genelde puberte döneminde annenin maruz kaldığı kimyasal maddelerden ve annenin yeterince güneş görmemesinden tutun; yetersiz omega-3 alımına ve doğum sırasında yaşanan anormal durumlara kadar birçok faktörün risk faktörü olarak belirdiği ve sayısız alt kolu olan geniş bir psikiyatrik hastalıklar kolunun başı olan hastalıktır..
(( bu hastalığın otizm gibi kronik bir zehirlenme sonucu meydana geldiği görüşü de hakimdir bazı bilim çevrelerinde..şizofreni hastalarının çoğunun bağırsak floralarının bozuk olduğu bilinmektedir..bozulmuş bağırsak floraları yüzünden normalde bağırsakta bulunan ve vücuttan derhal uzaklaştırılması gereken bazı toksik maddeler ve ağır metaller kana karışıp; kan-beyin bariyerini geçerek beyinde hasara yol açabiliyormuş..zamanla bu hasarlanma ise şizofreni ile sonuçlanabiliyor..çünkü beyin hücreleri kendini yenileyemezler..))
sanılanın aksine sadece hallüsinasyonlar gören, gerçek düzlemden kopan, tuhaf haraketler yapan insanlar şizofren değildir..bu hastalığın birçok türü vardır..
bazı şizofren hastalarını normal insanlardan ayırt edemezsiniz..ancak deneyimli bir psikiyatrist bu kişinin yaşamını araştırdıkça, konuşmalarını dinledikçe falan anlar durumu..
türkiye'de yaklaşık 1 milyon civarında şizofreni hastası insan olduğu tahmin edilmektedir..
bunların yarısı kadarı tanı almışken, diğer yarısı ise henüz tanı almamış kişilerdir..
asıl tehlikeyi şizofren olduğu bilinmeyen ve tanı almamış kişiler oluşturmaktadır..çünkü bu insanlar tanı alıp tedavi görmedikleri ve kontrol altına alınmadıkları için serseri bir mayın gibi dolaşmaktadırlar ortalıkta..
ondan sonra da gazetelerin üçüncü sayfalarına ''yemek yapmadı diye annesini doğradı, çorba parası için adam öldürdü, basit bir borç yüzünden intihar etti,sevgilisine kızıp kendini aşağı attı vb'' gibisinden haberler yansımaktadır..
bu haberlerin kahramanı olan kişilerin ezici bir çoğunluğu tanı almamış ve tedavi görmemiş şizofreni hastalarıdır aslında..o yüzden bu hastalığın teşhis ve tedavisi çok büyük önem taşımaktadır toplum sağlığı açısından..