Çalışkan olmak. Çalışmayı çok seviyorum. Çalışmadığım bir hayatı düşünemiyorum. Çok param olsa yine çok çalışırım. Hep işinin hakkından fazlasını veren biri oldum çok çalışma motivasyonum yok aslında. Oturmayı çok sevmiyorum ve telefonla vakit geçirmek keyif vermiyor. Bu yüzden işim olmasa bile ıvır zıvır iş bulup oyalarım kendimi.
Çok çalışmanın avantajları var. işimde yıllllardır var değilim kısa bir süre aslında ama hep öğrenmeli geçti. El yatkınlığım ve hızım benim kısa sürede hızlı pozisyon ve maaş atlamamı sağladı. Hep saygı duyulan biri oldum. Problem çözücü ve uyumluyum ama asla pasif bir davranış sergilemem. insanlarla arama sınırı net koyarım. Genelde beklentinin üstünde performans sergilerim ve otorite taktiri peşimde herkesin saygı ve taktirini getirdiği için toksik iletişime denk gelmem. Çünkü otorite figür açık şekilde saygınlığını ifade ettiğinde diğer figürler çatışmaktan çekinir. Bu yüzden insanlar problem yaratmaktan çekinir.
işverenin ne istediği çok iyi bilirim dilinden de çok iyi anlarım. Bu yüzden çalıştığım yerlerde çoğunlukla el üstünde tutuldum. Hep istediğim maaşı alırım. Mutfağı zora sokacak diğer personellerin bütçesinden kısılmak zorunda kalıncak bir maaşı istemem. Genelde aylık gider gelire hakimimdir ona göre maaş isterim. işletme sahibi de zaten iyi çalıştığım için üç kuruşu esirgeyip başka birini denemek yerine benim teklifimi kabul eder. Çıktığım işler hep bir sonraki adıma geçmek istediğim için oldu. Biliyorum ki deneyim hep daha fazlasını kazandıracak. Öyle de oldu. iki kuruş fazlası için kendimi max geliştirdiğim işte durmadım. Her şeyi tüketip diğer basamağa geçtim. Düşündüğüm gibi de oldu. Kısa zamanda hızlı para kazandım.
Yani çok çalışmak benim hayat kalitemi çok artıran bir durum oldu. Üstelik bu zorunluluktan doğmadı. Yaptığım işi çok seviyorum ve aktif olmayı seven biriyim. Çalışmayı sevmek, işini çok sevmek ve tatmin edici para kazanmak Herkese denk gelmeyecek bir durum. Bu konuda şanslı hissediyorum.
yani bir insanın çok doğru yaşama gayretinde olup hayatı boyunca negatif bir olay yaşamama ihtimali var mı da karma olsun. Çok kötü insanlar da iyi, güzel ve kötü şeyler yaşar, iyi insanlar da iyi güzel ve kötü şeyler çünkü Hayatın dengesi bu.
Yani herkes aynı boktan standartlarda ve karaktere sahip. Çok az insan doğru davranış gayretinde. Bu kadar boktan zeka ve hayatların olduğu coğrafyada si.ko şeylerin tekrar herkesçe yaşanması karma mı oluyor amk. Karma yok siz aptalca davranıp aptalca şeyler yaşıyorsunuz.
Hep bazenim. Bazen kendimin çok iyi olduğunu düşünüyorum. iyi hissettiğim günlerde insanlar kendimin gerçekten iyi standartlarda biri olduğuma inandırıyor. Bazen kötü hissediyorum ve diyorum ki, ortalama vasat. aslında o kadar iyi standartlarım yok. insanlar vasat ben bir tık üstüyüm aslında iyi değilim. Bazen kendimi çok güzel, çok çalışkan özverili hissediyorum olduğum yere sığmıyorum. Bazen de diyorum ki gerçekten kötü ve başarısızım, hiçbir şeyi hak etmiyorum. Nasıl düzelecek bunlar diyorum. Aslında bu negatif düşüncelerimin tek bir sebebi var ama bunu kendime bile sesli söylemem. Bazenli düşünmekten hoşlanmıyorum.
zaman aşırı hızlı ilerliyor. Son 2 senem çok iyi gitti. Psikolojim ve işim hep iyiye gitti. Çok farkındalık yaşadım ve bakış açımda büyük değişiklikler oldu. Daha keyifli bir insan haline dönüştüm.
Bazen hatalarımı unutamıyorum benim için utanç kaynağı. Ama zamanla bunlarım bazılara az utanılası ya da gülünç şeyler haline dönüştü. Yani insanın kendinden utanması bir noktada bitecek bir şey değil. Hayat akıp gidiyor ve teeekrar utanılacak şeyler yaşanıyor. Sürekli utanmak sağlıklı bir durum ve bunun zamanla az utanca ve güldürüye dönmesi daha da sağlıklı bence.
Bazen çok negatif hissediyorum. işimde başarılı olmaya çalışıyorum. Genelde çevremden taktir görürüm ve aklıbaşında, yaşıtlarına göre olgun biri gibi algılanırım. Bu tatmin edici gelmiyor çünkü bu kanaati oluşturan şey diğer insanlar. Ben ortalamayım. insanlar ortalamanın altında. Ortalamanın altıyla kıyaslanıp taktir görmek insanı tatmin etmiyor. içten içe kendini taktir etmek, kendinden tatmin olmak ve kendini taktir etmek insanın kendini gerçekleştirebilmesi için büyük bir adım.
kendini bilmek gerekir. Ben neyim, ne severim, ne beni huzursuz eder, eksiğim nedir, kendimi ne kadar geliştiririm, ne kadar para kazanmak beni konforlu hissettirir, doğru/ yanlış nedir…
Bunlara cevap bulmak gerekir, kendini keşfetmek neye anlam atfettiğini bilebilmek gerekir.
Birçok arkadaşım evlendi hatta çocukları var. Bilmiyorum çocuğuma birçok şeyi keşfetmiş ve farkındalık yaşamış onun problemlerini o yaşamadan görüp destek olucak biri olmak isterim. Nitelik sahibi olmak, kendi içimde saygınlık kazanmak, kendimden emin ve tatmin olmuş biriyken bir birey varetmek isterim. Aklı başında, ekonomik özgürlüğe sahip, ev ekonomisine baba faktörü kadar destek sağlayıp hayat standartının en iyisini vermek isterim çocuğuma. isterim ki bir problemi olduğunda aklı başındalığımıza ikna olmuş anne baba faktörü görsün ve destek alsın isterim.
Akıllı, faydalı ve çevresindekilerine farkındalık katabilecek, anlam arayış ve çabasında olan bir birey varetmek, buna karar vermek çok güç bir durum. Bu kararın güçlüğünün de farkında olan bir partner bulmak da onun kadar güç. Bu kadar güç bir duruma erken yaşta karar vermek mutsuz bir hayatı bile isteğe kabul etmek anlamına geliyor. Erken yaşta evlenip içten içe pişman olmayan insanlar olduğunu düşünmüyorum.
Hiçbir eylem, etkinlik, insan ve olay beni heyecanlandırmıyor. Mesela konsere gidiyorum gülüyorum dans ediyorum, e fena değil ama ikinci kez gidecek kadar heyecan yaratmıyor. Bir yerlere gidiyorum evet geziyorum, görüyorum ve diyorum ki okey fena değil ama heyecan yaratmıyor bir başka yer. Çok basit sinema mesala. gidiyim diyorum sonra ya 2 saat rahatsız koltukta mı oturacağım diyorum. Maddi kaygım yok ama tatil fikri bile çekici gelmiyor. Güneş, kumsal keyif vermiyor. E başka yerler görsem? Güvende hissetmiyorum. insanlarla gayet iyi anlaşıyorum ama keyif almıyorum. insanları dinleyemiyorum çoğu zaman dikkatim dağılıyor çekici gelmediği için. Sohbet gırgır, absürt ya da bir analiz içermiyorsa dinleyemiyorum.
Geçen hafta alışverişe çıktım aşırı kalabalık ve sıcaktı ve keyfim kaçtı. Bugün mangala gittim. Orman sakinlik iyi gelir diye. Aşırı muhafazakar ve itici insanlar doluydu eşyalarımı toplayıp direkt eve geçtim heyecan yaratmadı. Eskiden arkadaşlarımla biraz alkol alıp eğlenirdim ve aşırı keyif alırdım. Şu an bu da keyif vermiyor ve belki 3 ayda bir iki yudum içiyorum.
Yani tüm bu deneyim ve keyifsizlikler beni hiçbir şeyden zevk alamayan birine dönüştürdü. 2 senedir evden işe işten eve ve hatta izin günümde canımın sıkılmasına kadar düşürdü. Bilmiyorum her şeyin keyfi kaçtı bir anda ve değişiklik aramayan biri haline dönüştüm.