yavuz çetinin mezar taşında yazan birgün gelir herkes kendi yoluna gider herşey nasıl başladıysa öyle biter sözünün ardından hayatın diğer yüzünü anlamlı kılandır...
herkesin kaçmak istedigi farklı şekillerde acı şekilde vuku bulan neticesinde her canlının son olarak tadacagı durumdur. kimisi yok olacagına, kimisi tekrar bir şekilde gelecegine kimisinin ise bir başlangıç olduguna inandıgı durumdur.
diyalektik düşünce sisteminde , her kavram karşıtıyla gelişir. yani, ölüm yaşam olduğu için vardır ve yaşamı önemsediğimiz derecede önemlidir, bu yüzdendir ki büyük tasavvuf insanları ölümü bir kavuşma, hasretin bitme anı olarak nitelendirirler zira dünyaya dair bir bağları yoktur.
bu durumda cennet ve cehennem kavramları, yaşamdaki durumlardan yola çıkılarak varılmış birer sonuçtur. yani, cennet ve cehennem aslında dünya üzerinden mevcuttur. herkes kendi odununu götürür mevzusu.
bir tür boyut değiştirme olarak algılayıp, küçültmeye çalıştığımız ölüm, aslında insanın varoluşunun gerekçesi olan bir kavramdır. felsefik boyutlarda ölüm bir kenara bırakılırsa, bedenin canlılığını yitirmesidir ölüm. ruh taş gibi yerindedir her daim.
kimine göre yeni bir başlangıç kimine göre hazin bir sondur.
bazen insanı sarar sarmalar, hayatın anlamsızlığını gözünüze gözünüze sokar. zayıfsanız ağlatır, manic depresif ruh hallerine gark ettirir. ölmek için mi doğuyoruz, yaşamak için mi sorusunu akıllara getirir. bir gece herşeyi bırakıp kaçmak istersiniz, sizin bile bilmediğiniz gizli bir yere. orada hayattan soyutlanıp ölümü beklemek, en az acıyla işi kotarmaktır amacınız.
ama nafiledir, boştur. uzun zaman sonra anlarsınız beklemenin, sorular sormanın bir yararı yok. gözü kapalı, delicesine yaşayıp, hiç hatırlamamak ölümü en güzeldir.
hatırlanmamalıdır, olacaktır sonunda, ne gerek vardır değil mi?
isa mesih'in dirilişiyle gerçekleşen kurtuluşun haberi. (rab'bin sofrası) (bkz: incil)
hiç şüphesiz, göklerin ve yerin mülkü allah'ındır. o, diriltir de, öldürür de. size o'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. (bkz: tevbe suresi) sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. (bkz: cuma suresi) her nefis ölümü tadacaktır. sonunda bize döndürüleceksiniz. (bkz: ankebut suresi) kuranı kerim
ya rab allah, adama (adem'e) emredip dedi: bahçenin her ağacından istediğin gibi ye. fakat, iyilik ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin. çünkü, ondan yediğin günde mutlaka ölürsün(tekvin) (bkz: tevrat)
bundan dolayı ey israil evi, size herkese kendi yollarına göre hükmedeceğim. rab yehova'nın sözü: dönün ve kendinizi bütün günahlardan döndürün ve kötülük size helak (ölüm) getirmesin. işlemiş olduğunuz günahların hepsini üzerinizden atın. ve kendinize yeni yürek, yeni ruh sağlayın. niçin ölesiniz ey israil evi? çünkü ölenin ölümünden ben hoşnutluk duymuyorum. öyleyse (günahtan) dönün de yaşayın. (tesniye) (bkz: tevrat)
Bazen gelmez de yanı başımıza, yüzünü gösterir ve gider. Hatırlatır kendini insanlara. Bu "ölüm korkusu" denilen ölümden midir acaba, ölümden sonrası için mi...
**her ne kadar korksamda dünyadaki tek adil şey dedirten belirsizlik..Zenginde ölüyor fakirde,gençde ölüyor yaşlıda,uzunda ölüyor kısada,şişman da ölüyo zayıfta vs vs vs..
**ölmemek için bir bedel olsaydı satın alınabilseydi vay bizim gibi garibanın haline diye düşündüren durum.
**Madem sonunda öleceğiz neden yaşıyoruz ki diye düşündüren bir garip çelişki...