ekrem dumanlı gibi gazetecilik mesleğini şerefle ve başarıyla yürüten bir baş yazara, tamer korkmaz gibi gerçekleri yüreğiyle yazan sağlam bir kaleme, mümtazer türköne gibi başarılı bir akademisyene, hilmi yavuz ve selim ileri gibi çağımızın iki büyük şair ve yazarına sahip kalitesinden ödün vermeyen gazete.
isminin zaman olmasından dolayı dikkat ceken gazete lakin dünyanın da en cok satan gazete ve dergilerinin de ismide zamandır. times gazate ve dergileriyle arasında bir baglantı olup olmadıgını merak ettigim gazete ve zaman gazatesi turkiye de en cok satan gazatelerden birisidir.
*bir esnaf abimiz,kapısına gelen zaman gazetesi satıcısının ağlamasına dayanamayıp bir aylığına bu gazeteye abone olmuştur. gazete genellikle masaya dökülen kola su gibi sıvıların üzerine konmuştur.daha sonraları ekmek kırıntıları yere dökülmesin diye masaya serilmiştir. neyse 1 ay geçmiş hatta 4. aya girmiş olmamıza rağmen gazete halen gelmektedir. para ödenmiyor fakat gazete geliyor ne yazık ki. tek amaçlarının işyerinin kapısına gazeteyi koyup bazı çevrelere reklam yapmaktır. neden tirajı yüksek olduğu bedava dağıtılmasından anlaşılmaktadır.
insanın önüne katıp özgün bir şimdi için sürüklemesi gereken süreç. teknolojiden ve toplumun normlarının ötesinde, karakter savaşının verildiği büyük bir saha.
zaman herşeyin ilacı derler ve derdine merhem olan zaman sadece acılarını mı köreltir?nedense en acı çektiğin an zaman bir türlü geçmez o saniyeler asır gibi gelir insana ve her saniye kalbine batan cam kırıklarını içini daha çok parçalar.artık zaman geçmiş ve kalbin paramparça olmuştur.işte o an acının azaldığını düşünürsün aslında azalan benliğindir.canım yanıyor şuan ve geçmek bilmeyen zaman anılarıyla beraber kalbimi paramparça etmeye devam ediyor...
Albert Einstein'a göre yaşamdaki 4. boyuttur. ve yine Albert Einstein tarafından, doğru geçiş noktalarının (solucan deliklerinin) bulunabilmesi halinde içinde yolculuk edilebileceğinin teorik olarak kanıtlandığı meta fizik olgusu.
Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü.*
birçok kişinin türkiye nin en fazla satan gazetelerinden biri sandığı, aslında çoğu kişiye postayla yollanan ve günlük satın alma açısından en az satan gazetelerden biridir.
"Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman, bunun için yaratılmıştır.
Çalışmaya zaman ayırın, çünkü başarının bedeli budur.
Düşünmeye zaman ayırın, çünkü güçlü olmanın kaynağı budur.
Çevrenize nazik davranmaya çalışın, çünkü mutluluğa giden yol budur.
Etrafınıza bakmaya zaman ayırın, çünkü günler, bencilliğimize yetmeyecek kadar kısadır.
Gülmeye zaman ayırın, çünkü ruhumuzun müziği budur.
Çocuklarınızla oynamaya zaman ayırın, çünkü zevklerin en büyüğüdür.
Terbiyeli olmaya zaman ayırın, çünkü insan olabilmenin sembolü budur."
zaman ne kadar hakim düşüncemize, yaşamımıza ve hayallerimize...
kimlikleri, tabuları, yaratılmış tüm sınır kalıplarını kırabilen insanoğlu hep zamana mahkum yaşamakta, ne acı...
zaman beklemek ve karşılamaktan ibaret oysa. ama pek çok kavramı da zaman diye kullandığımızı farkettim. beklemek bir zaman kesiti... kavuşma anı yine aynı...özlemek kavramında ise zamanın değeri hiç olmasa da hep...gezegenler bile milyonlarca ışık yılı uzaklıkta.bu durumda mesafe de zaman öyle değil mi?
zamanın garip oyunlarından biri de; benim şimdimin yazarken yaşanırken, senin şimdinin okurken oluşacak olması ve senin şimdinin benim geçmişim olması.
ben bu entry ile senin geleceğinden kısa bir an hazırlıyorum. tıpkı başlığı açan kişinin benim geleceğimden kısa bir anı hazırladığı gibi...
zamanda bir saniyelik bir değişiklik yapamıyoruz. yani zaman geçecekse geçiyor ki geçecek. o zaman niye korkayım ki yarından. ya dünden? benim tek korktuğum şu an. çünkü benim yaşadığım zaman dilimi şu an. dünü bir daha yaşayamıyorum, yarını da şimdiden.
bir de bu zaman dilimlerinin birbirine geçmişliği var. mesela dün. dün, dün dediğim o zaman dilimine bugün diyordum. bugünse dün diyorsun. bugüne dün yarın diyordum, bugünse bugün diyorum, yarın da dün diyecem. yarına bugün yarın diyorum, yarın bugün diyecem, iki gün sonra da dün diyecem. kısacası üç günlük bir kalıbın içinde yaşıyoruz. günler bu kalıbın yarın ucundan giriyor, bugünü geçip dün ucundan çıkıp gidiyor bir daha dönmemek üzere. biz bu kalıbın tam ortasındayız, bugünde. bugünün 24 odası var. sırasıyla bu odalara girip çıkıyoruz. ama kalıbın üçte ikisi olan dün ve yarını hiç görmüyoruz.