Ömrünü Allahın dediklerini yapan için sonsuz düğün gecesinin başlangıcı, Allahın dediklerini yapmayıp nefsini ilah edinenlerin ise kelimelerin yetersiz kalacağı azablarla halinin perişan olmasının başlangıcıdır ölüm.
Ölünce binlere ulaşırsın tanıyan tanımayan senin taziyene gelir düşün kuzenimin kaynanasinin annesi olmuş halam anneme telefon açtı taziye ye gidecekler kimse öyle davet falanda beklemez taziye için anneme diyorum kadını kaç kez gördün diyor bir kez düşün sen düğün yaptığında kaç kişi geliyor her birine davet yollamak zorundasın uzaktan tanıdıkların hiç gelmez ama ölüm öyle mi anneme diyorum iyi yarın öbürgün taziye evlerinin önünden geçince içeri girip baş sağlıği dileyecem annem diyor tanımadıklarına söylemez insan dedim zaten sizde yaşlı tezenin kankalarisinız.
Hayyattan mezun olmaktir . O an yaptiklarin iyi veya kotu seyler ( hayattayken) amel defterine kaydedilmis olur ve oradaki durumunuza gore kiyamet oldugunda hakettiginiz yere gidersiniz.
Acıdır. Çok acı. Ölen kişi için degil, geride kalanlar için acıdır.
Hastanede bir kadın feryad ederek ağlıyor. içerideki yakını kimdir bilinmez.
Ama o gözyaşlarını ve feryadını hayatım boyu unutamam.
Başın sağolsun tanımadığım kadın.
Ölümü siniflari kaldiran, farklari yok eden ve yoklugu durumunda icat edilecek olan bir tukenme durumudur. Son. Birkac sabahtir uyaninca aklima ilk gelen intihar etmek oluyor. Daha once de vardi boyle bir planim. Cok mutlu degilim. Yasiyor olmaktan memnun degilim. Bana gore degilmis. Şu an şu saniye ya başlama vurusunu yapiyorum ya da uzatmalari oynuyorum. Dunya da cok guzel bir gezegen degil aslinda. Bir altin vurus yapabilirim.
boğazı düğümletir.herşeyden nefret etmeye başlarsınız.karşınızda su içen adam bile canınızı sıkar.tanrı dahil bütün evren gözünüzün önünde küçülür.yalnızlık temenni eder sizi başlarda.karanlık bir oda ve onun içerisinde sigaralarla yakılan ağıtlar saçılır odanızın penceresinden.bu aşamada okyanusun en sığ ve karanlık yerinde ışığı beklersiniz.iki veya üç ay böyle avutursunuz kendinizi ve yavaş yavaş etkisinden kurtulursunuz.kabullenirsiniz tabi bu bizim doğamızda var, kabullenmek ve tekrar yaşama dönmek.bu değer verdiğiniz biri için yaşanan acılardan ama kendi ölümünüze asla üzülmeyeceksiniz.ölüm huzurdur sessizliktir sakinliktir ve tatlıdır.yaşam acıdır, karanlıktır, gürültüdür.çok değerli bir insanın itham ettiği ''intihar korkaklıktır.'' cümlesine verebileceğiniz cevap bile yok.intihar korkaklık değildir aslında kişinin hayatında yapacağı en büyük cesarettir.bazen ölmek bile insan için umuttur.
steril odalarda bilinçsiz bedenlerin başına gelen bir hal gibi gelmeye başlayandır... Hayatın içinde değil, unuttuğumuz şeyden korkmaya başladık resmen..
Anidir. Aniden birinin öldüğünü duyduğunuzda "ulan ölüm diye bir gerçek var, ben burada nelerle uğraşıyorum" dersiniz. biraz hüzünlenir, düşünür sonra unutursunuz. Tıpkı Nazım'a atfedilen bir sözdeki gibi; insan öleceğini bile bile nasıl yaşar ki? Ya çıldırır ya da öleceğini unutur.