Şizofreni düşünüş , duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü hastanın kişiler arasındaki ilişkilerden gerçeklerden uzak kendi dünyasında yaşadığı genellikle gençlik çağında yaşanan bir hastalıktır.
şizofreni ağır bir hastalıktır. yaşanmamış olayları yaşanmış gibi sizi inandırmak adına defalarca anlatırlar kendi çocuklarını tanımaya bilirler. aşırı saldırgan oldukları durumlar vardır. aile içi şizofreni vakası daha zordur.
aklın gerçek ile hayali ayırt edemediği ruh hali. Allah bu hastalığa yakalanan herkese şifa versin inşallah. 23 yaşında şizofreni hastası bir genç, öldürülme korkusundan dolayı kendi boğazını kesmiş.
farkında olmadan, insanı yavaş yavaş içine çeken hastalık. hemen hemen tüm şizofreni hastalarının teşhis konana kadar farkında olmadığı ve sonrasında da kabullenemedikleri rahatsızlık. fakat şizofreni hastası olduğunun farkında olanlara ise bambaşka bi rhayat sunan bir kara deliktir şizofreni.
eğitimsiz, cahil ve altyapısı olmayan insanları saldırgan, hatta katil yapabilir. bunun aksine, eğitimli, altyapısı olanları ise çok daha değişik bir biiçmde etkiler. insanın hayatını alır elinden, bambaşka bir hayat verir. sadece bu rahatsızlığı yaşayanların anlayabileceği bir yaşam.
şizofreni; dışarıda yürürken, sanki okyanusun en derin noktasında yürür gibi bir baskı oluşturur insanda. evinin kapısından içeri girdiğinde suyun üstüne çıkarsın adeta. odan agirdiğinde ise karaya çıkmış gibi olursun.
şizofreni; sana uzatılan elmayı " ya bana birşey yaparlarsa" düşüncesiyle almamaktır. bütün uyaranların açıktır. dinlemiyor, bakmıyor gibi göründüğün anlarda bile bakarsın dinlersin. kimse farkında olmaz bunun.
şizofreni; karşındaki insanın bakışlarından anormal derecede rahatsız olmaktır. çıkışırsın " niye bakıyorsun" diye, bu sefer herkes sana bakmaya başlar.
şizofreni; hiç kimsenin anlayamayacağı bir şekilde birikmektir.
kordonda, deniz kenarında kollarını açarsın kafanı kaldırırsın yukarı ve birkaç defa yumruğunu sıkıp bırakırsın. sonra açarsın ellerini rüzgara karşı, rüzgar dolar avuçlarının içine mutlu olursun. garip garip bakarlar sana, sen de onlara bakarsın içten içe gülersin.
ergenlerin zannettiği gibi cicili bicili, çok manyak ''kafası'' olan bir hastalık değildir. çok ciddi bir hastalıktır ve şakaya gelmez. yalnızca çeken bilir.
genelde puberte döneminde annenin maruz kaldığı kimyasal maddelerden ve annenin yeterince güneş görmemesinden tutun; yetersiz omega-3 alımına ve doğum sırasında yaşanan anormal durumlara kadar birçok faktörün risk faktörü olarak belirdiği ve sayısız alt kolu olan geniş bir psikiyatrik hastalıklar kolunun başı olan hastalıktır..
(( bu hastalığın otizm gibi kronik bir zehirlenme sonucu meydana geldiği görüşü de hakimdir bazı bilim çevrelerinde..şizofreni hastalarının çoğunun bağırsak floralarının bozuk olduğu bilinmektedir..bozulmuş bağırsak floraları yüzünden normalde bağırsakta bulunan ve vücuttan derhal uzaklaştırılması gereken bazı toksik maddeler ve ağır metaller kana karışıp; kan-beyin bariyerini geçerek beyinde hasara yol açabiliyormuş..zamanla bu hasarlanma ise şizofreni ile sonuçlanabiliyor..çünkü beyin hücreleri kendini yenileyemezler..))
sanılanın aksine sadece hallüsinasyonlar gören, gerçek düzlemden kopan, tuhaf haraketler yapan insanlar şizofren değildir..bu hastalığın birçok türü vardır..
bazı şizofren hastalarını normal insanlardan ayırt edemezsiniz..ancak deneyimli bir psikiyatrist bu kişinin yaşamını araştırdıkça, konuşmalarını dinledikçe falan anlar durumu..
türkiye'de yaklaşık 1 milyon civarında şizofreni hastası insan olduğu tahmin edilmektedir..
bunların yarısı kadarı tanı almışken, diğer yarısı ise henüz tanı almamış kişilerdir..
asıl tehlikeyi şizofren olduğu bilinmeyen ve tanı almamış kişiler oluşturmaktadır..çünkü bu insanlar tanı alıp tedavi görmedikleri ve kontrol altına alınmadıkları için serseri bir mayın gibi dolaşmaktadırlar ortalıkta..
ondan sonra da gazetelerin üçüncü sayfalarına ''yemek yapmadı diye annesini doğradı, çorba parası için adam öldürdü, basit bir borç yüzünden intihar etti,sevgilisine kızıp kendini aşağı attı vb'' gibisinden haberler yansımaktadır..
bu haberlerin kahramanı olan kişilerin ezici bir çoğunluğu tanı almamış ve tedavi görmemiş şizofreni hastalarıdır aslında..o yüzden bu hastalığın teşhis ve tedavisi çok büyük önem taşımaktadır toplum sağlığı açısından..
şizofreni'nin en önemli belirtisi kulağınıza gelen sestir.
evet ses... sana ''merhaba'' diyebilir, sana emir verebilir, senle tanışmak isteyebilir, şizofreni çok daha fazla güçlenirse sana tanrının bizzat kendisi olduğunu ve belirli görevler vereceğini bile söyleyebilir.
bugün kendini peygamber veya mehdi ilan eden çoğu insan şizofrendir. çünkü kulağına gelen o ses, bizzat kendisini tanrı olarak tanıtır ve onu seçtiği öne sürer. bazı şizofrenlerde zaten her zaman diğer insanlara oranla çok farklı özel güçleri olduğunu düşünürler.
mesela günümüzde ayrı ayrı bir sürü hastaneden şizofreni tanısı yemiş ve kendini allah'ın gönderdiği mehdi olarak gören bir adam var. adı süleyman toktar *
georges bataille, "iç deney"
r.d.laing, "bölünmüş benlik"
cioran, "ezeli mağlup"
beyin kimyası, genetik faktör... hepsine eyvallah. ilaç tedavisi şart. yalnızca toplumsal faktörlerin de bir yerlerde genetiğin çanağına boşalmış olma ihtimalini gözetmek gerek. "şizofren, sağlıklı bir topluma sağlıksız bir tepki veren kişi değildir. sağlıksız bir topluma sağlıklı bir tepki veren kişidir." der laing.
şizofren kişiye;
1-kesinlikle yalan söylemeyin. şizofrenlerin yalana uygun bir bünyeleri yoktur. dünyanın en dürüst insanlarıdır.
2- Sözünüzde durun, ya da söz vermeyin.
şizofrenler, yenidoğan bebekler gibidirler... sabah mutluluğu içindedirler çoğu zaman... biz uyanmadan erkenden kalkar, dünyayı bizim için temizlerler mutluluklarıyla...
ölçülüsü güzeldir. yalnızlık berelenmelerini önler. tabi duvarlarla iyi geçiniyor olmak elzemdir zira kavgada çok serttir duvarlar. ahşap kapının yumuşak noktaları yok değildir, ama duvar fenadır.
bende de az da olsa olduğunu düşündüğüm hastalık. hatta ilerliyor da. napsam bilemedim. kendimle konuştuğumu sanıyorum ama bi bakıyorum konuşan ben değilim benim sesim veya başkasının sesi. bazen yukarıdan geliyor ses bazen aşşağıdan. bir damla içki bile içmiyorum bunlar olurken. televizoynlarda görüyoduk hep böyle o yüzden normal geldi bana. ama biraz araştırınca hastalığın başlangı olduğunu öğrendim. farkında olduğum halde benim olmayan veya olmadığım bişeyi başkasına var gibi söylüyorum, göstermeye çalışıyorum. bunu da ufak tefek yalanlar olarak adlandırıyodum ama o da öyle değilmiş... en yakın zamanda bir piskoloğa gidicem ama çekiniyorum ne yapsam ki?
ergenlik döneminde başlangıcını yapıp, otuz yaşlarına gelindiğinde etkilerini göstermeye başlayan rahatsızlık. eğer erken müdahale yapılırsa er kişi kurtulabilir. ayrıca tedavisinde kenevir kullanılır.
araştırmalara göre, insanların yüzde 95 inde az ve çok oranda şizofrenlik varmış, zaten psikoloji biraz enteresan birşey, hayal kurmayı bile hastalık olarak tabir ettirir ve bla bla bla şizofreni, veya psikotik kişilik bozukluğu der gerçek olmayan herşeye, o zaman müslümanların hepsi şizofren, saçma sapan birşey işte bu psikoloji...
sanırım adım adım yaklaştığım hastalık. kişiliğim bölünmüş gibi bir gün anarşist oluyorum, bir gün şakirt, bir gün kemalist. bir gün ateist, bir gün dindar. zaman zaman duyduğum garip sesler, göz ucuyla gördüğüm halüsinasyonlar, zaman zaman kendi kendime konuşmalar, rüyayla gerçeği ayırd etmede yavaş yavaş zorlanmalar. bir psikolog getirin la bana gidişatım iyi değil.