Doğru, saçmadır. Sınırlı bir beyin kapasitesiyle sınırsızlığı kavramaya çalışan insanın absürt çabasıda diyebiliriz. insan zihni sonu olmayan bir şeyi kavrayamaz, bu yüzden sonsuzluk reel bir kavram değil, kavrayamadığımız büyüklükler karşısında düştüğümüz zihinsel çaresizliğe verdiğimiz havalı bir isimdir sadece.
Kitlelerin kendi hayatları üzerindeki etkisizliğini gizlemek için oynadığı illüzyonel manipülasyon tiyatrosu. Gücü elinde tutanların pastayı paylaşma kavgasını, kendi kavgası sanıp amigo gibi taraf tutanlar olmasa bu tiyatro bir gün bile sürmez. Siyaset boş iş değildir, kitleleri oyalamanın en ucuz yoludur sadece.
Katıldığım tespit ama tahammülsüzlük kibirden değildir, zihinsel enerjiyi koruma güdüsünden doğar. Mantık süzgeci olmayan insanla tartışmak, duvara karşı satranç oynamaktır. Asıl mesele aptallara katlanamamakta değil aslında, onların gürültülü cehaletinin, sükunetini gasp etmesine izin vermemektir.
Sürekli haklı çıkmanın lanetidir. Cehaletin konforuyla örgütlenmiş bir kalabalığın içinde mantık ararsan delirirsin. En acı tarafı ise onların bu zihinsel sefaletinin farkında bile olmayıp, seni kendi seviyelerine çekmek için gösterdikleri o arsız özgüvenleridir.
Tabiatın tıkır tıkır işleyen muazzam düzenini görmezden gelip, fizik kurallarının kendi cehaletlerinin lehine bükülmesini bekleyenlerin çocuksu sığınağı. En büyük mucize, ortada hiç mucize olmamasıdır ama rasyonel akıldan yoksun zihinler illa bir illüzyona tapmak istiyor maalesef.