öncelikli olarak dindar ve inançlı insanlar ya da herhangi bir dine bir mensup olup ahiret inancını taşıyanlar için bir başlangıçtır.
ölüm öyle muazzam bir realitedir ki insanın istediği bir şey oluyor genelde.
ya ölüme inanmayanlar?
ya ölümden sonrasının olmadığı söyleyenler?
herkesin belli bir rasyonelliği vardır.
bir şeyler geride bırakır insan gidince.
birilerini bırakır ya sevinç içinde ya da üzüntü içinde.
içimde bir yerlerde ölüm denilen şeyin kalıntıları var.
belki de ailem belki de zeynep'ti bunun nedeni.
ailesinden 20 yıla yakın ayrı biri olarak ölümü düşünmedim değil.
kendini öldürmeyi, kendini soyutlamayı elbette ki her insan için dürtüsel bir kavramdır ölüm.
ben kaybettim ben soyutlandım toplumdan.
sevdiğin insanlardan uzak kalmak, her gün gördüğünüz insanların neden mutlu olduğunu düşünmek, belli bir amacın peşinde koşmak...
çözdüğünüz bir bulmacada ölümü diğer adını tahmin etmektir,
yaşamak için içinizde kalan son umut parçacığına sahip olmaktır.
uzun zamandır yalnız başıma kalıyorum. tek başımayım evde, odada, terasta, uyurken, düşünürken, üzülürken.
ölüm her an yastığımdan hortlayıp beni boğazlayacak bir şeymiş gibi geliyor.
banyoda çorapla ıslak terliğe basınca oluşan kızgınlığımın kalp atışlarımı durdurması gibi geliyor.
ikindi uykusundan uyanıp ağzımdaki leş kokunun sinirini ölüme ihanet ederek geçiştiriyorum belki de.
belki de tutunacak dalım kalmamıştır.
sonbahar gelip geçmiş, bir yaprak olup düşüyorum gözlerinden insanların.
sevilecek biri miyim onu bile bilmezken sevmeye kalkışmak ölümü hecelere ayırmaktır.
o denli bir yüzeysellik ki ölüm harfi harfine avucumdan kaçıp gidiyor.
ölümün peşinden koşmak aslında kendini korkutmak istemek...
soğuk bir eylül geçirdim. bir kadını kaybettim.
ondan sonra kendimi. hiç bu kadar ölüme yakın olduğumu düşünmemiştim.
akciğer kanserine yakalandım. zeynep'ten sonra günde içtiğim sigaranın 3 katını içtim.
ne bok varsa yedim açıkçası. neden biliyor musun? türevsiz, limitsiz bir hayatın içinde biriyle koşarken olmadık yerde beliren bitiş çizgisini görmek ne de çok insanı hayret etmeye sevk eder.
her mutluluğun bir sonu olduğu gibi yaşadığımız hayatın da bir sonu var.
zeynep ile mutluluğu görmüştüm. zaten ondan sonra da bir daha aynı mutluluğu görmedim.
yüzlerce mesaj, yüzlerce mektubun hep bana yanlış gelme ihtimalini düşündüm.
olur da bir gün yanlışlıkla, sırıtmadan sanki bana yazılmış gibi bir ileti bekledim.
hala bekliyor muyum bilmiyorum.
hayırlısı olsun deyip geçmekten başka çarem kalmadı.
yapacak bir şeyim yok artık.
her şeye bulaştım, her şeyi kirlettim.
kendi çocukluğumun kırık dişlerinin izini taşıyorum.
çocukluğumdan gelen çamurlu ellerle yaşıyorum.
elime yüzüme bulaştırdım her şeyi.
pasaklıyım.
yorgunum.
işsizim.
mutsuzum.
iyi değilim.
kötü değilim.
canavarım.
bir ölü.