geride kalanları paramparça yapandır. buz gibidir. insanın içini kavurur da bitirir. ama insanın içini yakan ateş mi yoksa ölümün o kavurucu soğukluğu mu bilinmez. bütün kelimelerin anlamı kaybolur birden, her şey anlamını yitirir, söylenen hiçbir sözün hükmü olmaz. çaresizliğin tam anlamıyla ne demek olduğunu öğretir insana. çığlık çığlığa susmanın nasıl bir şey olduğunu öğretir. anlamsızlığın ne olduğunu öğretir. ve geride kalanlar da artık bir ölüdür.
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
hakkında ne yazılırsa yazılsın asla bitirilemeyecek olan bir şeydir ölüm. gerçek bir varoluşa açılan kapı mı yoksa gerçekten bir yok oluş mu ? hiçbir şeyde olmayan bir soğukluk var ölümde ve o soğuklukla gelen yanma hissi. buzun insanı yakması gibi belki de. ölümün soğukluğu içinde yanıyor geride kalanlar. peki kime, neye göre geliyor ? adaletli mi davranıyor, kesinlikle hayır. aniden geliyor, hiç beklenmedik bir anda ve daha dün yanınızda olan kişi artık yok diyorlar. ne oldu, öldü. kelimelerin tükendiği, her şeyin anlamını tamamen yitirdiği yerdedir ölüm. gerçekten yok mu ediyor gidenleri, yoksa onlara sonsuzluğun kapısını mı açıyor ? koca bir muamma ölüm denen şey. peki geride kalanlar için nedir ölüm ? büyük bir acı ve ızdıraptan başka bir şey değil. sadece bir kişiyi alıp gitmiyor, geride kalan o birsürü insanı da alıyor ölüm aslında. ve insanın üzerinde nasıl soğuk bir etkisi vardır anlatılamaz. tamamen altüst eder insanın bünyesini, belki inancını bile sorgulatmaya kadar götürür. insanın hayata bakış açısını tamamen değiştirir. büyütür insanı olgunlaştırır belki ama tüm o hayata dair umutlarını da söküp alır insanın içinden. sessizliğiyle boğar insanı, sessiz çığlıklar içinde boğar. buz gibidir aynı zamanda da kavurucu, yakıcı bir ateşi vardır insanın içini yakan. tamamen bir tezatlıktır, tıpkı sonsuz bir yaşama kapı açması ve bir yaşamı sona erdirmesi gibi.
ince bir ipin ucuna bağlı yaşıyoruz.Bazen ölmek için yalvarmak bazen de yapmak istediğin her şey için ölmemeği arzulamak.Sevdiklerimizi de yanımızda istiyoruz.Hiç ölmiycekmiş gibi sonu yokmuş gibi yaşıyoruz.Biraz ölüme yaklaşınca her şeyin ne kadar anlamsız, ne kadar garip, ne kadar boş olduğunu anlıyoruz. Bir sürü soru sıralıyoruz arka arkaya... Bu geçici dünyada neden her şeyi bu kadar kafana taktığını ölümün nefes kadar yakınken nasıl bu kadar dünya zevklerine kapıldığını, sevdiklerine bu kadar yakınken neden onları kırdığını illa ki mezarında mı ağlaman gerektiğini düşünüp dururuz.Sonra ölüm korkusu geçer ve bir daha ölüme yaklaşana kadar bu düşündüklerimizi unuturuz.
kimse ölümü tatmadı, tatmayacak; çünkü insanlar yaşadıkları hakkında bir şeyler hissetmeye ya da yaşadıklarının etkilerini görmeye anında başlamazlar. Hep yaşadıkları andan sonra hissederler bu olayla ilgili şeyleri. bu yüzden de ölümü tadamayacaksınız. öldüğünüzde bunun hissettirdiklerini anlayacak zamanınız olmayacak.