Türkiye'de doğum izni, doğumdan önce 8 doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere 16 hafta. yani normal şartlarda bebek 2 aylıkken anne işe dönmek durumunda. ücretsiz izin alırsanız o da +6 ay.
hadi bizi kıskanan ülkelerdeki duruma bakalım neymiş(chatgpt'ye sordum). bu şartlarında düzenlenmesi lazım bence.
1. estonya
süre: 85 hafta (1,5 yıla yakın)
ücretlendirme: çoğunlukla tam ücret.
2. bulgaristan
süre: 58,6 hafta (1 yıl + 2 ay)
ücretlendirme: %90 oranında maaş.
3. macaristan
süre: 68 hafta
ücretlendirme: ilk 24 hafta tam maaş, geri kalanı azaltılmış oran.
4. slovakya ve çekya (orta avrupa ülkeleri)
süre: 52 hafta (1 yıl)
ücretlendirme: ilk dönem tam maaş ya da yakın oranlarda destek sağlanıyor.
5. isveç
süre: toplam 480 gün (anne ve baba arasında paylaşılabiliyor).
ücretlendirme: %80 maaş oranında destek veriliyor.
6. litvanya
süre: 52 hafta veya 104 hafta seçenekli.
ücretlendirme: ilk yıl tam maaş, ikinci yıl %70'e yakın ödeme.
7. norveç
süre: 49 hafta tam maaş veya 59 hafta %80 maaşla.
8. finlandiya
süre: yaklaşık 161 gün (yaklaşık 46 hafta).
9. almanya
süre: doğum izni + ebeveynlik izni toplamda 14 ay.
ücretlendirme: aylık maaşın %65'ine kadar.
10. kanada
süre: 35-61 hafta ebeveyn izni.
ücretlendirme: %55 maaş (azami üst limit).
sinyal verip şerit değiştirirken, eski şeritteki trafiğin akmasıyla birlikte gelen anlık pişmanlık. evet, durup dururken şerit değiştirmek yasaktır. denemeyiniz.
akıllı telefonlar ve sosyal medya hariç her şeydir.
hele ki yaz tatillerinde arkadaşlarla birlikte sokakta oynanan oyunlar; aylık, tek kale maç, kuka, uzun eşek... aceleyle yenen mis gibi ana yemeğinden sonra oyunlara devam etmek... ulan yazarken daldım, kendimi ekrana tebessüm ederken buldum.
kahverengi gözlerim olsun; hayata, insanlara umutla ve sevgiyle bakan... konuşmadan anlatsa aklımdakileri, zaten fazla konuşmayı sevmem ben. bir bakışla dökse içimdekileri.
+ ne bakıyorsun lan mal! suratıma bakacağına git kitap oku, kendine yararlı bir şeyler yap. her söylediğim boka inanma, her yaptığımı da yapmaya çalışıp "aaa bizim hayatımızda neden böyle olmuyor, hayat çok acımasız." deme.
böyle bir avantaj eğer varsa, türkiye'de geçerli değildir.
türkiye'de zordur kadın olmak. bir eşya yerine koyar insanlar kadını. evde yemek yapmak, bulaşık ve çamaşır yıkamak, ütü yapmak vs. kısaca ev işleri ona aittir. yemeğin tuzunu az koyarsa ertesi gün, gazetenin üçüncü sayfasına haber olur. türkiye'de kadın olmak erkeğin arkasını toplamaktır.
bazen cinsel bir objedir kadın ve ne düşündüğü önemli değildir. sokakta hanımefendi mutfakta aşçı yatakta orospu olmanız istenir. erkek çapkınlık yaparsa "yiğit" fakat kadın yaparsa "orospu" olur. tek başına bir şey yapamaz kadın. "başına bir iş gelir." bazen minibüste birkaç yaratık tarafından tecavüze uğrar. evet bazen... arada olur yani bu durum. daha kötüsü devlet tarafından da normal olarak karşılanır. neden mi normaldir? saçmalama, tabii ki kadının suçudur! kadın açık giyinmiştir.
diyecek sözüm var kadınıma: kendi ayakların üstünde dur kadınım, öyle hemen evlenme. lütfen geliştir kendini. salak saçma insanlara prim verme. iş hayatına atıl. yaptığın seçimler her zaman doğru olmayabilir. bunlardan biri de evlendiğin adam. seni bıraktığı zaman devam edebilmelisin hayatına. "ne olacak ki?" deme. diyelim ki 40 yaşındasın; o çok sevdiğin adamdan boşanmak zorunda kaldın ve o yaşa kadar hiçbir işte çalışmadın, belki de kocan izin vermedi. her şey için çok geç olacak. benim kadınım yine kendini düşünmeyecek. zaten tekrar edilmeyen davranış, bilgi unutulur. tek düşünce "ben yaşadım (ne kadar yaşadıysan) artık, çocuğum için gelecek hazırlamak zorundayım." olabilir. öyle ya, çocuk büyütmek de annenin görevidir.
üstüme vazife evet. bu kadın senin annen, benim ablam, onun teyzesi... evet sadece türkiye'de olmuyor bu olaylar. ama türkiye'de neler olduğunu hepimiz biliyoruz. tecavüze uğrayan kadına kürtaj yasaklanacaktı ulan. sana ne benim doğuracağım çocuktan. bir de "en az üç çocuk" olayı var. ha diyor ki, biri şehit oluyor zaten. bizim iyiliğimiz için yani.
bitkiye, hayvana, doğaya, insana değer verin. kadına değer verin. o zaman güzelleşecek dünya...
arada yaş farkı vardır. muslera'nın daha yapacak işleri vardır.
volkan'ın salzburg maçındaki performansı iyidir. fakat çok çirkef bir adam olduğunu kabul edin artık. mesela; alex'i getirdiniz, sevdik dolayısıyla hakkını verdik. iyi oyunculuğu ve karakteri nedeniyle futbolla ilgilenen herkesin kalbinde taht kurdu.
eğer bu başlığıda son birkaç maça bakıp da açtıysanız ve volkanı destekliyorsanız, son derbi maçında dirk kuyt'ın şutunu inanılmaz bir şekilde çıkaran muslera'yı yabana atmayın derim.
hiçbir şekilde güvenilmemesi gereken hal ve hareketlerdir. karşınızdaki bir kadınsa net olmakta fayda vardır. yoksa akıntıya kürek çekilir. nereden mi biliyorum? bilmiyorum ulen! bilsem aşk acısı çekmezdim. aklınızda bir şey varsa gidin söyleyin. herhangi bir şey dahi olsa.
bir tarafta türk futbolunun adını dünyaya şikelerle duyuran fenerbahçe, diğer taraftan avrupadaki başarısı ve kaldırdığı kupalarla adını duyuran galatasaray. rekabet bitmez ama fenerbahçeli taraftarların galatasaraya olan bakış açısı değişmelidir. hala aksini iddia eden adamın aklından şüphe ederim.
bak ablacım, (bu ısıran ibneler dişi oluyormuş.) şu anda yatağıma girdim. beni ısıracağını biliyorum. senden yalnız bir tane ricam olacak. ben uyuduktan sonra kan senin, damar senin. acele etme abla ben uykuya dalayım, sen de bana dalarsın.
atm nin parayı yutması, alıkoymasıdır. günümüzde birçok yerde görebileceğimiz bu aletler bankamatik olarak da bilinmektedir. kul yapımıdır, hata yapabilir!
efenim bu yazıyı yazmamdan birkaç gün önce, babamın garanti bankasına olan kredi borcunu yatırmaya gittim. defalarca uğraştan sonra yedi adet parayı tam olarak yatırabildim. tabii parayı yatırırken arkamda sıra olduğunda, işlemi iptal edip banka müşterilerine sıramı verdim. velhasıl bu parayı yatırdım. fakat saçlarım beyazladı ve temmuz sıcağında başıma güneş geçti. eve geldiğimde parayı okumamasının nedenini düşündüm. ama bulamadım ve tövbe ettim.
bursların yatmasıyla birlikte, kredi kartı borcumu ödemek için 15.07.2013 (kredi kartının son ödeme) tarihinde falanca yerdeki iş bankası bankamatiğine gittim. aklımda sürekli bir üst paragrafta anlattığım anlar vardı. son ödeme tarihi olduğu için mecburen parayı yatırmam gerekirdi. tecrübelerime dayanarak saat yirmi üç sularını seçtim. çok salak olduğum için son ödeme tarihinin bir saat öncesini seçmiştim. beklenen an geldi ve kartı taktım. asgari tutarı ödeme seçeneği falan derken parayı okumadı. defalarca parayı (100 tl) soktum. makineye kafa atmak istedim. ekrana yumruk atacaktım ama kendime hakim oldum. arkamda bir müşteri vardı. canım türk insanım onun da canı sıkıldı. "paranın ortası katlı olduğundan okumayabilir." dedi. düzelttik ve okumadı. müşteriye sıramı verdim. daha sonra yirmi kere parayı yatırmayı denedim. diyeceksiniz ki okumuyorsa bırak beyinsiz! ben de öyle düşündüm ama malumunuz saat on ikiye yaklaşıyordu. neyse efenim en sonunda parayı vermedi tuhaf sesler çıkardı, içimden herhalde okudu dedim. huzura erecektim ki ekrandaki işlem hatasını görene dek. kartı verdi, parayı vermedi. tekrar aldı beni bir düşünce. para burs parasından gelen ziraat bankasının verdiği yeni bir paraydı.
müşteri hizmetleri derken bankamatikte sayım yapacaklarını söylediler. dönerse benimdir. o değil de bütün hesaplar alt üst oldu. sağlık olsun dedim. yapacak bir şey yok. şu anda haber bekliyorum. ama size naçizane birkaç tavsiyem var. parayı yatırırken fazla zorlamayın. birincide zorlaya zorlaya okuttum ama ikincide olmadı. ikincisi ise bankanın önündeki bankamatiklerde yatırmakta fayda var. banka mesai saatlerinde böyle bir sorun çıkarsa, daha iyi bir şekilde yardımcı olabilirler. ama bana sorarsanız bundan sonra paramı alır, bankacıya bizzat teslim ederim. tüm bankamatiklere selam olsun!
en tatlı uykudur. yatağa oranla uykuya dalma süresi daha kısadır. fakat anne buna izin vermez.
(bkz: kalk yatağına git)
ayrıca üniversitede yurttayken ev özlendiğinde akla gelen ilk fantezilerinden biridir.
ısrarcı bir araştırma şirketi. yardımcı olmak adına anketlerini doldurunca istedikleri programı indirip virüs programım uyarı verince kıllandığım şirket. tabii daha sonrasında programı indirmedim. ayrıca zırt pırt ekranda çıkar. sürekli mail atmaları da cabasıdır. internette araştırdım ve bazı kişileri sürekli telefonla arayıp saat kaç olursa olsun anket yapmak istediklerini gördüm (ben onların yalancısıyım).
efendim ilk önce bu yazıyı okumadan önce çık dışarı da biraz dolaş. hem beynine oksijen gitsin hem de etrafına bir bak. eğer bakıp da görebilirsen herhangi bir mahallede onlarca cami vardır. şimdi görmediğin bir şeyden bahsedelim. o kadar gezdin dolaştın peki cemevi gördün mü? göremezsin. eee alevi kardeşim de bu milletin bir parçası değil mi, bu adam vergi vermiyor mu? sorarım sana bir ilçede ya da bir şehirde ortalama kaç cemevi vardır? bazı şehirlerde cemevi yoktur. ama islam hoşgörü dinidir. şimdi bu adam nerede ibadet edecek? ee hani müslümandık biz? biraz hoşgörü...
yaz aylarında sokakta yürümektir. yapılması için tekrar yazın gelmesini beklersiniz, değere biner. bir de sevdiğin insanla yürümek vardır güzel olsa gerek.