birini veyahut bir şeyi çok sevmek, ona bağlanmaktır.
pek tatmadığım şey.
aslında ben birini de sevmedim.
kitabımı, müziğimi, resmimi, hayallerimi sevdim ben hep.
bir insanı sevmenin, çok sevmenin verdiği hazzı ya da kahroluşu tatmadım hiç.
genelde insanın çok sevilmediği yere -kişiye- duyduğu sevgi miktarı. Hep öyle değil midir ? sen çok seversin birini onun seni sevmediğini bilmen sanki senin sevgini kuvvetlendirir dahada çok bağlanır kalbini verirsin .sanki duyduğun sevgi boşa gitmiyormuş gibi gelir amman her neyse sonuçta biz elmayı seviyoruz diye elmanın da bizi sevmesini bekleyemeyiz ki .
Bu hayal hakikatin özüdür, rüya değil
Sûretimi görürsün, mezarıma bir eğil
Okursun kitâbemde vardığım son durağı
Bulursun başucumda gülümseyen burağı
'Hû' sesini fısıldar kulağına taşlarım
Ruhuna kâfur gibi yayılır gözyaşlarım.
başa beladır. sürekli onu düşünmek, en alakasız kişiyi ona benzetmek, dediği en basit laftan binbir anlam çıkarmak, yazarın dediği gibi kapının önünde senin ayakkabılarını görmek istiyorumdur.
bazen her şeyini ortaya koyduğunda o'nun gitmesidir. o vakitten sonra kalbini deşseler hissetmezsin uzun zaman. böyle de riskli iştir işte. hani derler ya göt lazım diye, götün hası burda lazım.
Sevdiğin kişiyi kendinden bile saklayacak kadar korumak ve kollamaktır çok sevmek. Öyle her yiğidin harcı değildir çok sevmek. Önce sevmeyi bileceksin ki onun başına "çok" sıfatını koyabilesin. Zor şeydir çok sevmek çok zordur bu "çok" sevmek