Çoğu zaman varlığını unuttuğumuz. Hayatın en çarpıcı gerçeği. Asla bir son değil, bir başlangıç. Ölüm hadisesi gerçekleştiğinde ne kızgınlıkların kalır ne hüznün, dünyadaki her şey dünyada kalır. Ve sen ebedi yolculuğa adım atarsın. Hayat böylesine kısa ve anlamsızken, birbirimizi üzmenin, birbirimize kırılmanın, para için hayatımızı harcamanın pek bir anlamı olduğunu zannetmiyorum. Ne yazık ki sevdiğimiz bir çok insanın değerini ölünce anlıyoruz. O yüzden en sevdiklerineze sıkı sıkı sarılın. Onların kalbini asla kırmayın, sonra düzeltme şansınız olmayabilir...
en gerçektir.
en çok ve hep, sabahları ve geceleri, kış ya da yaz aklımın derinliklerinden çıkmayan, çıkaramadığım. hayır, yanlış anlamayın ölmeyi değil, ölümü düşünüyorum. sonrasında nasıl var olmamayı, nasıl da geriye hiçbir şey bırakamamayı, soğukluğu... nazım hikmet'in şiirinde buldum önce bu acıyı; "ben senden önce ölmek isterim." ben herkesten önce ölmek istiyorum. çoğu kez -genellikle yalnızken- içimdeki saatin seslerini duyarım. korkuyorum, hep birinin ölümünün ardındaki boşluğu kapatmaya çalışacağım ta ki ben de dünyada bir boşluk yaratıncaya dek. nefesim kesilsin de kaybetmeyeyim kimseyi, kalbim sıkışıyor.
dedem 2008'de öldüğünde biraz daha gerçekliğini hissettim.
biz insaoğlu ne değişik yaratıklarız.
beş dakika sonramız garanti değilken 5 yıllık planlar yapıyoruz.
sevdiğimizi söylemek yerine gururu, kavuşmak yerine uzağı tercih ediyoruz.
ah sözlük!
ölüm dediğin nedir zaten?
yok olmak mı? evrenin bünyesinde yeniden doğmak mı?
hakk olmak mı? hakk'ın karşısına çıkmak mı?
beyhude topraklarda çicek böcek olmak mı? sizin tanıyan son kişi öldüğünde kaybolmak mı?
Hayattaki en acı ve gerçek şey. insan hiç beklemediği bir anda, hiç beklemediği bir insanı kaybedebiliyor ve onun boşluğunu acaba nasıl doldururum diye düşünüyor. Acı.. Çok acı ve olabildiğince ciddi..