ölüm

entry4191 galeri138 ses3
    1999.
  1. her insanın ummadığı ve çok yakınında olandır. hayata peşkeş çekmiş yaşlıların gözünde hissedersin o korkuyu. çünkü eğer inançlı biriysen ölüm bir başlangıçtır. gençlik de çok uzak görülen bir ihtimalin, gün geçtikçe artması, arttıkça, hissedilmesi, hissedildikçe dünyalık işlerden uzaklaşılmaya çalışılmasıdır. ne kadar erken farkedersen o kadar alışacağın, bunu bilerek yaşamak zorunda olduğunu anlayacağın, bir gerçektir.
    0 ...
  2. 2000.
  3. her an olabileceği unutulmaması gereken bir olay. genci yaşlısı yok. o yüzden önce insan olun.
    1 ...
  4. 2001.
  5. her canlının eninde sonunda tadacağı gerçektir.
    0 ...
  6. 2002.
  7. 2003.
  8. 2004.
  9. Ölüm bizim için hiç bir şeydir, çünkü iyinin ve kötünün kökü duyumsamadadır, nihayetinde, ölüm, sonuncusundan tamamen kurtulmak(yoksunlaşmak)tır. (bkz: epikür)
    1 ...
  10. 2005.
  11. Ölümünü beklediğim zaman mekan üstü varlık.
    0 ...
  12. 2006.
  13. "zaman değil, sen geçiyorsun!" diye kulağıma fısıldayıp duran hakikatın ta kendisidir.
    0 ...
  14. 2007.
  15. ölümde yaşam gibi hayatın gerçeği önemli olan kaliteli bir yaşam sürmek ve hayatı iyi yaşamak ve son perde ölüm.
    0 ...
  16. 2008.
  17. Kelime olarak geçmesi bile anlık bir donmaya sebebiyet verir. Kanı donar insanın.
    1 ...
  18. 2009.
  19. 2010.
  20. öncelikli olarak dindar ve inançlı insanlar ya da herhangi bir dine bir mensup olup ahiret inancını taşıyanlar için bir başlangıçtır.
    ölüm öyle muazzam bir realitedir ki insanın istediği bir şey oluyor genelde.
    ya ölüme inanmayanlar?
    ya ölümden sonrasının olmadığı söyleyenler?
    herkesin belli bir rasyonelliği vardır.
    bir şeyler geride bırakır insan gidince.
    birilerini bırakır ya sevinç içinde ya da üzüntü içinde.
    içimde bir yerlerde ölüm denilen şeyin kalıntıları var.
    belki de ailem belki de zeynep'ti bunun nedeni.
    ailesinden 20 yıla yakın ayrı biri olarak ölümü düşünmedim değil.
    kendini öldürmeyi, kendini soyutlamayı elbette ki her insan için dürtüsel bir kavramdır ölüm.
    ben kaybettim ben soyutlandım toplumdan.
    sevdiğin insanlardan uzak kalmak, her gün gördüğünüz insanların neden mutlu olduğunu düşünmek, belli bir amacın peşinde koşmak...

    çözdüğünüz bir bulmacada ölümü diğer adını tahmin etmektir,
    yaşamak için içinizde kalan son umut parçacığına sahip olmaktır.
    uzun zamandır yalnız başıma kalıyorum. tek başımayım evde, odada, terasta, uyurken, düşünürken, üzülürken.

    ölüm her an yastığımdan hortlayıp beni boğazlayacak bir şeymiş gibi geliyor.
    banyoda çorapla ıslak terliğe basınca oluşan kızgınlığımın kalp atışlarımı durdurması gibi geliyor.
    ikindi uykusundan uyanıp ağzımdaki leş kokunun sinirini ölüme ihanet ederek geçiştiriyorum belki de.
    belki de tutunacak dalım kalmamıştır.
    sonbahar gelip geçmiş, bir yaprak olup düşüyorum gözlerinden insanların.
    sevilecek biri miyim onu bile bilmezken sevmeye kalkışmak ölümü hecelere ayırmaktır.
    o denli bir yüzeysellik ki ölüm harfi harfine avucumdan kaçıp gidiyor.
    ölümün peşinden koşmak aslında kendini korkutmak istemek...

    soğuk bir eylül geçirdim. bir kadını kaybettim.
    ondan sonra kendimi. hiç bu kadar ölüme yakın olduğumu düşünmemiştim.
    akciğer kanserine yakalandım. zeynep'ten sonra günde içtiğim sigaranın 3 katını içtim.
    ne bok varsa yedim açıkçası. neden biliyor musun? türevsiz, limitsiz bir hayatın içinde biriyle koşarken olmadık yerde beliren bitiş çizgisini görmek ne de çok insanı hayret etmeye sevk eder.
    her mutluluğun bir sonu olduğu gibi yaşadığımız hayatın da bir sonu var.
    zeynep ile mutluluğu görmüştüm. zaten ondan sonra da bir daha aynı mutluluğu görmedim.
    yüzlerce mesaj, yüzlerce mektubun hep bana yanlış gelme ihtimalini düşündüm.
    olur da bir gün yanlışlıkla, sırıtmadan sanki bana yazılmış gibi bir ileti bekledim.
    hala bekliyor muyum bilmiyorum.
    hayırlısı olsun deyip geçmekten başka çarem kalmadı.
    yapacak bir şeyim yok artık.
    her şeye bulaştım, her şeyi kirlettim.
    kendi çocukluğumun kırık dişlerinin izini taşıyorum.
    çocukluğumdan gelen çamurlu ellerle yaşıyorum.
    elime yüzüme bulaştırdım her şeyi.
    pasaklıyım.
    yorgunum.
    işsizim.
    mutsuzum.
    iyi değilim.
    kötü değilim.
    canavarım.
    bir ölü.
    1 ...
  21. 2011.
  22. Hep unutulan, ama burnumuzun ucunda duran, şu hayattaki belki de tek gerçek..
    0 ...
  23. 2012.
  24. Kimine göre sonken kimine göre baslangıc olan ama dünyadaki sonumuz oldugunu bildigimiz bir gercek.
    0 ...
  25. 2013.
  26. 2014.
  27. 2015.
  28. "anlamsız yaşam biçiminden otantik yaşama geçiştir."
    -irvin yalom

    (bkz: varoluşcu terapi)
    0 ...
  29. 2016.
  30. 2017.
  31. her canlının tadacağı hakikate dönüş yolculuğu.
    1 ...
  32. 2018.
  33. yasarken ögrenemeyecegin, ögrendiginde ise hicbir insanla paylasamayacagin deneyim.
    1 ...
  34. 2019.
  35. Kişinin kıyametinin kopmasıdır.
    1 ...
  36. 2020.
  37. el ayak buz keser. az bir hırıltı ile beraber hakkın rahmetine kavuşursun.
    0 ...
  38. 2021.
  39. daha üst bir bilinç seviyesine çıkmaktır.
    2 ...
  40. 2022.
  41. mutlak ve kaçınılmaz sonumuzdur. olmayacakmış gibi yaşayıp sevdiklerimizin ölümüyle yüzleştiğimiz gerçeğimizdir.
    0 ...
  42. 2023.
  43. veda.

    ölümler üzerine düşünüyor; ölmenin erdemi yüceltiliyor; ölüm ölüme yabancılaşıyorsa eğer; ölüm, hayatın diyalektiği dışında durup durup biçim değiştiriyor; kazalaşıyor, cinayetleşiyorsa; ve biz her seferinde bu kabil ölümleri yükseğe taşıyıp taşıyıp; ölümü sınıflaştırıyorsak eğer; eğer biz kendi ölümlerimize ağlıyor; kaybettiğimizi dualarla değil, beddualarla uğurluyorsak şayet; intikam alevi bilincimizi karartıyorsa eğer; zaman zaman söylenen barış türküleri yalanlaşıyor demektir.
    mevlam sen aklıma mukayyet ol, lütfen.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük