eğer özlediğini kendi isteğinle gönderilmişsen özlemek zordur, özlemek acı. için yanar, pare pare yanar lakin yoktur yapacak hiç bir şey. keşkenin anlamı ilk kez belki de son kez bu kadar derin olacaktır senin için. belki de sonsuza dek bir iğne batıp duracaktır kalbine.
saplanmaz o lanet olası iğne. saplansa da çıkarsam, rahatlasam, dersin ama o her gün, her an kendini hatırlatacak bir şey bulup, batıp batıp çıkar kalbine. her geçen gün daha da büyür o lanet olası iğne. daha da acıtır canını. daha da sert batar, daha da uzun kalır oranda. dayanmak istersin, ama her gün acıyan canın, kendini her an hatırlatan sızın dayanmana izin vermez.
belki de yoktur hiç oranda öyle bir iğne. belki de sadece sen söylersin, sadece sen hissedersin onu.
belki de özlemdir o iğnenin adı. belki de sevgi. belki de aşktır o iğnenin adı, belki de sonsuzluk.
özlemek not almak istediğin kızı görebilmek için sınavların bir an önce başlamasını dileyecek kadar kötü ve sinir bozucu bir şeydir; ancak kim bilebilir ki sendeki duyguları, nasıl onu düşündüğünü.
soğuk bir mart akşamında yalnız başına dalıp gitmektir.yürürken küçük su birikintilerini ezberlemekten yorulan gözlere bir de sağ taraftan vuran ağrıyı eklemektir.ama en çok özlenen özneye kalbinin üşüdüğünü söyleyememektir.
soğuk bir mart akşamında susmaktır.otururken içinden türkü çığıran sese kapılıp gitmekten yorulan kalbe bir de sol taraftan vuran çarpıntıyı eklemektir.ama en çok özlenen özneye suskunluğun içinden çıkıp seslenememektir.
genelde uyku öncesi daha ağır olarak ortaya çıkan histir. özlenen kişi ya da şey her neyse akla gelir ve özlenenle geçirilen zaman akla gelir mideye bi kramp girer hayallerle son bulur. o sırada uykuya dalınır.
Sana rağmen yaptıklarına rağmen özledim seni.. bitmek bilmeyen bir özlemle kavruluyorum her gün ,her saat.. Sana küsmeyi sırt çevirmeyi istediğimde özlemin dikiliyor karşıma..En derine attım diyorum herkese , en derine.. Ama bilmiyorlarki onun 2 sözüne bakıyor derinliğin boyutu.. Bir umut verdiğinde derinlerdeki sevgin çıkıyor günyüzüne..Başaramıyorum işte olmuyor bu özlemle yaşanmıyor .. ne yapmak istediğini bilmesemde sana karşı koyamadığımı biliyorum.Yüzüne bakmamaya çalışıyorum gnülerdir. ASlında başardım bakmadım yüzüne ama olmadı yanından geçerken kalbim delicesine çarptı kafam yere bakıyordu yada başka yöne dönmüştüm belki ama senin orda yanıkımda bir yerde olduğunu bildiğim için oluyor hepsi .Zor be sevdiğim özleminle yaşamak zor.
Ne garip bir duygu özlem. En az aşk kadar garip en az gülmek kadar normal ve en az onun kadar çok. Bazen neyi , kimi özlediğini bilmez insan içinde bir burukluk vardır için de kaybettiği boşluk vardır. Ne için kim için bilmez belki de en kötüsüdür bu özlemlerin. Bir çok şeye sebepsiz bağlanabilir bir insan bir çok şeyi de sebepsiz özleyebilir. Bir şehri, bir çiçeği bazen ummadığınız kadar küçük bir ayrıntıyı. insan özler çok özler ve özlediği şeye kavuştukdan sonra 2 dakika içinde geçer tüm özlem duygusu. Başka şeyleri özlemeye başlar .
için yana yana istemek. huzurunu altüst eden masum görünümlü yakıcı istek. en mutlu olduğun anda, en huzursuzluğun da, en büyük kahkahaların da, en güzel sohbetlerin de, ta derinlerden gelen sızlamayla dudaklarını büktürüp ağlatan, karnını buran ağrılar saplayan amansız istek. çaresiz yapar, huzrunu yıkar. en yakıcısı boynunu büker.
o son hoşçakal, bir toplu iğne olup batar gövdenizin sol yanlarında bir yere sinsice. hissedemezsiniz bile ilk başta. inceden bir sızı duyarsınız sadece. sonra iş, güç, hayat telaşı derken, o da kaybolur gün içinde. unutursunuz bile, bir yaranız olduğunu gövdenizde.
sonra akşam olur eve gidersiniz... odanızda hüzünlü bir koku karşılar sizi ilkin... tanıdık gelir hemen... ve sonra üstünüzü değişirken görürsünüz ki; giysileriniz kan içindedir... yeni kıyafetler giyip yatarsınız sonra...
ve bu her gün tekrarlanır... taa ki bir gün biri gelip, o iğneyi çıkarana, ya da çıkardığını sanana dek.
durduk yerde hatirlamaktir ve hatirlandigi an insanin bogazinda bir dugum olusmasi ve bazen burun diregini sizlatmasidir. insanda belirli belirsiz bir sersemlik durumu yaratir.
özlemek, beklemek, anıları hatırlamak yorucu şeyler... ama o kadar değerliki... yüzünüze yayılan o minik gülümsemeyi cama yansıyan suratınızda gördüğünüzde ne kadar da güzel olduğunuzu görmek, gözlerden kelimeleri rahatlıkla çekebilmek... kuşkusuz insanı insanlaştıran şeyler...
özlemek yalnızlığı getirdi bana. kapalı bir kutu gibi sadece gözlediklerimle bildiklerimi pekiştiren biri oldum ben. sende ne varsa bana geçti bir hastalık gibi. sen de benim hastalığımsın diyebiliyorum uzun zamandır. boş geçen zamana acır gözlerle bakıyordun; artık ben bakıyorum... tahammülün yoktu beyni ufak olanlara, artık ben de edemiyorum.
ne zaman yalandan gemilerimi kaldıracağım limanından?
ne zaman sen gibi olmayana bakmamaktan vazgeçeceğim?
ne zaman gideceksin benden? hiç özletmeden.