işte bu çok önemli. yani farkında olma durumundan bahsediyorum. mesela sosyal ve sınıfsal konum farkındalık olmadan belirlenemez. yanlış farkındalık ya da farkında olmama hallerinde izlenecek devrimci pratikler de doğal olarak berrak olmaz. yalnızlık da böyledir. yalnız olduğunuzun farkına vardığınız anda geçmeniz gereken eylemlilik durumuna geçmeniz ve gerekeni yapmanız gerekiyor. yani kısaca: neden gidip yeni insanlarla tanışmıyorsun?
not: son zamanlarda yoğun olarak yaptığım marksizm üzerine okumalardan dolayı bu düşünme şekli zihnimi ele geçirdi galiba. gündelik hayatın olgularına bile marksist terminoloji ile bakıp tezler üretip üzerine hipotezler inşa ediyorum. töbe töbe. iş bu entryi yazarken sayın yazar louis althusser'in 68 hareketi üzerine yazdığı bir yazıyı okuyordu.
Kendi kendini Yalnızlaştırdığını fark etmek daha kötü. Çünkü neyin seni bu hale getirdiğini de fark etmiş oluyorsun. Açıkta duran, irin dolu görünmez bir yara gibi.
insan yanında yemek yiyeceği birini beraber gulecegı beraber aglayacagı aynı anda aynı şeyi düşünüp aynı şeyleri yapmak isteyeceği birine gerçekten ihtiyacı var.
Aniden idrak edilmeyecek kadar uzun süre insanın peşinde dolaşan bir farkındalık.Dolayısıyla uzun süredir yalnızım fakat fark etmem de en az yalnız olmam kadar uzun oldu.
Acıtıyor. Bir buçuk senedir aynı durum, alışılmıyor git gide daha da fazla can yakıyor. Gündüzleri iyi hoş bir şekilde vakit geçiyor ama gece o hüzün en vefalı dost..