klima, lcd, tekli bazalar, çekyatlar, dolaplar, masalar* vb. gibi eşyalarla öğrencilik hayatımı geçirdiğim yerdi, sinema sistemi, laptoplar felan cabası tabi. hayatımın geri kalanında böyle rahat ve kendi başıma yaşabileceğim bir yerin asla olmayacak olması üzücü bişey tabii, illa birisi gelip karışıyor.
bir önceki neslin 19-20 yaşları arası evlenip baba evinden çıkmasının etkisinde olan yavrucakların hâlâ -tatillerde falan - baba evine dönüp (evlenmedikleri için vs.)orayı hala kendi evi gözüyle bakması sanrısıdır. kişinin artık yaşadığı yerin burası olduğunu kabulleneceği yerdir öğrenci evi. kendi hayatını kurmaya başladığın ilk yerdir. sonradan sonraya çok daha şekil değiştirip düzene girse de ilk defa öğrenci evinde '' birey '' olarak var olur yiğidolar. üniversite bittikten sonra illa baba evine dönen olacaktır lakin bu da kişinin 4 yılda kendisine bir hayat garantisi sağlayamamasının başarısızlığından ileri gelse gerek ( ha aile zenginse bambaşka olay).
ikinci el, eski eşyalarla donatılmış evdir. bu eşyalarla ilgili bir sıkıntı olduğunda ev halkı mühendislik zekasını kullanarak eşyayı tekrar kullanılabilir hale getirir. evdeki birçok eşya ortak kullanımdır ama ev halkıyla değil, ev halkının arkadaşlarıyla ve hatta bazen onlarında arkadaşlarıyla.
dünyanın en rahat, en vurdum duymaz insanlarının yaşadığı mekan. öyle bi mekandır ki zamanında sıradan gelen her olay ileride anı olarak geri döner oarada yaşayan örencilere.
üniversite hayatının en güzel taraflarından bir tanesidir. kafana göre takılırsın kankalarla sınırsız pes atarsın. batak oynarsın. evde hayvan beslemeye gerek duymazsın çünkü elinin altında asalak ev arkadaşı bulunur.
Çöplerin arasından sızırak geçilen ev. Genelde hep boşa akan bi musluk, mutlak ve sonsuz bulaşığı olan mutfaga sahip olan ev. iti bağlasan durmaz cümlesini layıkıyle hakeden yer.