üç nokta

entry112 ↓ galeri
    112.
  1. Dünya biraz fazla konuşuyor artık.

    Sokaklarda insanlar var,
    ekranlarda daha çok insanlar.
    Herkes birbirinin hayatına bakıyor
    ama kimse kimsenin kapısını çalmıyor.

    Bir telefon ışığı düşüyor yüzümüze,
    yüzümüz aydınlanıyor sanıyoruz.
    Oysa yalnızca karanlığımızın şekli değişiyor.

    Çağımız hızlı.
    Acılarımız bile aceleci.

    Bir yerde savaş çıkıyor,
    bir yerde kahve köpürüyor.
    Bir çocuk büyüyor sessizce,
    bir şirket milyarlar kazanıyor.
    Hepsi aynı günün içine sığıyor.

    insan,
    kendine bile yetişemiyor.

    Aşkın da başına geldi bu.
    Eskiden mektup beklenirdi,
    şimdi üç nokta.

    Üç nokta...
    Bazen bir aşkın bütün geleceği
    üç küçücük noktanın arasında kalıyor.

    Kentler ışıkla çoğalıyor,
    insanlar gölgeleriyle.

    Gece yarısı bir apartmanın penceresine bakıyorum:
    Yirmi pencere,
    yirmi ayrı hayat,
    yirmi ayrı susma biçimi.

    Birinin masasında ekmek,
    birinin masasında bilgisayar,
    birinin kalbinde kimsenin bilmediği bir eksiklik.

    Dünya değişiyor.

    Ama sabahları güneş,
    hâlâ en eski haberimiz.

    Bir kuş konuyor elektrik tellerine.
    Bir çocuk gülüyor.
    Bir kadın saçlarını topluyor aynanın karşısında.

    Ve insan,
    bunca gürültünün içinden
    küçücük bir iyilik çıkarıyor.

    Belki kurtuluş dediğimiz şey budur:

    Dünyanın bütün ekranları karardığında
    yanımızdaki insanın yüzünü
    hâlâ görebilmek.
    0 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük