insanın zaman zaman "kendinden geçmesi" "bir olması" "kavuşması" gibi fiilerle tanımlanacak cezbe durumlarına vesile olan beden hareketleri ile birlikte çıkarılan seslerin biteviye tekrarıdır.
Dudaktan kalbe olanı makbuldur. Öyle ki neyi zikrederseniz edin, ister allahı, ister eşyayı dudaktan kalbe frekans dalgalar ile iner ve beyninizin sağ lobuna yerleşir.
arkadaşlar zikir Allah'ı anmak demektir. Tek başına yapması gerekir ki insan tefekkür boyutuna geçebilsin. Diğerleri tarikatların ritüelleridir. Zikir dini bir terimdir ve bir müslüman'ın alay edilmesine müsade etmemesi gerekir.
Anımsamak, hatırlamak, anmak, yad etmek, hatırda tutmak; hatırlatmak, öğüt vermek, uyarmak, bahsetmek, aklına getirmek; yakarmak, istemek, dua etmek, yardım dilemek.
Meal ve tefsirlerde ذكر anmak olarak sıkça çevrilir.
Böyle bir sözcüğü alıp; düşünmeden ezbere okuma ve papağan gibi şuursuzca yineleme anlamına koymuşuz ya, din tüccarlarımız iyi çalışmış olsa gerek!
Kitab'dan sana vahyedileni oku ve namazı kıl. Gerçekten namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Muhakkak ki Allah'ı anmak en büyük (ibadet)tir. Allah yaptıklarınızı bilir. ankebut/45
yukarıdaki fikre göre islam'da zikir diye bir ibadet yok diye iddia ediliyor. halbuki sadece zikirden kastedilen;
----
Anımsamak, hatırlamak, anmak, yad etmek, hatırda tutmak; hatırlatmak, öğüt vermek, uyarmak, bahsetmek, aklına getirmek; yakarmak, istemek, dua etmek, yardım dilemek.
----
olsaydı, bakınız, ayeti kerimede cenabı Hakk, kitabı okumayı namazı kılmayı ayrı ayrı dile getirdiği gibi hemen ardından "zikri" yani cenabı hakkı tesbih edip yücelten o belli başlı bir takım kelimeler tesbihatlar olan zikirleri "en büyük iş" diye nitelemezdi. zira yine başka bir ayeti kerimede cenabı Allah kerim kitabında Allah'ı zikretmek ile ilgili aynen şöyle buyurmaktadır;
"Artık (hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde; (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız (onların şeref ve faziletlerini heyecanla anlatıp övmeye çalıştığınız) gibi; hatta ondan daha kuvvetli (ve içtenlikli) bir yalvarma ile, (bundan böyle) Allah’ı zikredip çağırın. (Bu ayette heyecanlı cehri-açık zikre izin ve teşvik vardır.) insanlardan öylesi vardır ki (ahireti önemsiz görüp): "Rabbimiz, bize (her nimeti) dünyada ver" der; (ahireti ve Allah’ın va’adini küçümser; elbette) onun ahirette nasibi yoktur, olmayacaktır." bakara / 200
normalde Hac ve umre ibadeti müstakil bir ibadet ve o esnada "leybeyk Allahümme lebbeyk.." diyerek telbiye getirilir, çeşitli tesbihler dualar ve zikirler çekilir, ama bakın ayet ne diyor: "Artık (hacc) ibadetlerinizi bitirdiğinizde; " yani hacc ve umreden sonra da Allah'ı zikretmemiz için cenabı Allah Emir buyuruyor. bu ayeti kerime ile zikir, yani zikrullah, sabit / ayrı / müstakil bir ibadet olduğu meydana çıkıyor. tıpkı Hacc zekat oruç namaz gibi ayrı ve müstakil bir ibadet. bu ayetler ışığında şimdi kalkıp hiç kimse islam'da zikir yoktur diyemez. onun karşısına hemen bu ayetleri koyuveririz. doğru, mealcilerin bir kısmı ve buna binaen bazıları Allah'ı zikri belirten bu ayetlerin mealini çevirip verirken sadece "anmak" olarak tercüme ediyorlar ve bunu kasıtlı olarak yapıyorlar çünkü Allah'ın zikrini engellemek istiyorlar akıllarınca. halbuki bilmiyorlar ki onlar için de bir ayet var ve çok büyük bir tehdit var;
"Allah'ın mescitlerine, mescitlerde Allah'ın zikredilmesine, Allah'a ibadet edilmesine, Allah'ın dininin, şeriatının anlatılmasına mani olanlardan, mescitlerin harap olmasına çalışanlardan, daha zâlim kim olabilir?" bakara / 114