ev sahibi olunuşu ile ses çıkaramamam.
Bir şekilde birinin sürekli,belirli sebeplerle kendinizi kötü hissettirmesi.insanın kendini çöpe atası geliyor.
Bazen bir anda etrafta tabelalar belirir,üzerinde “hiç” yazar ve oklar birden fazla yönü gösterir.Bu olay genellikle dünyevi meseleler ile meşgul olunurken vuku bulur.Sona da sonsuzluğa da küfürler savurasınız gelir.
Beni hala etkileyen 6 yıl önce gördüğüm bir rüya,zaman-mekan ilişkisi o kadar giriftti ki Hatta birkaç bölüm izlediğim rick and morty’deki tuhaf zaman dışı mekanlar gibiydi, (bazı rüyalarda hala bu etkiler var) uçağa binip kıta yolculuğu yapıyordum Orta Amerika’dan başlamıştım ama hayatımda yüzlerce kez yaptığım karayolu-havayolu yolculukları bile bu kadar gerçek değildi.sonra yolculuk esnasında hızlı ve emniyetli olmam gerekiyordu oturduğum düzlem fazla sağlamdı ve pencereden gördüğüm şeyler bindiğim aracın süratinin ibaresiydi ve ağaç mantarı gibiydi,hız arttıkça katmanlar artıyordu.Daha önce hiç bulunmadığım bir şehri nasıl bu kadar detaylı gördüğüme hala anlam veremiyorum.