"şimdi yalnızca can sıkıntısı
ve açık pencereler vardır, rüzgârı içeri alır
kahraman tuzağa düşmüş ve kendini yok etmiştir.
aşk, çok telefonlu uyku aralarında geçmiştir
ter, ter, ter aralarında
öpüldükçe yiten göğüs aralarında.
aşk, piyastoslar ve eğlenceler arasında geçmiştir.
şimdi yalnızca can sıkıntısı
ve açık pencereler vardır, deniz savrulmuş
su ayrışmış, rüzgar ve tuz olmuştur.
kahraman toprağa düşmüş,
kahraman güzel ve yiğittir,
aşk tek kişilik bir yatakta geçmiştir,
ten dokundukça çoğalmış, mekanlar silinmiştir.
şimdi yalnızca can sıkıntısı
her
yer:
gece yarısı
kahraman ıssız ve bırakılmış
muhteşem ve bomboş bir aşk şantiyesi
ben ölenlere hiç üzülmedim, gidenlere... benim içimi acıtan geride kalanlar.
onlar tüm anılarını kalplerindeki boşluğun ağırlığıyla taşımak zorundalar.
sana ait yegane şeyi kaybettikten sonra
deryadaki fırtınadan kurtulmanın ne anlamı var.
öbür dünyadan korkmalısın diyorlar,
bu dünyadan daha muhteşem cehennem mi var.
bir kere aklım gidip geldi, ikincisinde hiç geri gelmeyebilir.
ama olsun, bazen daha iyi şeyler için bir şeylerin yıkılması gerekir.
ilişkilerde söyleyemediğini şarkılarda söylesen ne değişir?
belki de aşk, kalbin parçalanması gibi bir şeydir.
istediğin şey olmaya çok yakın, ama hala istediğin şey değil.
yakın bile değil, birazcık bile değil. hiç değil.
hayır efendim sizin bahsettiğiniz sevmek değil.
asıl sevgi onu yeni uyanmış haliyle sevebilmektir.
dokunabilseydim yıldızına da kıymeti harbiyeni kaybetseydin
yine de umut edilen gün ışığı gibi seni bekler miydim?
gece sabaha varamaz da susarken yalnızlığım,
yeniden rüyamda görmemek için seni uyanık kalır mıydım?
tatlı bir esintiyle tel tel uçuşan saçların,
karla kaplı güzelliğine haizdi dağların,
sonbaharın çiseleriyle kıvrılan kirpiklerin,
yaşla kaplı kırılganlığına sahipti düşlerin.
göz alıcı ışıklar saçan gülümseyişin,
kalbimi ısıtışına benziyordu güneşin.
o sevdiği adamı anlattı, ben sevdiğim kadını dinledim,
bu kadar zor olabileceğini hiç kestirememiştim.
yaşama gözlerimi sen açtın, ben sevmeyi öğrendim senden.
şimdi onları kapamamı isteme benden.
belki gökyüzü, belki deniz...
belki de biraz kış güneşi gibiydiniz.
Tütünü bilir misin?
"Kız saçı" demiş zeybekler,
Su içmez her damardan,
Yerini kolay beğenmez,
Üşür
Naz eder,
Darılır
iki parmak arasında kıyılmış,
Bir parçası var kalbimin
incecik, ak kağıtlara sarılır,
Dar vakit yanar da verir kendini.
Dostun susan dudağına...
yaşamak şakaya gelmez büyükbir ciddiyetle yaşayacaksın...insanlar için ölebileceksin hem de yüzünü nile görmediğin insanlar için hem de hiç kimse seni buma zorlamamışken hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde... (bkz: nazım hikmet)
"Şair burada şunu demek istemiştir." denilip yoruma kapatılarak sınav kağıtlarında öğrenciyi öğretmenin dediğini yazmaya zorlayan, yazılmadığında puan kırılmasıyla sonuçlanan durumun Posta gazetesinde ayağa düşmesine neden olan Türkiye gerçeğinin adı. Aramayın şiirin tanımını filan. Az okuruz, çok konuşuruz. Huyumuz kurusun.
eşşeğe at semeri vurma
sanır kendini nimetten
ayırma birini milletten
sanır kendini kıymetten
dinleme kendini durmadan
ayılmazsın gerçek yüzüne vurmadan
bayat ekmeğe su vurursan yumuşar
tazeyken yemesini bilmeli
iş işten geçtimi geri dönmesini bilmeli
ne ararsın tanrı ile aramda
sen kimsin ki orucumu sorarsın
hakikaten gözün yoksa haramda
başı açığa neden türban sorarsın
rakı, şarap içiyorsam sana ne
yoksa sana bir zararı, içerim
ikimiz de gelsek kıldan köprüye
ben dürüstsem sarhoşken de geçerim
esir iken mümkün müdür ibadet
yatıp kalkıp Atatürk'e dua et
senin gibi dürzülerin yüzünden
dininden de soğuyacak bu millet
işgaldeki hali sakın unutma
atatürk'e dil uzatma sebepsiz
sen anandan yine çıkardın amma
baban kimdi bilemezdin şerefsiz
Yaşama farklı bir pencereden bakmaktır görülmeyeni görmek ve göstermeye çalışmaktır herkesin pes ettiği yerde birilerine doğruyu perdenin arkasını göstermeyi başarabilmektir. Şiir, bak adam şiir yazmış denilen türden bir şey değildir (roman vs gibi. Format uydu tamam,değil.). Bak adam görmüş anlamış ve diğer insanların da görmesi için şiirin raflarda yer almasına izin vermiş, dediğimiz şeydir.