son reklamı mükemmel olan uyduruk gazete. niyeyse zaman reklamları hep güldürmüştür beni, genelde "aa ne güzel reklammış" diyip sonunda zaman yazısı çıkınca bi gülesim geliyor. çelişkiden olsa gerek. bu arada reklamdaki şarkı new order'dan blue monday.
hevesimi kursağımda bırakan gazete.
"6. gazete tasarım günleri başlıyor" reklamını gördüm, sevindirik oldum. zaman'la bağlantılı çıktı. yürü git işine kardeşim. sana da yazıklar olsun ulusözlük, hevesimi kırdın!
bu gazete hemen her yerde "mahalle baskısı" denilen olguyla satılır. eğer almazsanız abiler sizi ziyaret eder. "neden almıyorsun","dağıtıcıdan yana sorun mu var" şeklinde sorulara boğarlar. siz de eğer "siyasi görüş ayrılığımız var" deme hatasına düşerseniz "senin o gazete sayesinde kaç gencin okutulduğundan haberin var mı" ve "neden ihtiyacı olan o çocuklara yardım etmek istemiyorsun" demeye başlarlar. bunun dışında sizden alışverişi keserler, siz alışveriş yapıyorsanız size iskonto vermez, vade tanımaz her türlü pisliği yaparlar. psikolojik olarak rahatsız edilirsiniz. gazeteye bir kez abone olduktan sonra bırakma şansınız eğer büyük bir işletme değilseniz çok azdır. bu yüzden satışlarını çok iyi gibi gösterirler. aslında zorla satılan ve de hiç okunmayan gazetelerden biridir.
bir cafenin alt katı, kocaman bir masaya oturmuş onca kişi. bir adam ilk kez dahil olmuş topluluğa. o gün atılan tohumlar, dün bir düğünle son buluyor. masada sandalye sahiplerinden biri şimdi çocuk sahibi, biri trabzon sınırlarına taşınıp toplulukla ilişiğini kesmiş, bir diğeri geçen onca zamana öfke ve şaşkınlıkla bakıyor.
en büyük düşman zaman. acıların ilacıymış, hadi lan ordan!
ölümün hemen orada karşında oturduğunu ya da ilerde pek sevgili eşin olacak insanın az önce mağaza vitrini önünde durduğunu.
dakikaları har vurup harman savurmanın düşüncesizliğiyle, düşünmek geleceği. sanki şu anı yaşasak gelecek kendini rafa kaldıracakmış gibi.
sonsuza kadar sürecekmiş gibi bu bayrak yarışını devam ettirmek,
az önceki senin şimdiki sana bayrağı tutuşturmasını izlemek.. aslında hepimiz tanrı tarafından yaratılmış kum saatinin içinde hapsolmış, düşmek için sırasını bekleyen, zavallı birer kum tanecikleriyiz!
ve ne kadar acı ki hepimiz sıramız geldikçe aşağıya düşeceğiz.
kafamı karıştıran gazete. dün pazar ekini aldım elime, ekrem dumanlı ile turhan bozkurt'un akfen holding yönetim kurulu başkanı hamdi akın ile yaptıkları röportajı gördüm. ilk başta dikkatimi çekmedi pek, daha sonra tekrar elime aldım gazeteyi, okumaya başladım. hamdi akın'ın aziz yıldırım'a yaptığı çağrıyı görünce şaşırdım. şöyle diyordu hamdi akın "başbakan bile üç dönem görev yapıyor, tepedeyken bırakmak en iyisi"
bu röportaj şayet sabah 7 gibi başlayan operasyondan sonra yapılmadıysa, ve 8 gibi bana ulaşmadıysa bence çok ciddi bir mesele var burada.
13 şehit haberini sürmanşette oldukça cılız bir şekilde, nerdeyse yok ve önemsiz sayacak bir şekilde veren gazete. hadi milli bayramları ve 10 kasım'daki zoraki kutlama mesajlarınızı anlıyoruz da, bu da neyin nesi ?
bu kadar mı insanlıktan çıktınız be öküzler ? taraf'ı da, birgün'ü de geçtiniz.