üç nokta

entry112 ↓ galeri0
    101.
  1. Koyulduğu zaman insana edebiyatçı havası katmaktadır. Kabul etmek gerekirse garip bir büyüsü var.
    4 ...
  2. 101.
  3. Görmedim, duymadım, bilmiyorum ( genel anlamı budur) anlamına gelen cezaevi dövmesidir. Sol el üstü veya sağda olabilir ya da yüzde bulunur. Geneli amatörcedir ve ilerleyen zamanda petrol yeşiline çalar rengi.
    2 ...
  4. 102.
  5. "..." meğer neler sığdırılabiliyormuş... ben kalbimi bıraktım...
    3 ...
  6. 104.
  7. en sevdiğim noktalama işaretidir, ardından da noktalı virgül gelir.
    3 ...
  8. 105.
  9. Bazılarının götüne giren kocaman kocaman noktalar.
    inletiyor, Almanca çığlık falan attırıyor.
    3 ...
  10. 106.
  11. Sözlükte bunu kullananlar hep biseksüel kadınlar.
    Gizli parola gibi bir şey mi bu?

    Edit: manyak hariç.
    1 ...
  12. 107.
  13. Kullananlardan biri sizsiniz, sizin anlatmanızı beklerdim moonlight rendezvous.
    1 ...
  14. 108.
  15. 109.
  16. 110.
  17. 20.000 küsür entryde üç nokta kullanan birisi olarak asıl ben keşkül durumdayım...
    1 ...
  18. 111.
  19. üç nokta... üç maymun... görmedim, duymadım bilmiyorum.
    cezaevlerinde bunlar ekseri tek tip adamlardır. misyonları ve hayat felsefeleri aynıdır. bilen iyi bilir.
    0 ...
  20. 112.
  21. Dünya biraz fazla konuşuyor artık.

    Sokaklarda insanlar var,
    ekranlarda daha çok insanlar.
    Herkes birbirinin hayatına bakıyor
    ama kimse kimsenin kapısını çalmıyor.

    Bir telefon ışığı düşüyor yüzümüze,
    yüzümüz aydınlanıyor sanıyoruz.
    Oysa yalnızca karanlığımızın şekli değişiyor.

    Çağımız hızlı.
    Acılarımız bile aceleci.

    Bir yerde savaş çıkıyor,
    bir yerde kahve köpürüyor.
    Bir çocuk büyüyor sessizce,
    bir şirket milyarlar kazanıyor.
    Hepsi aynı günün içine sığıyor.

    insan,
    kendine bile yetişemiyor.

    Aşkın da başına geldi bu.
    Eskiden mektup beklenirdi,
    şimdi üç nokta.

    Üç nokta...
    Bazen bir aşkın bütün geleceği
    üç küçücük noktanın arasında kalıyor.

    Kentler ışıkla çoğalıyor,
    insanlar gölgeleriyle.

    Gece yarısı bir apartmanın penceresine bakıyorum:
    Yirmi pencere,
    yirmi ayrı hayat,
    yirmi ayrı susma biçimi.

    Birinin masasında ekmek,
    birinin masasında bilgisayar,
    birinin kalbinde kimsenin bilmediği bir eksiklik.

    Dünya değişiyor.

    Ama sabahları güneş,
    hâlâ en eski haberimiz.

    Bir kuş konuyor elektrik tellerine.
    Bir çocuk gülüyor.
    Bir kadın saçlarını topluyor aynanın karşısında.

    Ve insan,
    bunca gürültünün içinden
    küçücük bir iyilik çıkarıyor.

    Belki kurtuluş dediğimiz şey budur:

    Dünyanın bütün ekranları karardığında
    yanımızdaki insanın yüzünü
    hâlâ görebilmek.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük