st antuan kilisesinde biri beni kaçırmaya çalışmıştı, tinerci miydi kimdi bilmem ama ben bir saniye lütfen deyip sakince arkamı dönüp istiklal’deki converse dükkanına sığınmıştım. adam da baya bir süre önünde dolandı dükkanın. benim enerji maalesef bela paratoneri gibi biraz.
insanlar vakit geçirmek ve enerjisini atmak istiyor. burada herkes kimliklerinden azade o da var; dolayısıyla cinsellik ve azgınlığa dair olan enerji yolunu burada buluyor mesela çünkü sokakta kaç kişiyle konuşulabilir ki. doğrusu, yanlışı bilmem ama bir enerji atığı tesisi gibi burası ki benim için de öyle. sadece kavga değil yazmayı seçerim ben ama herkesin tercihi.
günaydın sözlük. ben bu aralar tutunabildiğim en küçük mutlu şeyleri büyütmeyi seçiyorum. mesela bugün uzun bir toplu taşıma yolculuğu yok benim için. tekrar olunca ki çok yakında olacak başka bir mutluluk sebebine tutunuruz.
kumaş hala kumaş ama kumaş bedava dağıtılmıyor ya. bir de cinderella’daki gibi peri anneler de yapmıyor kumaştan elbiseyi (ha zaten orada da fareler destek oluyor ayrı konu). hatta daha şok edici bir bilgi zara ya da çin üretimi ürünler ucuz üretildiği için kuvvetle muhtemel ki etik noktaları çiğniyor (yani ürün maliyeti de normalde fazla olurdu). zaradır lcw dir hayır kurumları da değil sonuçta bir kar marjı koyuyor çünkü içinde çalışan insanlar falan da var. e son olarak bir de ışınlanma daha gerçekleştirilmedi, gerçekleşse de ücretsiz değil ithalatı vergisi ve hop tarifimizin sonunda lezzetli kıyafetlerimiz hazır.
öncesinde bir türkçe dil bilgisi ve anlam’a falan mı yazılsak sözlükçe? ayrıca katliamı alman, japon diye ırk ırk ayıracak mıyız? bir insanın canını alma gibi bir hak olabilir mi gibi gibi sorular.
sağlıklı günler demesi zaten normal ama karşınızdan samimiyet bekleyebilmek için de pek çok değişken var; o kişi sabah oraya nasıl bir trafikte ulaşıyor, maaşı ne gibi gibi. en azından somurtulmayıp insan gibi davranıldığı sürece empati.
şöyle hızlıca bakayım dedim yazım dili hoşuma gitti. ilk hissiyat. şu an aklıma dört parmaklık bir şey gelmiyor geliyor beş kardeş geliyor sabahın bu saati ondan güzel nicktir kesin diyeceğim.
insan o kadar öznel ki gördüğünüz, işittiğiniz, hissettiğiniz bile sizin algınızın eseri ve algıların gücünü bilin. evet zihnimizi tam olarak kontrol edemeyebiliriz ama siz yönünü belirlemeye çalışın, farkedeceksiniz ki algılarınız sizi istediğiniz yöne çekecek.
hangi ara nerede benim cold brew im kişisine dönüştüm bilmiyorum ama içince biraz kendime geliyorum. plaseboysa da beynime helal olsun tam bir beyaz yakalı personası yaratmış. günaydın sözlük.