dopamin norotransmitterinin artisiyla ortaya cikan beyinsel ve sinirsel bir hastalik. dna yoluyla ebeveynden cocuklara gecme ihtimali yuksek , kalitsaldir. bir dorduz kardesin , hepsinin birden sizofren olma olasiligi 1 milyarda 1 iken dunyada bu hastaliga yakalanan dorduz kiz kardesler tespit edilmistir.
Bir akıl hastalığı olmasına rağmen insanlığa en büyük zararı, hastalık olarak değil de ortaya çıkışına sebep olduğu dinler aracılığı ile veren sendrom.
şizofreni ani başlangıçlı bile olabilir. 35 yaşındasın bir sabah uyandın şizofrensin. otobüse bindin indin bir baktın uçmuşsun.
çok nadirde görülse dakikalar içerisinde kişiler şizofren olabiliyorlar.
çeşitli tipleri olan şizofreni karmaşık ve gözlem gerektirici şekilde kliniklerde tanılanır.
en yaygın görülen tür paranoid şizofrenidir.
paranoid şizofreni tanısı almış kişiler devlet görevlileri tarafından sürekli takip edilirler. çünkü en tehlikeli akıl hastalıklarından birisi paranoid şizofrenidir.
bu tanıyı almış kişiler haplı tedavi görmek zorundadırlar. eğer tedavilerine düzenli şekilde devam edilmez ise sanrıları nedeni ile genellikle ev halkı aile bireylerine karşı saldırı hatta öldürme olayları nadirde olsa yaşanabilmektedir.
şizofreni tanısı alan kişilerin büyük bölümü intihar sonucu hayatlarını kaybederler.
müslümanlar da çok görülür. sebebi dini inançların insanda psikiyatrik ve psikolojik hastalıklara sebep olacak, gerçek ile hayal ayrımını öyle ya da böyle yapamaz hale getirmesidir. dindar olmayanlarda, kafayı dine takmayanlarda olacağını sanmam. hani bu tür müslümanlar da. http://sizofreni.forumactif.biz/
Müslümanlıkla bağdaştırılmayan, sadece dini inanclari çok yoğun kisilerde sık görüldüğü söylenen hastalık.
Cinlere perilere inanırsa kişi, hem de en hashas olduğu dini inancı içerisinde bu inanma mecburi ise, elbette bir gün bu cini periyi görecek gördüğünü sanacaktır.
tam olarak halüsinasyon ve ses duymanın dışında gerçeklik hayal arasındaki ince çizgiyi kaybetme yeni bir gerçeklik yaratma durumudur bu durum ilerleyince kurulan gerçekliğe beyin inanır ve o gerçekliğe uygun sesler görüntüler yaratır, öldürmez süründürür öldürürsede kişinin kendi eliyle olur tedaviside yoktur sadece ilaçlarla sorun baskılanır sorunda denemez aslında çünkü şizofrenik bir beyne sahip olan kişi çoğunluğun inandığı gerçekliğe inanmadığı için kendi gerçekliğini bulmayı farkettiğinden herkesin gerçek demesi ona buranın gerçek olduğunu hissettirmez.
şizofrenide çok önemli bir etkeni size iletmek isterim. göçmenlerde çok sık görülür bu şizofreni eğer yatkınlık varsa. aleller kısa-kısa şeklindeyse ve hayatları kötü geçmişse çok çok fazla şizofreni riski ortaya çıkar. aynı zamanda depresyon için de bu durum söz konusudur. göçmenler gittikleri ülkelerde toplumsal mağlubiyet yaşadıkları zaman büyük sarsıntı içine girerler ve vücutlarındaki dopamin dengesi(değersiz görülme nedeniyle) alt üst olur. bu durum nedeniyle psikoz gelişme riski de haliyle artar ve bu göçmen şahıslar şizofreniye kayarlar. almancı örneği uygundur bu duruma mesela. ülkesinde almancı derler hafif dışlanırlar. almanyada türk denir gene dışlanırlar. işte bu noktada şizofreni/psikoz riski çok artar eğer genler müsaitse. şizofrenin tek nedeni bu değildir ama önemli bir etkendir. üstüne yapılmış araştırmalar dahi mevcuttur.
Obezite, depresyon, şizofreni ve çocuklarda otizmin aslında bağırsak bakterilerinden kaynaklandığı olgusu şu an için bilinen bir yol.
Tabii ki hiçbir olgunun tek sebepleri ve ilişkilendirmeleri olamaz.o yüzden şimdilik bu verileri de göz önüne alıp ilerlemeliyiz :
Bağırsak mikrobiyotası, bağırsaklarımızda yaşayan çok sayıda bakteriler var. Vücudumuzdaki hücre sayısının on katı kadar bakteri bağırsaklarımızda yaşıyor. Bir insanın 10'da 9 unu bakteriler oluşturuyor.
Özellikle kalın bağırsakta yetişen bakteri türüne biz mikrobiyotası adı veriyoruz. Son yıllarda özellikle tıp alanında çok önemli gelişmeler kaydedildi. Eskiden bu bakterileri ölçemiyorduk, sayısını, içeriğini bilemiyorduk ama son yıllarda yapılan teknolojik gelişmeler sayesinde genetik olarak bunlar tespit edilebiliyor. isimlerini bilmediğimiz halde genetik yapılarını ortaya koyuyoruz. Trilyonlarca bakteri şuanda bağırsakta yaşamakta ve yapılan çalışmalarla da bu bakterilerle sağlığımız arasında çok yakın ilişkiler ortaya çıkıyor.
OBEZiTE, DEPRESYON, ŞiZOFRENi VE ÇOCUKLARDA OTiZMiN ASLINDA BAĞIRSAK BAKTERiLERiNDEN KAYNAKLANDIĞI NET OLARAK ORTAYA KONULDU
Bağırsak mikrobiyotasının neden olabileceği hastalıklar Sindirim sistemi hastalıkları olmak üzere karında şişkinlik, kabızlık ve ishalle giden hastalıklarda bağırsak bakteri dengesizliği olduğu net olarak ortaya konuldu. Yine ülkemizde görülme sıklığı hızlı artan genç popülasyon da, üniversite öğrencilerinde giderek sıklığı artan iltihaplı bağırsak hastalığı dediğimiz hastalık, çağımızın vebası olarak tanımlanan obezite, yani şişmanlığın da aslında bağırsak bakterilerinden kaynaklanacağı net olarak ortaya konuldu. Hatta fare çalışmalarında obez fareden zayıf fareye dışkı nakli yapıldığında zayıf farenin aynı diyeti yemesine rağmen şişmanladığı gösterildi.
insanlarda da buna benzer bulgular ortaya çıkmaya başladı. Yenilen yemeğin içeriğinden bağımsız olarak, bağırsaktaki bakteri yapınız vücut kilonuzu, vücuttaki yağ dağılımınızı belirleyebiliyor. Şeker hastalığında da bağırsak bakteri hastalığının çok önemli olduğu anlaşıldı. Psikiyatrik ve beyin fonksiyonları arasında da çok önemli bulgulara rastlandı. Özellikle depresyon, şizofreni ve çocuklarda otizmde de bağırsak bakteri yapısının bozulduğu ortaya konuldu. SAĞLIKLI BiR iNSANIN DIŞKISINI ÇEŞiTLi MUAMELELERDEN GEÇiRDiKTEN SONRA HASTA OLAN KiŞiNiN BAĞIRSAKLARINA VERDiĞiNiZDE BAZI HASTALIKLARI iYiLEŞTiRDiĞi GÖZLENDi
Bağırsak mikrobiyotasının tedavi çalışmalarının Amerika, Avrupada ve Çinde devam ediyor ve Probiyotik dediğimiz yararlı bakterilerin verilmesi ile kısmen tedavide başarı elde etmek mümkün. Ama bu ürünlerin hangisi kullanılacak şuanda tam olarak ortaya konulamadı. Son yıllarda ilgi odağı olan bir konu dışkı nakli. Sağlıklı bir insanın dışkısını çeşitli muamelelerden geçirdikten sonra hasta olan kişinin bağırsaklarına verdiğinizde, bazı hastalıkları iyileştirdiği gözlendi. Hatta bu Amerikada kapsül haline getirilip ağızdan verilmeye başlandı.
Beslenme alışkanlığımız çok önemli burada, özellikle bu batı tipi beslenme, yağlı, şekerli gıdaların çok tüketilmesi, özellikle çocukluk çağında kullanılan antibiyotiklerin yetişkin yaşa geldiğinde obezite, iltihaplı bağırsak hastalığı riskini 2-3 kat arttırdığını gösteren çalışmalar var. Bu nedenle bağırsak mikrobiyotası çok önemli ve antibiyotik de günümüzde en çok zarar verenlerden bir tanesi, buna da çok dikkat etmemiz gerekiyor. Gelecekte de şuanda devam eden en az 20 tane hastalık üzerinde de araştırmalar devam ediyor. Gerçekten gelecekte genetikten sonra mikrobiyota konusu tıpta çok önemli olacak. Sanırım bazı hastalıkların altında da bu durum yatmaktadır
Geçenlerde yine bu hastalığı araştırırken (psikolojiye bayılırım) bazı şizofren hastaların kişilik değişimi esnasında gözlerinin renginin de değiştiğini okudum.
ilk tepki tabi ki de: Wtf?!
Dedem kültürlü, yakışıklı, karizmatik bir adamdır. Tabi burada önemli olan detay kültürlü olması.
Onunla belki aydınlatır umuduyla konuşurken teyzem konuya "cindir kız o" diye dalıp metrelerce uçmama sebep oldu.
Cin? Of course!
Bazı alimlere göre cinler olduğu gibi ruhani varliklardır. Ve bir bedeni beynin farklı loblarına hükmederek kontrol altına alabilirler.
Şimdi benim dinle ilgili çok tereddütüm var bilen bilir.
Ama bu arapların "roqya" diye adlandırdıkları bir büyü bozma olayı var. Bu yapılırken genelde kişiye hükmeden cin konuşmaya başlıyor, hoca da onu ikna etmeye çalışıyor vs.
Hiç görmedim, görmeden inanmam.
Lakin büyülenmiş insanların çoğuna "şizofren" teşhisi koyuluyor bu bir gerçek.
Neden? Çünkü kişi aniden değişiyor, olmayan şeyler duymaya görmeye hatta hatırlamaya başlıyor.
büyülenmiş insan gördünüz mu hiç? Ben gördüm. Gözler sürekli aktif oluyor. En büyük fiziksel değişim gözlerde oluyor.
Araştırılası bağlantılar bunlar. Tıpta hala şizofreniye çare yok, belki üstün bir sebebi vardır.
Ayrıca ağır miyop (7 diyoptri) olan bir kadının kişilik değişimi sırasında miyopi derecesinin gözlüklerini çıkarmasına sebep olacak kadar düştüğü, yokoldugu da kayıtlar arasında vardır.
Bu hastalığa cidden akıl sır ermiyor.
Not: Tabi ki de her şizofreni vakasını buna baglayamayız.
Dalga geçilmemesi gereken,psikolojik değil nörolojik bir hastalıktır.annem bu hastalıktan muzdarip olduğundan her türlü şakada enginlere sığmam,taşarım.
Sanılanın aksine, tanı konulup düzenli ilaç tedavisine başlandıktan sonra çok ciddi sorunlara sebep olmayan hastalık. Hep en kötüsü gibi anılır ama çok daha beter psikiyatrik hastalıklar mevcuttur.