davetsiz misafir.
anbean gelecektir bilirsiniz ve sevdiğinizin başında öylece bekler, sevdiğinizin elini sıkıca tutarsınız. ölüm üzüntünüzü ve kararlılığınızı görüp belki acır ve geri döner diye salakça bir düşünceye dalarsınız. "belki ben özelim belki tanrı bana torpil geçer, ölüm gelmek istese de tanrı onu geri gönderir, onun göç etmesini erteler" diye düşünürsünüz... nafile.
ölüm tek gelir çift gider, bunu öğrenirsiniz başka da bir bok yok...
ve ölüm yanındakiyle oradan uzaklaşırken size yaşamanız için bilmediğiniz kadar zaman bırakır.
acıktığınız ya da çişiniz geldiği anda sizin için hayatın devam ettiğini anlarsınız...
nefes alıp vermenin durduğu, kalbin beynin bilumum organın durduğu, karşılıklı iletişimin bittiği, sonrası üzerine türlü tartışmaların döndüğü durum. öyle çok da abartılacak bir şey değildir. alt tarafı bir boyuttan öbür boyuta geçilecek. nereye geçileceği de sizin inancınıza ve hayal gücünüze kalmış bir şey. bedene ne olacağı da şahsın tercihi, ölmeden önceki talebi doğrultusunda belirlenir. bilinmezliğinden de çok ürkmeyin. "yakın deneyim"leri var bunun, yaşadıysanız ne mutlu, tecrübelisiniz işte. yaşamadıysanız açın yaşayanların yazdıklarını okuyun.
belkide en çok konuşmamız gereken, hayattaki en büyük gerçekliktir. metafizik dünyanın kilidini açan anahtardır ölüm. ölümsüz olduğunu sanan tiranların korkulu rüyası, o'na dost olanlara bayram günüdür. annenin çocuğundan hak dilediği o güne hazırlıktır ölüm.