bazen yüzünü dahi görmediğin ama var olduğundan emin olduğun birini eşşek gibi özlemektir. ne piskopattır insanoğlu ''oğlum hiç yüzünü bile görmediğin biri de özlenir mi?'' dersin çelişkili bir ruh haliyle ama özlersin işte bir şekilde. sigara içmeyen biriysen sigara bile içersin, sarhoş bile olmak istersin. ya ne bilim işte acayip duygu remixlemesi. acıyla tatlı yanyana hani şu karpuzu kavunu ayrı olan yapışık sakızlar olur ya onun gibi birşey aynı cisim ama ayrı tadları ama bunu çiğneyip atmak istemezsin içinde yer edinsin istersin. mümkünse kalbimin derinliklerine nüfuz etsin hatta virane gönlü gülistana çevirsin ama ne mümkün. budalalıktır belki de tüm düşünülen belki de gerçeğe yakın düşüncedir. girdap gibi yutmaya çalışan hayatın çetin yolları belki yolumuzu aynı yere çıkartır kim ne bilebilir ki her türlü öngörü olamaz mı hayatta? kesin konuştuğun şeyler bile başına gelmez mi?. işte tüm bunların bileşkesinden doğan tabiatın sunduğu öznel güzelliklere hasretin diğer adıdır özlemektir.
ağır ağır alınmış alkol misali biriktirmektir kılcal damarlarında aşkı. usulca kanına karışırken gözlerini acıtır anımsamak teninin beyazlığını.kıvranırsın soğuk yatağında bir başına, gülümsediğinde dudaklarının kıvrılışını duyumsayarak. işte o an kalbini atlı karıncadan müzik kutusuna hapsetmelisin,yoksa gözyaşların kendi girdabında boğacaktır seni...
hiç beklemediğiniz, aklınızda bile bir şey olmadığı anda gözlerinizden yaşların boşalmasıdır. ister birkaç gün olsun ister birkaç yıl her saniye artan bir duygudur. kalbi sıkıştırır ve hayattan koparabilir.
her nesne de hatirlamaktir, hissetmektir, canlandirmaktir, istemektir. caresi varsa; mutluluk, yoksa; uzuntudur. kimi zaman yasadigini; kimi zaman oldugunu dusunmektir. kimi zaman hayata baglar, hirs verir, istek verir; gulmeyi, aglamayi, aci cekmeyi, asik olmayi; kimi zaman hayattan koparip; herseye sahip olunca ozlemeyi ozletir. ruhtan eksilmez, ustunden zaman gecer, bu sefer suanin; gecmisini ozletir, yine eksilmez, yine birakip gitmez bedeni.
binlerce kitabı içinde barındırabilecek anlama sahip olan kelimedir. illaki bir şeyler özlenir, bir birey olmasına gerek olmamasıyla birlikte herhangi bir şeyi özlemeyen odun bir yapı dünyada yoktur.
her ne olursa olsun beklenilen hep özlemeye mahkumluktur. bu yeri gelir dört duvarı olan eski bir ev yeri gelir eski bir kaç kaybedilen dost, yeri gelir yerinin doldurulamayacağına inanılan bir aşk. her şeyin her an yeri gelir ki , hiçbir duygu dur yerim geldi sen çık bana bir sahne ayarlayın demez insanlara..o an geldimi geliveriorlar ya sonra geldiler oluyorki herneyse diyerekten mevzumuza geri dönüş yapmak istersem , acı kayıpları olan insanlar bu duyguyu çok derin yaşarlar.ölüm kapıyı çalmasına gerek yoktur ki zaten ruhsuzdurlar sosyal hayatta asosyaliteyi birincilikle okurlar ve bitirirler. bir zamanlar gerçek olan birçok şey çoğumuz için hatırlandıkça hiç yaşanmamış gibi olabiliyor bir rüyadaydım sanki ama kabus ama cennet misali güzeldi hoş kimse için güzel şeyler yitirilmez para haricinde. milyonlarca insan içinden bir kaç tanesi sana denk gelince bitince uygun degilki gibi kısa hesaplarıda düşünmezsek aslında özlemek her defasında yenilenen kendini bir daha yıkmaktır. etrafında seni tanıyan yeni insanlar olsada yeni bir evin arkadaşların vs herşeyin olsada genelde hemen hemen hergün yorgunluguna ara verince tek yapman gereken iki damla gözyaşı ve iç geçirerek nefes almaktır ki ne için yaşadım nerden nereye gittim gibi uzun hesapları bir dakika da yapıp sonra tekrar modunu degiştirmek. aslında özlenen kişi eşya vs ne olursa olsun kişinin onunla birlikte oldugu zamandaki kendisini mi özlemesidir bilinmez...
kim arkasına dönüp bakmış ki yıkık bir bina niye yıkılmış demiş ki o yıkık bina kendi kendine toplanabilir mi ki hep gelen geçenin şaşkınlığına mağruz bırakılan her tuğlasını kim elini uzatır da yerden alamaya tenezzül eder ki ? bir sürü benim aklımdan geçen soru cümleleri oluyor . hiçbir psikoloğun çaresini bulamadığı bu duyguyu hiçbir sinir hapıda bugüne kadar bastıramamıştır. ağır kayıplar insanın yüzünü eskitmesede halen daha güzel olsada gözlerini yorgun kılmış beklenilen her neyse usanmış ... artık özlemek diye bir kavram yetemez de zaten ...
kim kimin düşünde bilinmez
kim topragın üstünde saatlerce ağlar bilinmez
kim mavi eski duvarlara sahip biridir
ve kim gözyaşlarıyla çıkarken badana yapmıştır evini
yada bordo duvarlarının loşlugunda unutmuştur kendi yüzünü
okul sırasını bile ,daha arkadaşlarına gelemeden bütün bu ayrıntıları nasıl hatırlasın bir insan ...
hayattaki her insanın yapamayacağı tek bir şey vardır ki arkasını dönüp gitsede herşeye , özlemlerine kem vuramaz ...iyisiyle kötüyse ne yaşandıysa dini islam olanın da tek tesellisi vardır ki burdan sonra ebedi hayatım yeni başlıyor belki orda buluşurum özlemlerimle ...
garip duygu.kimi zaman yanıbaşındakini özler insan.yanıbaşındaki maşuksa daha da özlenir elbet.garip duygu yahu o kadar özler ki insan anlaşılmasın diye gözlerine bakamaz maşuğunun...
üzerinde parfümü olan bir gömleğe sarılıp uyumaktır.
gece rüyada görmeyi ümit etmektir.
fotoğraflara tekrar tekrar bakıp onunla konuşmaktır.
yazdığı mektubu defalarca okumaktır.
uykusuzluktur, çok uyumaktır, denge tutturamamaktır.
2 dakikalığa duyduğun sesine dünyaları değişememektir.
her şarkıda onu bulmaktır.
ismini söylerken içinin titremesi, boğazına düğümlenen şeyin bi' türlü geçmemesidir.
ikinize, geleceğe, gülce'ye dair hayaller kurmaktır.
ve mutlu olmaktır, bunca özlediğin biri belki de senin onu özlediğinden daha fazla seni özlediği için...
surekli gormek istemek, her dakika ozleneni dusunmek. burnunda tutuyor olmasi. televizyonda veya sokaklarda gordugun kisileri ona benzetmek. bir an once yaninda olmak istemek, internetin varligina sukretmek...
zordur ama; eger ozlenen kisi hayattaysa ve kavusma imkani varsa, iste o kavusma ani, yasanan cosku, heyEcan, mutlu son sebebiyle ozlemek guzeldir...