insanlığın alternatif bir çözüm üretmekte zorlandığı, bir şekilde mecbur olduğumuz son derece yanlış bir tasarıma sahip nesne. kolumuzu o kadar havada tutmak mı daha kötü yoksa yağmurda ıslanmak mı, kamuoyunun takdirine bırakıyorum. *
yanınıza almadığınızda yağmurun yağmasına sebep olan eşya. Sürekli yanınızda taşıyın bakın hiç yağmur yağıyor mu? Unutun bir gün evde, sağnak başlar. insana kendini Tanrı gibi hissettirir. (bkz: hava durumunu kontrol edebilmek)
kalabalıgın ortasında yürürken sizi hep sıkıntılara sokandır. karsıdan gelenin boyu uzun olur, şemsiye kaldırılır,
yanınızdan gecende şemsiye vardır , çarpmamak için ıslanırsınız..bir rüzgarla ters döner, düzeltme çabaları..otobüs yaklasır, otobüs durur, hep kapanan şemsiye şoförün 'hadi lan binsene' bakısları esliginde kapanmaz, kapanamaz..sözün özü ; (bkz: ben bugün bunu yaşadım)
kendisi için genellikle ''bugün de monte oldu çok şükür'' dense de, bu tür amaç ve istem dışı kullanımının yasaklanması dilenen, normalde yağmur ve güneşten korunma amaçlı elde gezdirilen aksesuvar.
18. yüzyıl sonlarında istanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü. Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent'lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.
şems kelimesinden türemiştir. $ems güneş demek olduğu için sıcak ülkeler gölge oluşturmak için $emsiye (güneşlik) kullanmıştır. daha sonra yağmurluk olarak kullanıldığı için eski ismiyle kalmıştır.
türkçe : (şems, güneş'ten) güneşlik.
ingilizce: (umbra,lat.gölge) gölgelik. (bkz: penumbra)
kölelik döneminde avrupalı seçkinler, gün boyu güneş altında yanıp kara kara görünen kölelerden kendilerini farklı kılmak için, beyaz tenlerini korusun diyerek bu gölgelik-güneşlik ile gezerler imiş.
bu olay, kendilerine asiller diyen güruh içerisinde o kadar uygulanır olmuş ki,şemsiye ile tavaf olayı asalet ile ilişkilendirilmiş. yani yağmur yağsa da yağmasa da, başpiskoposun asası gibi taşırlarmış.
sonraları işte yağmurdan korunma amaçlı gayet asi, en ufak rüzgarda ters dönen bir iki kullanımlık halk işi sürümleri çıkmış. asalet tarihe gömülürken, şemsiye de güneşten değil yağmurdan korur olmuş ve asıl yerini bulmuş ve öyle bilmiş.