Uzattılar anacığımı
türküleri susmuş gibi
bağladılar çeneciğini
konuşmak suçmuş gibi
kapattılar gözlerini
görmek yasakmış gibi
ve yuğdular arıttılar ovdular
yaşamak pismiş gibi
dizilip kuşlar gibi bir akşamın alacasına
boyun büküp kuşlar gibi evrensel karanlığa
omuzlayıp götürdüler aklar içinde
her işi bitmiş gibi
götürdüler anacığımı bir kısır yalnızlığa
bayramlara şenliklere toylara değil
sokaklara alanlara evlere değil
götürdüler anacığımı kurtlara böceklere
dostum dostum güzel dostum
çok mu saygın yerin altı yerin üstünden
yaşamak bu denli sövülesi mi
bir keresinde rüyamda öldüğümü gördüm. çok büyük bir rahatlamaydı. öylesine bir hafiflik ve inanılmaz bir özgürlük! bu özgürlük hissi ve hafiflik, beni öldüğüme inandırdı. bu, dünyadaki tüm bağlardan kendini koparmak demektir. bu yüzden ölüm benim için yoktur, sadece acı ve ızdırap var.
insanlar genellikle şu ikisini birbirine karıştırırlar: acı çekmek ve ölüm. bununla bir gün yüzleşmek zorunda kaldığımda farklı düşünebilirim.
+ ölümsüz olduğunu mu düşünüyorsun?
- evet, kesinlikle.
mezartaşının tepesinde yazan <hüve'l-bâkî/ Ebedî olan Allah'tır> sözünün insanın yanağını jilet gibi kesip, lime lime eden hoş bir rüzgardır ölüm.
vardır ölüm
ölüm vardır
Filminiz bilmem kaç numaralı salonda başlamak üzeredir anonsuyla başlayan, gittiğin sinema filminin sona ermesidir. Umarım filmi izlerken tadını çıkararak mısırımı yemiş, çevremde kimseye huzursuzluk vermemiş kimseyi rahatsız etmemiş, filmi izlerken filmi yapanı hiç unutmamış bir şekilde ayrılırım salondan.
'Sallansaydım ipin ucunda
Bir bayrak gibi keşke''
Demiyeceksin,
Yaşamakta ayak direyeceksin.
Belki bahtiyarlık değildir artık,
Boynunun borcudur fakat,
Düşmana inat
Bir gün fazla yaşamak.
demiş nazım hikmet. ölüm benim düşmanımdır sevgili yazarlar. hep onla mücadele ederim bir gün yenileceğimi bile bile. niyetimiz mücadele süresini uzatmak.
medeniyetin bugünkü hale gelmesinde en büyük motivasyondur ölüm. ölümlü olduğunun farkında olan insan, inançlı veya inançsız olsun, bilincinin var olmadığı bir anı düşünemiyor.
bu düşünce yokluğu, insan var olmasa da hiçbir zaman unutulmaması için onu bir şeyler yapmaya teşvik ediyor. insanlığın refahını sağlama güdüsü bir noktaya kadar işe yarıyor. temel motivasyon kendi egosu ve isminin öldükten sonra anılması. kendi farkında olmasa da adının anılacağına yönelik duyduğu hayvani egoyla gelen bir açlık. benliğinin devamını sağlama açlığı.bu duygu 10bin yıl önce mağaraya el izini bırakan adamla aynı.
şimdi düşününce akla şöyle bir soru geliyor. yapılan tüm keşifler, icatlar, her türlü edebi metin, anonim olarak ortaya çıksaydı şu an ki medeniyete sahip olabilir miydik?
Bu dünyada her şeyden ölüm akıyor; duvarlardan, gazetelerden ve insanların yüzlerinden demiş albert camus. en çok da insanların yüzünden galiba. ölüm gibi umutsuz, çaresiz, karanlık bakıyor bazı insanlar. bazıları sanki sadece nefes alıyor gibi. ölmeleri için bir an yetecek gibi, hepimiz öyleyiz evet ama bazıları bunu gözlerinden hissettiriyor.
sonra geçen gün bizim mahallede top oynayan veletlerin bağrışması geldi aklıma.
laaaan mustaaa sen ne gevşek adamsın lan, senden rahatı mezarda amnakuym. ahahah :D lan gevşek ne adamı? ne koyması?
sen tek başına çükünü tutup işeyebiliyon mu :D