çok gereksizdir kesinlikle,okurken hiç bir bok öğrenmedim çünkü hiç bir bok anlatılmıyo okullarda.çalışmaya başladıktan sonra 6 ayda daha çok şey öğrendim.işe de okul sayesinde falan girmedim,adamlar diploma sormadılar bile.
çoğu zaman yüksek lise tadı veren, kazanınca bir şey olacağınızı sandığınız, hocası dert arkadaşı dert olan,
vizesinden finalinden nefes alınmayan, çoğu hocanın aslında sadece zamanı doldurmak için derse geldiği, fotokopi makinesinin doçentten daha fazla hırpalandığı, aynı tip insan üretmekten zerre rahatsızlık duymayan, gereksiz bir kurum.
algoritma sorusunu internetten bulan bir hoca, ogrencinin kendi basina daha iyisini dogru olarak yazdigi cevabi kabul etmeyip cevaba 0 puan verebiliyor. cevap internettekiyle ayni olmadigi icin hoca 0 veriyor.
vize sınavında bi sik bilmeyen kızın elinden tutup doğru cevabı yazdırdığı sınavdır.
algoritmadan bi bok anlamayan kızın elinden tutup şemayı çizdirmiştir. akabinde o kız benden yüksek aldı.
ben mi? bildiğim, doğru yaptığım halde ondan düşük aldım.
çünkü kağıdımı okuma zahmetine dahi katlanmadı. okumadan çizdi. o kızınsa okumadan notunu verdi.
bugün soru sormaya gittiğimde ise adam beni siklemedi bile. o kızlar yanına gidince dibi düşüyor. bir de evli ve ufak bir kızı da var orospu çocuğunun.
annesi kaşar bu yaşa gelmiş hala yl yapıyor. kendini geliştirmekten aciz göt.
Türkiye'de tam bir fiyaskodur. 170 kişilik sınıf ortamında ders işlenmektedir. daha ne diyelim. sosyal yönden zenginlik gibi görülse de herkesin maksimum 3-5 kişiye -onu bile bulamayan var- mahkum edildiği ortamdır.
şahsım adına konuşmak gerekirse 1. sınıfın ilk dönemi bitti sayılır. ben bu dönem boyunca ders çalışmadım fakat notlarım gayet iyi. bölümden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama dönem boyunca özellikle vize ve final zamanları herkes harıl harıl ders çalışırken ben hiç oralı olmadım. daha doğrusu gerekmedi.
inşaat mühendisliği bölümü lisedeki stresin üniversitede ilk dönem biraz atılabileceği bir bölüm. fakat ''2. ve 3. sınıfta hayattan soğutuyor'' diyorlar hayırlısı.
Lise sonda söylenen kapağı at rahatsın lafının, rahat olunmayacak şekilde cisim bulmuş halidir. Öss sınav stresi yaşanmasa da vizeler döver finaller gömer. en azından kendi bölümüm adına konuşayım. (bkz: hukukçu yakarışları)
insanlar bu kurumlara "4 sene boyunca bir kağıt parçası * için katlanılan ve mezuniyet sonrasında işi garantileyen yer" gözüyle bakıyor.
ayrıca küçük bir şehirde yer alıyorsa, sosyal imkanları da yetersizse en iyisi yol yakınken bırakmaktır. benim jeton tam 4 sene sonra düştü, aklımı seveyim.
Kampüs, külliye muhabbetiyle birlikte sezdiğimiz kadarıyla gelecek bir beş sene içinde adı başka bir lafızla telaffuz edilecek yüksek öğrenim kurumudur. içerik olarak zaten ayrıntılı onca bilgi onca yerde mevcuttur. Stop.
teorik bilgiler dışında acı tecrübelerle insana güzel dersler verebilen öğretim kurumu.
kazanmak, okumak için hevesliydim ama ailemden uzağa gitmek konusunda hiç hevesli değildim. hâlâ da durumdan memnun olduğum söylenemez ama acı tecrübelerle insana güzel dersler verdiği için üniversite hayatını ailesinden uzakta yaşamalı insan sanırım. üniversite hayatımın daha çok yeni olmasına karşın şimdiden karşılaştığım şeyler sağ olsun önümdeki 3.5 yıldan beni iyice soğuttu. her üniversite öğrencisi arasında şüphesiz çok sayıda dejenere olmuş insan var. sen 18 yıl aile baskısıyla yaşa, ailenden uzak olunca çıldır. kızların tilkiliklerinden bahsedemiyorum bile ama erkeklerin kendilerine has özgüvenleri beni öldürüyor. sen kimsin ki diye sorasım geliyor bazen. şimdiye kadar güzel günlerde görmedim değil tabi. ama yalancıdan bol pek bir şey yok. kısaca ben evimi özledim ulan.
Bazılarının yok olmasını istediğim eğitim öğretim yuvası.üniversiteye gelmeden ince bi dolu hayalim vardı. Bu hayalleri düşünüp düşünüp gaza gelip daha çok calisiyodum.bi geldim mal yuvası.herkes mi mal olur arkadaş bişey söylüyorsun adam boş boş yüzüne bakiyo.Hayır bogazicindeki adam da aynı şeyden şikayetçi, hacettepedeki adam da.. bi bokluk var.