Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.
Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek...
Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze...
Orhan veli nin dediği gibi iş olsun diye yazdığımı fark ettiğimden beri elime kalem almıyorum. Artık fantaziye kaçıyorum. Örneğin bana bir kelime bir sayı bir isim verin 5 dk sonra ne oluyoruz anasını satayım dersiniz? Duygu ? Benim duygum muygum yok ulan modunda .
Bu terkediş mevsimsel dal dökümü
Göverir gövdesinden taptaze umutlar
Duran ölür susan biter giden gibi
Gelen bilir artık senin kıymetini
insan bu güdümü kendinden menkul
Sanır kazandım hayli yol aldım
Sırra kadem basar nafile serzenişler
Ömrün her anında pusuda terkedişler.
Can içerde mahpus
Söz dilde gardiyan
Körükler yüreğini
O dinmez feveran
Yutkunur mecalsiz
Dil avaz dil çaresiz
Baskın vermiş geceye
Haber düşmez heceye
Dört bir yandan kuşatmış
Boğuyor bilmeceye.
Bu acının tarihi yok bedelsiz çekilen meşakkatten gelme
Vurdumduymaz senelerin semirttiği kalabalıklar içinden
Kötülüğü kanıksamış idmanlı insafsızların arasından
Gölgene küfür edip cisminden korkanların aynasından
Bu acının tarifi yok hasbelkader açlıklardan gelme
Yiyip doymaz oburların yücelttiği saçmalıklar içinden
Haksızlığı yurt edinmiş istilacı hodgamların arasından
Kendine yakışanı sende görmek istemeyenlerin aynasından
Bu yangının geçesi yok
Bu yazgının seçesi yok
Hayat denen meşgulenin yarınlara hevesi yok...
bayan aşığı ile büyükada koyunda,
bay almış metresini gezer hünkarsuyunda,
orospuluk alçaklık var hepsinin soyunda,
haya namus kalmamış rezalet diz boyunda.
Bilgeliğin ışığı gözüküyor artık saçlarımda
Oysa bilmiyorum hala kendimi bile
Boşluk hissi var hala kendimden kaçışlarımda
Söyleyemedim cümlelerimi gelmedi dile
Bir akşamüstü cümlelerim gözlerini doldurduğunda
Bir son sarılma ki benim için hayattan yenilmiş bir sille
Küstüğüm günler aylar, her yeni takvim yapraklarında
Sana dair habersiz günler oldu benim için çile
Bir baksan bomboş bir kutuyum atılmış bir köşeye
Bir baksam kendince hapsolmuş beynim yokluğuna
Sabahları ilk ışık vurunca odamdaki biçare perdeye
Açılır gözlerim yine sensizliğe alışmak uğruna
Bir baksan benzerim yolunu tutmuş avareye
Bir baksam ölüm derim bu kekremsi suskunluğuna
Bürünür ahengine senli vakitler
Rengâhenk olur dokunur kalbe
Düş tepeleri ardından doğan güneş
Tel tel olur harelenir saçlarında
Eğilir söğüt dalları gölgene yoldaş
Cıvıl cıvıl kuşlar gönlüne sırdaş.
Kabuk üstünde kavi
Tohum merkezde kani
Meyve verirsen eğer
Kıramaz hiç bir cani
insan insana hasım
insan insana lâzım/hısım
iyi olursan eğer
Huzurun olur daim.
"
En güzel deniz:
Henüz gidilmemiş olandır
En güzel çocuk:
henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel:
henüz söylememiş olduğum sözdür
"
bu şiirle evlilik teklifi edeceğim bir gün. Kafaya koydum, müstakbel kocam bekle beni.
Şiddetle topladığını
Mihnetle dağıtır insan
Şefkatle doldur heybeni
Aslolan yediğin içtiğin değil
Var olan mükelleftir yaşamaya
Elinden gidenleri kayıp sanma
Başına gelenleri ayıp sayma
Mümkün olanın dışına çıkma
Olmayanın peşinden koşma.
Önümüz ölüm ardımız enkaz
12345 ve 10 işte kaçınılmaz son
Saklambaç ile kör ebe arası çocukluk
Düz koşu ile yamaç tırmanışı gençlik
Bir fasıldan bir fasıla fasılasız gezdik
Ortasında sınandık devamında bezdik
Yaşamak sancılı düştü rahimden payımıza
Cehd ile ulaşmak elzemdir yarınlarımıza.
Suya düşen gölgem misali titrek
Toprağa iz bırakır adımlarım
Sürgün verir filizlenir dal ucunda
Yaprağın az sonrası çiçekler
Çiçeğin yerini alınca meyveler
Hayat varlığını dokur kökten zirveye...
şiir güzeldir, duyguların bir bir mısralara akması kadar büyüleyici bir şey olabilir mi? şiir seven insan da güzeldir, hem nasıl bir insan şiir sevmez ki öyle değil mi? hani derler ya, yok o evrensel bu evrensel falan ama değil hepsi palavra. dünyada evrensel tek gerçek var o da şiir. dünyanın öbür ucundaki bir şairin yazdığı şiir, anadolu'nun köyündeki bir kadının yüreğine dokunabilir mesela.