Tenis oynayan halamın efsane raketleri vardı ve biz onları duvardan alır bahçede tenis oynardık ablamla. Şu an raket gördüğümde çok gülüyorum. Tenis kariyerimiz bahçenin dışına çıkamadı tabiki.
Su borusu. Size ne ifade eder bilmem ama babaanneme emanet edilmiştik ve o bu sorumluluk işini müthiş derecede abartmıştı. Arkadaşlarımızın eve gelmesini yasaklamıştı fırsattan istifade. Ve bizim müthiş arkadaşlarımız vardı. O borudan tırmanıp odamıza giren...
Asfalt kokusu. Bilirsiniz o kokuyu. Izmir sıcağında asfaltlardan bildiğiniz duman çıkardı ve ben yalin ayak koşardım. Usain bolt falan halt etmişti.
Cam süt şişeleri. Hala gördüğümde aklıma hep aynı gün gelir : baba kişisi yine geceden kalmadır ve annecik sizi bakkala yollamak zorunda kalır her pazar olduğu gibi. Baya miniğim. 6 yumurta 2 ekmek 1 süt almaya gidersiniz. Süt şiseleri camdır. Zaten fakirsinizdir. Güzel güzel kaldırımda yürürken hıyarın biri kaldırıma bisikletle çıkıp size çarpar ve kolunuz çıkar. Süt ve yumurtalar kırılmıştır. Eve kalan mesafe sadece 50 adım falandır. Babanne kişisi olayi herkesten önce görür her zaman oldugu gibi aile başınıza toplanır. Ağlıyordum ama sadece süt ve yumurtalar kırıldı diye. Görevi başarıyla bitirememenin verdiği eziklik.
Çamur... bizim mahallede inşaat hiç bitmezdi. Herkes 2. Katı sonra 3. Katı çıkardı. Kaçak kaçak... yan arazimizde hep inşaat kumu olurdu bu yüzden. Bizde o kumun içindeki çamuru bulur onları birlestirip oyun hamuru misali nesneler yapar oynardık akşama kadar. Bir gün yine çamurla oyuyorum. Birden ortalık karıştı.
5 yaşında falanım. Mahalleye 20 çocuk falan daldılar ve savaş yapıyorlar ama ne ile? Kafam kadar taşlarla. Ben henüz bu olan biteni algılayıp kaçana kadar sadece bir ses duydum" füüvvv!" Diye kafami kaldırmamla kocaman bir taş kafama indi. Bayılmışım. Uyandığımda başıma dikiş atılmıştı ve baannem başımda ekmek çiğniyordu. Sonra onu kafama koymak istedi o sırada midem bulandi exorcist' teki kız gibi kusmaya başladım.
Bana her şey çocukluğumu hatırlatıyor 5 yıl yazabilirim.
Saçlarım. Ben çocukken saçlarım çok kabarıkmış uzatamazdım. Ağzımda sakızla uyurdum ve sakız saçıma çoltan yapışmış olurdu. Tabii bizimkiler alırdı eline makası kes sipten sonra riske atma kısacık kestir. Bi de okula giderken hiç bağlayamazsım çünkü kısacık kestirirlerdi hem de babamın herzaman gittiği berberine. Heralde uğraşmaya üşenirdi annem o kabarık saçla. Saçlarımı uzattığımda artık bana çok farklı bi insanmışım gibi geliyor yani.
-tasolor
-beybilet
-gazoz kapağı
-kartlar
-sakızlar (markasını unuttum günümüzde satılmıyor)
-kaset
-tuşlu telefon en kalınından bir de o zaman havalıydı bu telefon.
-sihirli annem
-cino
-çocuklar duymasın
-samanyolu tv