günümüzde insanların artık tek ihtiyaç duyduğu şey haline gelmiştir. yaşam koşulları, üzüntüler, kaygılar insanı buna zorla itmiştir, ittirilmiştir. her şeyden daha gerçek olan şeydir. sorun şu ki, sevdiklerimizin terk i diyar edişidir.
ölüm konusunda karamsarlıktan uzak konuşup yazabilmenin bir yolunu bulabilir miyiz bilemiyorum ama konu ölüm olduğunda ruhumuz neden bu denli bürünüyor karalara. tüm ihtiyaçların son bulması acıların sonu. tanrı bunları okuyor mu?
ölüm sürecimiz olan yaşamın sonu. ölü olmanın nasıl olduğunu bilmiyoruz ama ölmekte olmanın nasıl olabileceğini hepimiz biliyoruz. yaşamak dediğimiz bu durum aynı zamanda ölmektir. şarkısı bile var. to live is to die. -o- when a men lies he murders some part of the world
these are the pale deaths which men miscall their lives
all this i cannot bear to witness any longer
cannot the kingdom of salvation take me home!
bir insan ölürken yanlızdır. tek başına ölür. kimse ölürken onunla gelmek istemez. ölür ve unutulur. yaşadıkları ve yaşayamadıklarını beraberinde götürür. peki yaşarken neden başkalarına hesap vermeliyiz, neden bizim hayatımız karışsınlar ki, her insanın yaşamı biriciktir. kimse kimsenin ölümüne karışmadığı gibi yaşamına da karışmamalı. ama ölürken bile bir insanı rahat bırakmayan zihniyette insanlar oldukça, sadece bu entry ile sınırlı kalacak bunlar.
bazen nerden geliyor bilmiyorum bazı fikirler parlıyor zihnimde. düşünüyorum bizim geçmişle tek bağlantımız bizden büyük insanlar genelde. sadece yaşlıları da sayamayız. hani o mahallenizde her gün önünden geçtiğiniz bir ev gibi, sokağın bakkalının kapanması gibi... aitliğinizi yitiriyorsunuz. bildiğiniz, sizi rahat hissettiren ya da hissettirmese de varlığının yok olması üzebilecek şeylerin gitmesi yalnızlaştırıyor insanı. ama en çok insanların gitmesi yalnız bırakıyor insanı. bir zamanlar ait hissettiğiniz * insanlar birer birer göçüp gidiyor, siz onların yerini alıyorsunuz farkına varmadan. ondandır sanırım ihtiyarların gözü hep yollarda olur. yalnızdır onlar çünkü arkalarında sırtlarını dayayacak birileri çok az kalmıştır. *
hepimizi bekleyen son. ölenle ölünmez derler ancak gidenlerin ardından yas tutmak insanın doğasında var. "sevdikleriniz sağ iken onlara kıymet verdiğinizi belli edin yoksa sonradan ne kadar yansanız boş" derlerdi, bende anlatılan onca şey gibi dinleyip geçerdim. bu söz gerçekten çok doğru bir sözmüş. yaşadım , öğrendim. yine insan doğası gereği, başa gelmeden anlaşılmıyor. mekanın cennet olsun.