"zaman bir yanılsamadır" testere filminde geçen, jigsaw'ın zaman ile ilgili söylediği sözlerden biri. bana zaman hakkında baya bi düşünmemi sağlamıştı.
"burada durma!...ilerle!..." diye bağırdı zaman. arkama baktım, kimse yok. Önüm uçsuz bucaksız bir yol. bomboş. benmişim durmaması gereken. yürüdüm yavaşça... "hızlan!..." diye gürledi zaman. öfkelendim. etrafta kimseler yok. bir ben; bir de zaman. "nerede herkes?" dedim. "gerideler" dedi. "eee? o halde neden acele etmem gerekiyor; onları beklemek dururken?!..." dedim. "onların yolu başka senin yolun başka. " dedi zaman. anlamadım. gördüğüm tek bir yol; tek bir yön.anlamadım. "bu senin yolun" dedi zaman. "onlar geçtiğinde onların yolu olacak...bıraktığın izlerin silinmesi için aranızda mesafe olmalı..." anlamadım."yani..." dedi zaman "...sen burada onları beklersen, onlar orada onların gerisindekileri beklerlerse, tek bir yol, tek bir yön olduğu gerçeği kabak gibi çıkacak ortaya;kaos...ben, yani zaman işte bu yüzden varım... izlerinizi yoketmek için... onların kendi yollarında yürüdüklerini düşünmeleri için... herşey bir kurmaca:zamanlama önemlidir kurmacada.......ne yöne koşarsan koş;varacağın daha önce varmışların yanıdır..."
an itibariyle bulmacasını çözdüğüm ve gerçekten şoka uğradığım gazetedir.
bir kere adamlar ı ve i harfini önemsemiyorlar. sıkışmak deyimini sorsalar ikinci ı harfinin yerine i gelebiliyor. birazcık dikkat efenim Türkiye'nin en tarafsız(!) en cesur (!) gazetesine yakışan bu değil.
bir de yine bulmacada denk geldiğim bir elementten bahsetmek istiyorum. tam hatırlamamakla beraber neyse hatırlayamadığım bir elementi bende diğerlerine ipucu olsun diye periyodik tabloya baktım.
Element orada yoktu.
goradaki sahne aklıma geldi adamlar harbi element uydurmuştu.. artık neresinden bilmem.
hıza bağımlı boyutlar arası değişen kütlenin sıfıra indiği ve son noktasının ışığın hızı olduğu ama bunun ötesindeki hızların daha bulunamadığı fakat benim görüşümce olduğu kendimi ulaştırmak ve bütün hayatımı son hız zamanına ulaştırmak istediğim nokta.
--spoiler--
Aşağılık insanların para ile yaptırdıkları basın mücadeleleri vardır. En adi yalanları yaymada basının kullanıldığı olmuştur.
Basın ve fikir hürriyetinin karşılaştığı başka tehlikeler de vardır. Basının ve hatta fikir derneklerinin, milli hükümetin tesirinden kurtularak, siyasi veya ekonomik gizli amaçlara alet olmasından korkulur. Basının para ile satın alınabilmesi, uluslararası yüksek para aleminin basın üzerinde gizli tesiri veyahut sadece yabancı devletlerin örtülü ödeneklerinin etkisi, işte bunların kamuoyunu kandırma ve yanıltmasından tamamıyla korkulur. Fakat, hürriyetten çıkacak bu kötülükler asla çaresiz değildir.
Halk, çeşitli gazeteleri okumaya ve onları birbirleriyle kontrol etmeye ve gazeteci yalanlarına inanmamaya alışır. Bütün bunların üstünde, her şeyin açık olması sayesinde iyi niyetin gelişeceğini ve çok önemli meseleler üzerinde iyi niyet sahibi insanların daima çoğunluğu oluşturacağını kabul etmek uygun olur. Çünkü, "Her zaman dünyanın yarısını ve bir zaman dünyanın hepsini aldatmak mümkündür. Fakat, bütün dünyayı her zaman aldatmak mümkün değildir."
Tecrübe göstermiştir ki, insanların her şeyi söylemelerini önlemek asla mümkün değildir. Her halde, her şeyin söylenmesine müsaade etmek ve bunun karşısında söyleyenlerin harekete geçmesini bekleyerek tedbir almakla yetinmek anlamsızdır.
Bütün halkın harekete geçtiği gün, onları durduracak kuvvet yoktur. Doğal olarak bir sağlığı koruma olduğu gibi, sosyal bir sağlığı koruma da vardır. Her ikisi aynı prensibe dayanır.
Maddi mikropları yoketmek mümkün olmadığı gibi, manevi mikropları da yok etmek mümkün değildir.
Fakat, şahsın vücudunda fizyolojik bir sağlık yaratmak mümkün olduğu gibi, sosyal bünyede de manevi bir sağlık yaratmak, bu şekilde bir direnç ortamı hazırlamak mümkündür.
--spoiler--
Medeni Bilgiler - Mustafa Kemal Atatürk
bundan 20-21 yıl evvel tek derdim çarpım tablosu ezberlemekti. Bu öyle bir dertti ki; tüm dünyam yıkılıyor, her şey bombok görünüyordu.Şöyle bir bakıyorum şimdi geçen zamana; Ne ara bu dertler değişti, ne ara gülümser olduk geçen zamana, hangi ara geldik buralara?
insanın içi ağlar bu olguya biraz da...
bugün tarihli bejan matur un yazısını görünce allahım bu nasıl bir yayıncılıktır demekten kendimi alamadığım gazetedir. muhteşem yüzyıl adlı diziye! karşı anti propagan yürüten bir yayın grubunun gazetesinde bir köşe yazarı çıkıp kendi yayın politikasının ana temelini eleştiriyor. hakkaten fena özgürlükçü ve çoksesli bir gazete olduğu aşikardır ya da bu bejan matur'un son yazısı falandır diye hakkında kendimi alamadığım gazete.
ilerleyip duran bişe kimse durduramaz eğer durmasını istiyorsanız en kötü ihtimal (bkz: ölüm) zaten başkada seçeneğiniz yok.
belki o zaman bile durmaz. ????
beleş dağıtılan gazetedir. aksini idda etmek için ise zaman gazetesi yazarlarıyla aynı görüşte olmak yeterlidir. ha merak eden varsa her sabah bizim evin kapısına geliyor gelin alın..
gazete tamamen yanlıdır. yanlı yazılar yazıyorlar, iktidarın yalakalığını yapıyorlar vs.. hakkında konuşulmaya değmez.
oda tv gibi haberciliği bırakın gerçek bir sözü dahi barındırmayan utanmaz bir site tarafından saldırılara uğrayan türkiye nin yüzakı gazetedir. çoğu yabancı basın zaman gazetesinin bu hayranlık uyandıran yayın politikası ve sayfa düzenini kendisine örnek alır. lakin ülkemizde değeri pek bilinmese de (günlük 750.000 civarı *) içki sarmak için kullanılan posta gazetesinin açık ara eline vermektedir (gazeteyi).
zaman türkiyedeki en okunabilir gazetedir. bu durum hiç hoşunuza gitmese bile...
çok klişe ama gerçek: rüzgarın kayadan alıp götürebileceği tek şey tozdur.