en feci cocukluk sanrılarından biri. bir de bunun renklisi var renksizi var. arkadaş istop diyip topu tutuyorsun ya ben zannediyorum ki top isli ve pis gibi davranıyoruz ondan topu başkasına atmaya çalışıyoruz. hatta renklisinde renk söylemenin sebebi is in kirli rengini kapatmak için falan. allaaaeem ne hayal gücü.
neyseki bir gün birisi araba istop etti dedi de bende bir ampul yandı. yoksa olay devam ederdi.
kesinlikle fiyasko olan durumdur. bu kadar sinir stresin içinde tuvalete gitmeye vaktim yok, bir de sigara içme alanına kadar koşup içip gelmek lazım. ne anladım o zaman ben sigara içmekten. oysaki oturduğum yerden işimi yaparken içebilsem öyle mi olur?
herhangi bir tedarikçi, danışman bir firma, denetim firması ya da ajansla çalışan kurumunuzda yaşanılacak durum.
sadece isim, ses ve mail uzantısı olarak görülen insanlar hiç görüşmemiş olmanıza rağmen ete kemiğe bürünür zamanla. huyunu suyunu telefondan da olsa kaparsın. eğer ki iyi anlaşabileceğin biriyse bu birlikte çalışma işi eğlenceli bile olabilir. ancak ters insan her zaman ters arkadaşım. telefonda da ters mailde de ters. illa takla attıracak adama. sokakta görsem tükürüğümü sallamam. ama mecbur çalışıyorsun.
iyi olanlara gelince. en yakın toplantıda tanışmak farklı bir güzellik. uzun zamandır görmediğin arkadaşını görmek gibi bir şey..
modern pos tefecisi. kredi kartı taksitlerinizi ödediğini nakit avans çıktığını iddia eden "2007 yılından beri hizmetlerinde taviz vermeyen" firma. robot,k aramayla insanlara kredi kartı borcunuzu ödemek istiyorsanız 1 i tuşlayın diyebilecek yüzsüzlüğü ve rahatlığı da bulmuş bu adamlar. menünün bir sonraki aşamasında topuklarınıza sıktırmak için 5 i sıktırmamak adına operatöre bağlanmak için 6yı tuşlayın dememelerine şaşırmalı.*
kendi posundan geçirdiği kartla bankadan aldığı parayı "hizmet verdiği müşterisine" vade farkı ile satan bu adamlar faturalı işlem yaptıklarını da iddia etmiyorlar mı hey allaaam.
böyle diyince kulağa çok ahlaksızca gelen ifade. anlattıkça daha da ahlaksızca gelebilir.*
müşteri yaşam döngüsü boyunca firma ile müşteri arasında yaşanan tüm etkileşimler sonucu oluşan deneyimlerin bütünüdür şeklinde açıklanabilir.
ancak iş hayatında gerçekten çok önemli. gavurlar bu işe çok önceden beri epey kafa yormuş. bizde de bir kaç zamandır kovalanan bir mesele. aslında her an her yerde yaşadığınız ancak farkında olmadığınız bazı tutum ve davranışların müşteri bazında da hizmet veren bazında da doğru ve yanlış taraflarını görmek açısından çok faydalı.
müşterinin hizmet verenle etkileşime geçtiği her noktada, satış öncesi- satış esnası ve sonrasında müşteri iletişimine doğru yön vermek ve memnuniyeti sağlayıp müşteri sadakati yaratabilmek şu anda kurumların aslında tek hedefi.
bu yüzden önemli işte. lafı bağlayamadım ama paylaşayım dedim.
türk dizilerine ne kadar benzemediklerini bir daha kanıtlar. arkadaş zaten 40 dk sürüyor bir bölüm onu da 20 bölüm çekip sezonu bitiriyorsunuz. 3-4 ay izleyip 8 ay mal gibi bekliyoruz.
neyse teker teker dökülüyorlar. bir kaç ay sakinleşebiliriz.
karbonatlı çayı düşün, yanında sigara. ama samsun falan. 28 çay ile birlikte içilmiş bir paket sigaranın kokusunu düşün. artı üzerine bu dediklerimi içmiş ağzın kokusu.
üstelik hava sıcak ve bu kişi terlemiş. memur olmasından mütevellit fazla sayıda takımı olmadığı için de üzerinde belli bir süreden beri aynı takım var. ve tüm bu kokular o takıma sinmiş yerleşmiş.
işte böyle kronik bir kokudur bu.
ama emeğin kokusu değildir. bezginliğin boşvermişliğin kokusudur.
inanmak istemediğim gazete haberi. leyla ile mecnun un yeni sezonunda melis birkan leyla rolüne getirilmiş. ağlamak üzereyim sözlük. o patates parmaklı nasıl leyla olsun yea.
diğer leyla kızlarımızdan sonra fazlasıyla karta kaçıyor üstelik.
gazetelerde çıkan haberlere göre emniyet ve jandarmanın adli sicil kaydı haricinde yıllardır tuttuğu ikinci suç kayıt sistemi. işin ilginci işlediğiniz bir suçun bu sistemden çıkarılma gibi bir durumu asla yok. devletin insanına karşı yaptığı en büyük ayıplardan biri ise sadece bir kaç tesadüfle ortaya çıkmış.
nil karaibrahimgil in yeni şarkısı. huzurlu bir coşku barındırıyor içinde. kendi içindeki soruların asla cevabını bulamayacağını anlayan ve sormaya devam etmektense kendini kabullenen bir insanın sözleri, duygusu, müziği.
datça bozburunda dünyanın en iyi 101 oteli arasındaki gerçek olamayacak kadar iyi olan otel. adeta bir cennet köşesi. odaların mimarisi dizaynı. gerçekten inanılmaz rüya gibi. ama fiyatları duyunca cennet cehenneme dönüyor o ayrı.
ama her ne hikmetse hiç bir yerde adı geçmiyor. yaptığımız her işi övüne övüne anlatan biz ne oldu da dört bir yanda reklamı yapılan türkçe olimpiyatları gibi bir organizasyonu kim düzenliyor hiç duymadık. sponsorlar çarşaf çarşaf billboardlarda. bank asyasıdır, türk hava yollarıdır.
şu bakanlığın desteğiyle, şu kurumun organizasyonuyla gibi her türlü organizasyonda isim telaffuz edilir.
ancak devletin resmi kanallarında yayını yapılan organizasyonla ilgili tık yok. sitesine baktım. hakkımızda başlığında türkçeder tek bir kelime halinde geçiyor. onun dışında hiç bir yerde ne logosu ne de ismi yok. sonra tersten gitmeyi denedim. türkçeder olarak google da arattım. böyle büyük bir organizasyonu yapan kurumun ufak bir iki haber haricinde ne bir sitesi var ne bir duyurusu.
ergün dilerin takvim gazetesindeki köşesinde futbol camiasında 3 temmuzdan beri yaşanan süreçle ilgili kaleme aldığı köşe yazısı.
yaşananlara şu ana kadar okuduğum en farklı bakış açısıyla yaklaşmış. olayların aslında cemaat-fenerbahçe ilişkisinden değil de derin devlet- cemaat-hükümet üçgeninden çıktığını iddia ediyor.
beni gerçekten çıldırtan ve bilinçli olarak yapıldığına kanaat ettiğim durum. büyük ihtimalle insanlar mağazamıza gelsinler burada her türlü satarız gibi ya da arkadaş zaten mağaza maliyetim var bi de online hizmet maliyetini mi çekicem gibi bir düşünceleri var. Ya da sadece seri bir tüketim olduğundan ve fiyatlar günlük değiştiğinden hızına yetişmeleri çok mümkün olmuyor. ama yine de sen teknoloji marketsin arkadaşım. büyük düşüneceksin. sanal ortamda sen olmazsan kim olacak.
yanlış anlaşılmasın ben alışverişimi internet üzerinden de yapmak istemiyorum. tek istediğim bulunan ürünleri ve fiyatlarını ya da fırsatları randımanlı olarak görebilmek. ama bu şekilde çok mümkün görünmüyor.
sanal kezbanlar adı ile yazılan blog. çeşitli çöpçatan sitelerinden alınan capsler ile kezbanların ipliğini pazara çıkartıyor kezbanhunter.*
boşa vakit geçirirken döşek geçmek için ideal. özellikle yorumların hastasıyım.
buyrun buradan:
NtvSpor yazarı Barış Gerçeker in 14 Mayıs 2012 tarihli yazısı.
12 Mayıs 2012 Fenerbahçe Galatasaray Maçında yaşanan olaylardan sonra "Terörist taraftar" yaftalarına inat stadyumda polisin yaşattıklarının gerçek yüzü. Okumak isteyenler buradan buyursun: