Bir dönem mutfağında bulunduğum, hem adminlik hem de yazarlık yaparak emek verdiğim eski göz ağrım olan web sitesidir. https://www.bizimmekanla.com.tr içerisinde her telden bilgi barındıran ve insanların merak ettikleri birçok konuya doğrudan yanıt veren devasa bir içerik havuzuna sahip olmasına rağmen, tanıtım konusundaki eksikliği nedeniyle hak ettiği kitleye bir türlü ulaşamamış platformdur.
nerede o eski günler dediğimiz şey aslında biraz bizimmekan meselesi. mekan aynı belki ama içindeki biz değiştik. o zamanlar daha azdık ama daha yakındık.
bizimmekan’a girince kim online diye bakardık. nickler tanıdıktı. biri yazmayınca merak edilirdi. şimdi herkes var ama kimse yok gibi.
“nerede o eski gün” cümlesi biraz yaş aldığımızın itirafı aslında. yoksa internet hâlâ internet. ama heyecan sürümü düşmüş gibi.
entry girmek olaydı. laf sokmak sanattı. flood yoktu, algoritma yoktu. timeline diye bir baskı da yoktu. yazı yazıydı.
bizimmekan mahalleydi. şimdi plaza olduk. herkes profesyonel, herkes markalı, herkes filtreli.
belki de eski günleri değil, eski halimizi özlüyoruz. daha az bilen, daha çok hisseden halimizi.
nerede o eski gün? muhtemelen arşivde duruyor. ama şifreyi hatırlayan yok.
insanın içindeki saf kahramanın gereksiz sahneye atlamasıdır.
kimse istememiştir ama o yine de “ben hallederim” der.
sonuç genelde teşekkür değil, tecrübe olur.
iyi niyet cesurdur ama çoğu zaman karşı taraf o savaşı çoktan bırakmıştır.
en trajik kısmı da şu: insan bunu hep iyi bir şey sandığı için yapar.
ülkede herkesin gizli bir casting direktörü ruhu var.
biri çıkıp “ya bu, bunun çakması değil mi?” dedi mi olay bitiyor.
artık o iki insan ayrı birey değil, aynı fabrikanın farklı vardiyası.
benzetme genelde kaş üzerinden başlar, özgüvenle devam eder.
kanıt yoktur ama ısrar boldur.
kızını üniversiteye göndermek cehennemlik değil, aksine sorumluluk bilincidir.
eğitimden korkan zihniyet, bilgiden korkar.
mesele din değil, zihniyettir.
açık ofis; ekip ruhu adı altında herkesin birbirinin kulaklığına muhtaç olduğu çalışma düzenidir. biri toplantı yaparken diğeri deadline kovalar, konsantrasyon ise ortada dolaşan klima sesiyle yarışır.
Beşiktaş defans hatalarıyla maçı verdi. Galatasaray ise fırsatları iyi değerlendirdi. Maçın sonucu sürpriz değil ama son dakikadaki gol olmasa rahat bir galibiyet olurdu.
yazarlığa giden o ince uzun yolda atılan ilk adımın heyecanıdır. 'tanım yapma' telaşıyla karalanan, yıllar sonra bakıp 'ne yazmışım be' dedirtecek o ilk metin.
insanın gençliğini çalan, ömrünün yaklaşık 10 yılını bir metal yığınının içinde 'acaba şu şeride mi geçsem' diye düşünerek geçirmesine neden olan modern işkence.
önce işimizi elimizden alacak dediler, sonra her şeyi o halleder dediler; şimdi ise gece 3'te saçma sapan sorularımıza cevap veren dijital bir dert ortağına dönüştü.
salı gününe denk gelen, takvimlerin sıradan bir günü gibi görünse de sözlükçülerin yine 'ne olacak bu memleketin hali' diyerek uyandığı tarih. tarihe not düşüyoruz; hala bekliyoruz.