beyinin kişiyi ele geçirmesi gibi birşey resmen. gerçek olanı ve hayali olani (halüsinasyonlar) ayırt edemez şizofrenler ve bu nedenle normal bir hayat süremezler ne kadar çabalasalarda. ilaç tedavisi falan uygulanır ama herkes tam iyileşme gösteremez. genetik bir hastalıktır. allah göstermesin çok zor.
ilgimi aşırı derecede çeken hastalık, çok karmaşık, ve kişilik değişimlerinin insanların fiziksel özelliklerini bir anda değiştirebilmesi de çok büyük soru işaretleri uyandırıyor.
Ama Malesef bu hastalığa yakalanan insanlar ömürlerini tedavi etmekten başka her balta yarayan bir hastaneye hapsedilmiş halde bitiriyorlar. Gerçi dışarda olsalar da halk için tehlike arzediyorlar...
majör akıl hastalıklarındandır. beyindeki dopamin salgılarının üretiminin anormalliği ile ilgili olarak ortaya çıktığı sanılırken yapılan araştırmalar ortaya çıkmasında
başka nedenlerinde olduğunu ortaya çıkarmıştır.
normal bir şekilde hayatını sürdüren bir kişi bir sabah yataktan çıldırmış bir şekilde kalkabilir aslında çıldırmamış ani başlangıçlı şizofreni hastası olmuştur.
çok fazla tipte şizofreni türü vardır.
katatonik ve paranoid şizofreni en bilinenleridir.
hastaların donuk bir yüz ifadeleri vardır. mimiksizlerdir.
şizofreni; düşünüş, duyuş ve davranışlarda önemli bozuklukların görüldüğü, hastanın kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendi dünyasında yaşadığı, genellikle gençlik çağında başlayan bir ruhsal hastalıktır.
günümüzde şizofreni tedavisinde çok yönlü bir yaklaşım yararlı bulunmaktadır. güncel tedavide temelde antipsikotik ilaçlar kullanılmaktadır. bunun yanı sıra psikoterapiler ve diğer psikososyal yaklaşımlara da başvurulmaktadır. antipsikotik ilaçların şizofrenide dopamin varsayımını doğrular biçimde dopamin üzerinden etki ettikleri düşünülmektedir. hastalığın özellikle akut döneminde hastaların hastanede yatarak tedavi görmesi gerekebilir.
birçok alttipi bulunan şizofreni çok değişik gidiş ve sonlanış gösteren süreğen bir bozukluktur. şizofrenide hastalığın gidişi her birey için farklı biçimde gelişebilir. hastalığın popüler kültürdeki olumsuz imajına rağmen, hastaların çok büyük kısmı tedaviden fayda görebilirler.
farkına bile varamadan seni esir alır ve böyle bir şeyin farkına varamadığın için "deli" derler sana, deli olursun; ama farkına varıp onunla yaşamayı becerebilirsen "dahi" derler sana, dahi olursun.
önemli olan, kimilerine göre lanet, kimilerine göre de tanrının hediyesi olan bu durumun farkına varabilmektir, onunla yaşamayı becerebilmektir.
deniz kenarında ellerini yumruk yapıp açtıktan sonra avuçalrında hissettiğin rüzgarın sana neler hissettirdiğini bilmeyenler varsın deli desinler sana. kim nerden bilecek, kim akıllı kim deli.
biri bana sorsa karşılıksız öküz gibi aşık olmak mı şizofreni mi şizofreni derim, hiç değilse kafam rahat olur kendi halimde takılırım üstüne tedavisi var ohh mis.
hayatımda ilk defa şizofreni olan iki kişiyle aynı ortamda kaldım ve sonuç tam bir kaos.
hasta, kafasında kurduğu düşüncelerin gerçek olduğunu, çevresindekileri sürekli ona zarar verecekmiş, kandıracakmış gibi düşünüyor. bu hastaların ne zaman ne yapacağı öngörülemiyor. hatta bunlardan bir tanesinde narsistlik ve sadistlik de var ki en tehlikeli olanı bu bence.
ömür boyu süren bir hastalık olduğu için,hasta yakınlarının,bu hastalığı gerçekten kabullenmeleri gerekir, ilaçlarla kısmi bir iyileşme olabilir ama anlamlı bir düzeyde olabilmesi için çok uzun yıllar gerekir,ilaç tedavisi bir gün bile aksatılmamalıdır,ailenin kabullenmemesi,toplumun damgalaması,dışlaması,hastalık nedeniyle olan belirtilerin,hasta sağlıklıymışta kötü,yanlış karakterli bir insanmış gibi örneğin içe kapanmanın bencillik,hastaların motivasyon eksikliği,ve hareket etmeme isteğinin tembellik olarak yorumlanması,bu hastalığı ağırlaştıracak,ilaçlara rağmen krizleri tekrarlatacak,tedavi ve iyileşmede bir arpa boyu yol alınamamasına neden olacaktır,çok sabırlı olmak ve hastadan beklentileri minimuma indirmek şarttır,o hasta istermiydi bu hastalığa yakalanmayı,o hasta artık ailesinin koruma ve bakımına muhtaç bir hastadır ömür boyu,bunu kabullenmek zordur ama başka şansınız da yoktur,şizofreniye yakalanan insanlar bir daha asla normal bir insan düzeyine gelemeyecektir.
lanet olası hastalık mesela sokağa çıkıp sizinle konuşan tanışan birinin gerçek olup olmadığını bilemessiniz birden kendinizi bir yerlerde bulursunuz bazen elinizde olmadan bir şeyler yaparsınız çok kötü bir şey risperdal falan verirler onları içtiğiniz zamanda da ayakta duramayacak kadar halsiz olursunuz. böyle bir hastalık işte. ayrıca bende şizofren bir bireyim.
genetik yatkınlık çevresel faktörler yaşam tarzı gibi multifaktöriyel nedenlerle açıklanmaya çalışılan akıl hastalığıdır. hastalar genelde sosyal izolasyona uğramış ve algılama yetenekleri bozulmuştur. paranoid tipinde sürekli birilerinin peşinde olup kendisi hakkında planlar yapıldığını düşünürken katatonik tipinde hastalar hareketsiz bir şekilde günlerce kalabilirler. kelime anlamı akıl yarılması kırılmasıdır. kesin bir tedavisi olmamakla birlikte ilaç tedavisiyle atak sıklıkları azaltılabilmektedir. hastalığın belirtileri ses ve görüntü içeren halüsinasyonlar, açıklanamayan düşünceler, insanlarla iletişimin kopması gibi çok çeşitlidir. zor bir hastalıktır.
halüsinatif maddeler ve esrarın tetikleyeceği yegane sorun. gerçekten de berbat bir şeydir çünkü bir insan karşısındakine şaka filan yapmıyor. gayet, bildiğin yalan söylüyor.
dışarıya farklı, daha cool görünmek adına çoğu insan kendine daha yavşak bir karakter oluşturuyor. bugün içinde bulunduğumuz durumun en az yüzde 50 si bu tip insanların suçu.