zall

entry6076 galeri686 ses9
    626.
  1. anladığım kadarıyla iyi ve sevilen biri..

    (bkz: heralde galiba sanırsam)
    0 ...
  2. 627.
  3. birinci nesil yazar ve sözlüğün benden önceki sahibi. *
    3 ...
  4. 628.
  5. 629.
  6. 630.
  7. bu seneyi takdir ve onur belgeleriyle tamamlamış, okul birincisi olmasından dolayı ailesinden araba kazanmış kişidir.
    kıskandım.
    0 ...
  8. 631.
  9. yedinci neslin durgun denizi!
    1 ...
  10. 632.
  11. hakkında bu kadar entry girilince...

    *
    1 ...
  12. 633.
  13. doğum günü çocuğu.

    not: iş bu entry yi silen iş güzar moderatör! sözüm sana:

    bir yazar başka bir yazarın doğum gününü nasıl araştırabilir ve emin olabilir?
    1 ...
  14. 634.
  15. 635.
  16. italya-mısır konfedarasyon kupası maçını izlerken nedense mısır kalecisine benzettiğim kurucu yazar..
    0 ...
  17. 636.
  18. http://turkuaz.zaman.com.tr/?bl=1&hn=5754 adresinde Uludağ Sözlük'te Ekşi Sözlük'ten farklı olarak küfür kesinlikle yasak. diyerek beni yerlere yatıracak kadar gulduren şahıs,guzel insan.
    0 ...
  19. 637.
  20. 638.
  21. altı kere atıldığım bir yerin adaletinden şüphe edecek değilim.

    onun başındaki isimden ise hiç şüphe edemem.

    bu adama şöyle böyle diyen yamuluyordur. birazdan rus hatunlara giden yolun linkini vereceğim, daha çok hit, daha çok köfte.
    12 ...
  22. 639.
  23. yaklaşık bir yıl kadar zaman geçti, belki de biraz daha fazla bu sözlüğe adım atalı. daha önceleri de sözlükler hakkında bildiğim üç beş geyik, üç beş isim vardı. ssg'yi duydum yıllarca, okudum hatta zira kendisi yazan bir yazardı. dikkat edin "yazar" diyorum. ama şuraya geldim geleli bir entryini okuyamadım adam gibi be gülüm. he çok iyi yazmak zorunda değilsin, çok komik olmak zorunda da değilsin. zaten bu bahsettiğim prototiplerden mevcut şu an ki sözlük ahalisinde. ama hiç değilse arada bir sözlüğün "sahibi" değil de bizim gibi bir yazar olduğunu hatırlatan yazılarla aramızda olsan. he yine de en iyisini sen bilirsin tabi. ne de olsa bu sözlüğün "sahibi" sensin. ama sen de takdir edersin ki; nasıl mustafa denizli kariyerine bu şampiyonluğu eklemeyi beşiktaş'a borçlu ise, beşiktaş da bu şampiyonluğu ona borçludur. artık ne anlarsan burdan. saygılar, sevgiler...
    37 ...
  24. 640.
  25. patron!!!
    hiç patron işçilerinin yaptığı işi yapar mı?
    patron çalışır mı?
    patronun parası vardır! satın alır! emek alır! zevk alır!
    istediği şeyleri 'alır'! yapmaz!

    o arıcı!
    biz arılarız!

    arıcı bal yapar mı?
    arıcı balları çalar! balın güzelliğinden nasiplenir!
    arılar bilmez belki, arıcının ballarını çalacağını da ondan bal yapmaya devam eder!
    e bizim bahanemiz ne? biz neden hala bal yapmaya, bal yedirmeye devam ediyoruz!

    bugün saatlerce oyalandım, pc'nin başına oturursam, daha fazla entry girerim diye.
    yarın daha fazla oyalanacağım, sonraki gün daha fazla!
    her gün biraz daha az gireceğim bu sözlüğe, yarın daha az, diğer gün hiç!

    yazmaya devam edeceğim; ama buraya yazdıklarım, her geçen gün daha da azalacak,
    sevimsizleşecek, seviyesizleşecek, kalitesizleşecek!

    özenmiyorsanız! özenmiyorum!
    27 ...
  26. 641.
  27. buranın patronu.

    yöneticiliği hakkına eleştiriler var, doğrudur, yanlıştır bilmem. o kadar da ciddiye almam. tamam buralarda çok vakit geçiriyoruz ama sonuçta sanal bir platform burası, üstelik tüm sözlükler gibi demokratik bir oluşum olmadığını baştan ilan etmiş bir yer.

    her neyse sözlüğün idaresi ile ilgili her türlü eleştiriyi anlıyabiliyorum da, anlamdığım bir şey var.

    biz niye zall' ile arkadaş olmak zorundayız veya o bizle, niye mecburi bir dost ilşkisi isteniyor bunu anlamıyorum.

    ha eleman şöyle monica bellucci tadında bir şey olurdu amenna. o zaman ben de isterdim dost olalım, zirvelerde kaynaşalım, ama bir kere videosunu gördük kara kuru bir adam, napcam lan ben bunu.

    binlerce alternatifin bulunduğu sanal bir dünyada, kurduğu ve işlettiği bir platform bu kadar popüler oluyorsa nazarımda başarılıdır. o kadar.
    8 ...
  28. 642.
  29. zall ne yapsın? yönetim adına yeni rütbeler yeni kurumlar getirsin, otoritesini paylaştırsın bi yerde. en büyük ikinci sözlük 4 tane modla ite kaka yürümüyor be hacı...
    5 ...
  30. 643.
  31. ah be hacı ah be hacı...
    resmen ağlama duvarına çevirdin burayı...
    ya hiç yazılıp çizilmeye başlığına, ya da adam gibi çık karşıma.

    valla lan, şimdi birileri çıkıp gaz'ı aldı çiziktirdi bişeyler diyebilir desin önemi yok belki öyle belki değil. mevzu senden açılınca ben de üç beş kelam eylerim burada.

    valla şöyle böyle 1.5 seneden fazladır yazıp çiziyorum burada. gördüğümden fazla göreceğim var anladığım kadarıyla.
    lakin su götürmeyen gerçek ise seviyenin ayaklar altında olduğu.
    cidden lan ticaret yapmış biri olarak böyle bi durum benim zoruma gider, sen nasıl tepkisiz kalabiliyorsun anlamış değilim. hadi 1-2 olay olur ses çıkarmaz, yaygaradan yararlanırsın anlarım da sonrası.
    yaşanan hiçbir eyleme tepki göstermeyişin. fake hesapların rivayetlerini bile olabilir diyerek sineye çektim. hani karizma meselesidir, dekoratif hareketleri seven biridir deyu lakin;

    arada bir reel müdahalelerin olsa be hacı. cidden lan bluevelve bile daha dürüst gelmeye başladı. en azından bi seviyesi var ve onu koruyor. sen ise burayı kurduğun andaki seviyeyi bir türlü korumadın, korumaya da özen göstermedin be hacı.
    valla bak yeminle söylüyorum.
    şikayet yada ağlama değil, muzdaripliğimi belirtmek için söylüyorum. 6. nesil bir çok yazar sözlüğün gayrı resmi yollarla ırzına geçti, kimsede tık yok. açılan başlıklar, girilen entariler seviyesizliği diz boyu götürüyor.
    senin ve kurmaylarının olaylarla pek alakası yok. bir kere ciddi manada yaptırımların yok. hatta bazı yaptıklarınla resmen taşak oğlanı bile oldun sözlükte. yüzünü gören yok. acaba var mısın diye sorular sormaya başlar olduk birbirimize.

    biliyorum öyle çok taşaklı bi yazar değilim lakin bunları dile getirmem gerektiğini düşündüm. yok sana aşık falan da değilim, hani kendini göster yüzünü görelim dediğimizden yanlış anlaşılmasın.
    ama şurada emek verip vakit harcıyorsak, ara ara taşak muhabbetine girsek de, kafa patlatıp bişeyler araştırıp doğru düzgün yazmaya çalışıyor, sözlüğün amacı doğrultusunda kullanılmasını sağlıyorsak sen de arada bir kendini belli et be zall. nihayetinde söylediğin şekilde sen de etten kemikten, 25 santimden 12 santim çapındaki deliğe sıçan ademoğlusun. hani kendini bu kadar kasıp saklayacak, bu kadar pasifize edecek bi durum görünmüyor ortada.
    valla kimseyle kıyaslayamam zira diğerleri ile pek teşrik-i mesaim olmadı. ama sen de admin sıfatını tam manasıyla yerine getir be hacı, valla bak.
    yoksa sil o admin yazısını coder yaz oraya. en azından piç olduğumuzu biliriz, böyle ne olduğumuzu bilmemektense.
    6 ...
  32. 644.
  33. 645.
  34. 646.
  35. bişnev !
    bişnev !
    bişnev !

    anlarsın diye söylüyorum. belki ? kim bilir, o kulaklarını iyi açıp dinlersin... ben demiyorum, mevlâna diyor... lakabı '' hamuş '' olan adam, '' dinle '' diyor... yahu dinle, sana daha evvel de yazmış idim, ki hakaretten kesinlikle payını almamış, gayet samimi ve ince bir eleştiri, bir aksülâmel ve buna mukabil de hafif istihza niteliğinde bir yazıydı... sözlükte ömrüm uzun olmamıştı... birkaç sikko bakınız yazarına, am-göt-meme triosundan köpeklere yaraşmayacak derecede iptidai zevkler alan hırdavatçı tayfasına, alenen ve kasten, istediği değerlere, istediği şekilde küfür ve hakaret eden üç beş sıfatsıza sözlüğü emanet ettin... ve sana şöyle demiştik. hatırla, bundan birkaç ay evvel beyoğlu' nda hacı abdullah lokantasında;

    - yahu zall, ( namı müstear ) adamı neden buradan def etmiyorsun ?
    + edemem. o sözlüğün reytingini artırıyor.
    - senin sözlüğün ziyaretçi akınına uğrasın ve her daim dolup taşsın diye bu kadar aşağılık insanların laflarına nasıl tahammül edebiliyorsun ?
    + hakaret edildiği zaman gerekeni yapıyoruz...

    yahu, kendisini bu kadar saçma bir mazaretle teselli ediveren sana, biliyorsun ki ben hiçbir zaman bıçağımı bilemedim. sana merhamet ettim. sana selâm verdim. bu kadar düşmene, acısını ben duyuyormuşum gibi razı olmadım...
    birkaç yosma, ve üç-beş godoşa tercih ettiğin kaliteli yazarlar bugün sana belki nefretlerini belki de içlerinde hacmettikleri kitaplık çaptaki hakiki düşüncelerini sunuyorlar. samimiyetini ve yöneticilik vasfını bugün göreceğiz...
    bizim mefkuremizde, ( senin mefkuren nedir bilemem, ama gerçek düşüncelerini saklayan bir adam olduğunu sağır mısır sultanı dahi duymuştur ) yönetici hata ediyorsa onun karşısına çıkıp bütün hakiki ifade yöntemleriyle, kelimeleri özenle seçerek şikayette bulunulur. yönetici, bu şikayetleri ve hatta bugün olduğu gibi isyanları iyi değerlendirir, herkesi tek tek dinler ve buna göre bir revizyona giderse kesinlikle '' sağlam '' bir yöneticidir ve orada olmayı hak ediyor demektir...

    zall, senin birkaç moderatörünü iyi tanırım. hatta bir tanesini çok çok iyi tanırım. yakın dost ve ahbaplarına tesbih tanesi gibi yazarlık dağıtan, defalarca silindiği halde sırf hatır için onları tekrar buraya alan ve senin görevlendirdiğin ( namı müstear ) bir adam var. bu adam üzerine detaylıca konuşup senin başlığının altında fazla tantana yapmak istemiyorum. meczubun biri gelmiş, '' vur davulcu davula, oynasın zenneler, bebe ruhiler peyderpey '' demiş, sen ortaya çıkıp, '' efendiler, ben de sizin sandığınız gibi bu mekânla ilgilenmeyen bir adam değilim, ilgileniyorum, çünkü şunları ve şunları yapıyorum fakat siz bilmiyorsunuz '' diyeceğine, '' liseli vardı ya ah o liseli, kısacık etekli, dar elbiseli '' diyorsun. hatırlar mısın bilemem, seni ilyas salman' a benzetmiştim... kibar feyzo filminde güzel bir sahne vardı. ben bugün görüyorum ki senin yalakaların, senini çekirdeksiz üzüm hoşafların etrafı çepeçevre kuşatmışlar ve senin üzerine atılan yumurta ve taşların önüne o cılız ve ruhsuz bedenlerini siper ederek sözde hakikati bulamaçla karartmaya çalışıyorlar... doğru söze çamur atmakla, o sözü eğip bükemezsiniz ! bu sözüm yalakalaradır ! fazla eğip bükerseniz, makata dühul olur, mahallede, kahvede, arkadaşlarınız arasında, iş çevrenizde maskara olursunuz. '' hayırdır rıfatçığım bu yaştan sonra huy mu değiştirdin sen ? ''... kibar feyzo filmine geri dönelim. bak bu misali, sırf sen anlayasın diye veriyorum. üç beş yalakan toplanmış, peyderpey senin hakkında yazılan yazılara tepkilerini gösteriyorlar, ama bunu er meydanında değil, kahpelik meydanında yapıyorlar... ha ne diyorduk ? kibar feyzo... geliyor ilyas salman filmde, civelek gibi, ceylan gibi adeta, '' höst ulan '' diyor, '' bakmak yasak ''... canımız ciğerimiz, mezar taşını öptüğümüz üstadımız kemal sunal da '' sıçmak da yasak mı ? '' diye soruyor... ilyas salman o müthiş şivesiyle '' degil '' diyor... '' değil '' demiyor... '' degil '' diyor... pirimiz kemal abimiz de, ağzında lafı bezelye tanesi gibi geveledikten sonra ilyas salman' ın suratına basıyor, '' yat ta suratına sıçam o zaman itoğlu it ''...

    Ham ervah her yerde var yığın yığın,
    Nedir onlar ile verip aldığın ?
    Uzlete mâil ol, gönlüne sığın,
    Cihân gönül kadar geniş değildir!

    istenmeyen adam, zall değildir...
    demir leblebidir...
    istenmeyen adam kemal sunal' dır...
    ben istenmeyen adam' a hayranım, o bana hayran e sen de cama tırman ismail !,
    ismail seni seviyorum, belki benim mefkureme yakın olduğun için, belki de insanlara kendini farklı göstermek amacındasın. ama düşündüklerini söyleyemiyorsun. kim olduğunu ve neye inandığını, nasıl bir ideolojiye sahip olduğunu belli etmemeye çalışıyorsun. bana kalırsa korkaklık ediyorsun ve ayıp ediyorsun. faraza, biz senin feyk hesaplarından birine, bir laf etsek, ve o feyk hesapla tartışmaya girsek, belki de bir intikam neticesi olarak beni veyahut herhangi birini, bir başka ademoğlunu, ya da istenmeyen adam gibi meczupları ortadan kaldıracaksın... zall, bir ülkede baş denilen adamlar, eğilmeye başladıkları zaman arkalarını muhakkak daha büyükleri doldurur. mümkün mertebe etrafını görmemekte diretsen de, senin kendi elinle yönetici olarak atadığın ( namı müstear ) ın ne türlü kepaze bir adalet anlayışına sahip olduğunu burada açıklasam emin ol kıyamet kopar. hoş, ben de silinirim. ben kim miyim ?

    '' ben, ben, ben haritada deniz görmüş boğulmuş,
    dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovulmuş ''

    fazla tevazu gösterme, kibirden bilirler !

    zall, sana inanmıyorum ama bir güç var. herhalde senin mekânında ben bir deistim... '' zall sözlüğü yarattı ama bütün buraları başıboş bıraktı, ilgilenmiyor, doğru yolu insanlar kendileri bulacaktır ''... e yahu zall ! farz muhal; madem tanrıcılık oynuyorsun, sana itiraf etmem icab eden fevkalade mühim bir mevzu var ! gönderdiğin bazı peygamberler sapık çıktı. herifler kitabını değiştirdiler, kendi nefslerine göre uydurdular. seni unuttular, sen 40 gün ortadan kayboldun ineğe tapmaya başladılar ineğe ! düşün... evvelâ düşün... düşünmekten başka bir vazifenin olmadığını düşün. '' düşün ki yüreğin sallansın, düşün ki o an, güzel günlere inanan mutlu bir yusufçuk havalansın '' deyip romantizme de bağlamak istemiyorum. öyle yalakaların var ki beni, '' zall' ın eski sevgilisi, kinini kusuyor ve çaktırmadan da ilân-ı aşk ediyor '' diye yaftalayacak kubur fareleri burada mevcut !

    zall efendi ! '' iki ekmek, bir süt '' esprisi yapmayacağım hemen korkma...
    sözlük bir mikrop kavanozu haline geldi. hele bazı enikler, meydanda öylesine mesut, öylesine canhıraş koşturuyorlar ki, dökük kıllarının her bir zerresinde uyuz kabartıları zıplaşan bu salon köpekleri, senin gölgene, ve hatta senin gölgene bile değil, seçtiğin ( namı müstear ) bir adamın sahte gölgesine, bir kandil ışığından farksız aydınlığına sığınıyorlar. yahu, o aydınlık değil, lağım çukurundan bile karanlık. yok böyle bir adalet anlayışı ! hiçbir yerde yok. bu kadar işsiz güçsüz, ipsiz sapsız, yahut üniversitede ortam yakalayamamış, asosyal olmuş adamı burada barındırıyorsun, bu adamları burada tutuyorsun, allah razı olsun abazaya eş, akbabaya leş nail ediyorsun. senin bu kurduğun portal vasıtasıyla bu asosyal cümle beşerin kaynaşmasına vesile oluyorsun, ama neticede öyle bir hata yapıyorsun ki, burası, sadece birbirinin bızırını yalayan, birbirini kollayan, ve hatta sırf birbiri için burada yazan, yazıdan nevi hiçbir halttan haberi olmayan, adem' den olma, fakat adamdan olmayan insanlarla doluyor ! yahu insan diyorum, insan şereflidir zall. yeryüzünde hiçbir varlık insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz...

    kaç entry var bu sözlükte zall ?
    6 milyona yakın...
    yarısını çöpe at...
    neden ? çünkü yarısı nick altı, anket ve bakınız..
    geri kalan ? bilgi mi ? yarısı geyik, futbol, saçma din tartışmaları, bokpüsür...
    binlerle ifade edilebilecek bir kaliten var o kadar...
    beş yüz bin yazıyı geçmez şu sözlükte kaale alınıp okunabilecek entry sayısı... geçemez ? neden ? e sen müsade ediyorsun, senin yöneticin müsade ediyor, '' reytingin '' artsın diye, çingeneye hükümdarlık veriyorsun ! bir şeyi unutuyorsun ! çingeneye hükümdarlık verirsen, önce seni kesmeye kalkar... bu da sarsılmaz bir gelenektir...

    '' yeryüzünde hiçbir şey yoktur ki allah, onu yükselttiği gibi alçaltmasın ''

    inancının arkasında dur !
    daha evvel de söylediğim gibi !
    hakkı, hak için iptal caizdir !
    fetva vermiyorum, eğer inanıyorsan, varsa bir mefkuren, sırf onun aşkı için söylüyorum !
    hakkı, hak için iptal et !

    yönetimini öyle yürekli insanlara doldur ki; yazarlar, gerektiği zaman sinek gibi silinebilecek, ve bir sinek için, gerektiği zaman adına uludağ sözlük denilen bu tarrakalı mekân yıkılabilecektir !
    her '' ağam, paşam '' diyen tahta oturtulmaz...

    kanuni sultan süleyman, kadının önünde nasıl diz çöküyorsa, bazıları da öyle diz çökmek zorundalar... işte bu büyük adalet ahlâkının olmadığı hiçbir yer yoktur ki nihayetinde yerin dibini boylamamış olsun !

    Boz yılanı tuttu, çivi yuttu derler,
    Pirimiz duvarı yürüttü derler,
    Kerâmet olsa da böyle hünerler,
    insanlığa yarar iş değildir...

    - sen cambaza bak oyununu bilir misin ?
    + nedir ?
    - eskiden yükseğe bir ip gererlermiş, cambaz ipin üstünde yürürmüş... yankesiciler de insanlar yukarıya baksın diye '' cambaza bak, cambaza bak '' diye elleriyle yukarıyı gösterir, milletin cebinde cüzdanında ne varsa alırmış... bu sefer oyun büyüdü... birisi, ( ki bu adam delidir, dili de usludan yeğdir, onun samimiyetini ben anlarım, beni ilgilendirir ) cambazın ipini kesti, cambaz düştü, öldü... bütün ahaliyi '' cambaz öldü, cambaz öldü '' diye cesedin başına topladılar... yankesicilerin niyeti bu sefer milletin cebini değil, evini soymak... bütün mahalleyi soymak... bütün şehri soymak...

    anlayacağını düşünerek yazdığım içten gelen bir yazıydı, hepsi bu kadar !
    şahsi kin, nefret, garez hiçbir şey yoktur ve olamazdır da...
    sen bülent ecevit' sin,
    ben de senin karşına geçip '' yazar kasa '' fırlatan o esnafım !
    biçeceksen böyle pay biç !

    es-selâmun aleyküm !
    31 ...
  36. 647.
  37. benim bildiğim kadarıylşa iyi bir yöneticilik kavramı varolan sorumları en iyi şekilde çözme ve maksimum faydayı almaktır. varolan sorunların tekrarı en hafif deyimle kulağın üstüne yatmaktır.

    dikkat ediyorum da mysql ibaresi her daim cıkmakta sort aborted yanında bu ibareye refakat etmektedir.

    işe gelindiğinde en ince detaycı ve hızlı sekilde çözüme kavuşan problemler işe gelinmediği vakit sümüklü böcek hızıyla unutulma ve unutturma yoluyla çözüme kavuşturulduğu zannedilmektir.

    anglo saksonların deyimiyle bu deryadan high quality beklemek son derece abes olmaktadır. kapasite budur daha fazlası olmaz. ama kapasite ne kadar da düşük de olsa insan en azından saygınlığını korur.

    bendeniz ortada dolanan laflara bakmam icraatlara bakarim. yapmiış olduğum gözlemler neticesinde ne yazık ki zall rumuzlu sözlük admini ciddi anlamda bir vizyon problemi olmakla beraber ne yazık ki maliki olduğu yerin kullanıcıları nezdinde çok da hoş olmayan bir intiba bırakmıştır. kendisine olan intiba dandirik bir muz cumhuriyetinin yahut sudan gibi ülkelerin devlet başkanına duyulan gibidir.

    niçin böyle olmuştur neden böyle olmuştura girmek gereksiz. mal meydandadır.

    şirinlerin ibr epizodu vardı. şirin baba cicek perisiyle gününü gün ediyor köyün işlerini ise pek umursamıyordu. şirinler drumdan hoşnutsuz idi. ahalinin huzur ve güven ortamına bir inancı kalmamıştı.

    su sorun var bu sorun var diyorlardi. arkasından su soruyu bağlıyorlardı.

    - sirin baba ne yapıyor?

    cevap ise yetişiyordu;

    - hiç birşey.

    bunu zall neyapıyor hiç birşey olarak da diyebiliriz. belki birşeyler yapıyordur ama sarf edemiyordur. çünkü kendisinin bir yazım yeteneği olmadığını çok iyi bilinmektedir. belagat yeteneği hakkında ise pek firkrim yok. elbette herkes gibi o ropartajı izledim ama onu kıstas almıyorum. hadi kıstas alayım ve bazı daraları düsersem o yeteneği ise yazı yazabilme yeteneği ile eşdeğerdedir.

    bir insan yeteneksiz olabilir, kimse saf yetenekle doğmaz. yetenekler ve beceriler çoğu zaman üzerinde çalışarak oluşur ve geliştirebilir. fakat neyazık ki bunla beraber ilgili kişinin bunları geliştirdiğine hadi bunları bırak yönetimsel acıdan kendini geliştirdiğine dair bulgular yok. hah siz dersiniz sen görmesini bilmiyorsun elime mercek alıp baktığımda ufak ilerlemeler görüyorum o kadar.

    feyk almanın meşrulaştırdığı, sahte kahramanların yaratıldığı, kısır döngünün bayrak edildiği bir diyarda başarılı olmak çok kolay birşeydir. bunun kadar kolay olan birşey yoktur.

    bunları bir kenara atarsak baarı ile beceri arasındaki farkı iyi anlamak gerekir. uludağ sözlük başarılı bir sözlüktür. ama iyi bir sözlük değildir. sanki orta büyüklükte bir galaksiin orta büyüklükte gezegeninin orta büyüklükte bir ülkesinde vasatın çok çok altında bir ortak müşterek de buluşulduğundan dolayı hafiften birşeyler yaptığında ön plana cıkmak çok kolaydır.

    rating gibi şeyler hedeflenip buna ulaşmanın kolay olduğu bir günümüz türkiye cumhuriyetinde sizin anlayacağınız bu işler çok kolaydır. bu ülkede seda sayan'ı izleyen milyonlarla ifade edilen bir kitle var ama seda sayan'ın kıymeti nedir?

    seri üretim, gittikçe daha azalan kaliteli kişi ve kişilerin görsel ve yazılı organlara arz-ı endam ettiği, kerameti kendilerinden menkul kişilerin bir sabun köpüğü gibi gelip geçtiğini biliyoruz.

    kendisinin seçtiği, yahut sessiz kalarak desteklediği bu diyarda ne yazık ki bayrak ettiği şey budur. ama bu bir kısa yoldur. kısa yollar genel de hüsranla biter ve ne yazık ki uludağ sözlükü kısa yola sokmuştur.

    peki alternatifi var mıdır uludağ sözlüğün? elbette vardır. son bir senedir diğer sözlükler nezdinde yaşanan gelişmeler hasebiyle bir çok kişi başka diyarlara hicret etmiştir ve ne yazık ki yerine ikame edilen kişiler ise pek ahım şahım değildir. o gelişmeler olmasaydı eğer o kişiler burda devam edecekti ama kalitelerinin ancak rusumunu arz edeceklerdi.

    kendisinin yegane yaptığı sey gizlenmektir. gizlenmek demek saibe ve kaos rejimi demektir. kaos rejimi ideolojik daralarını düşersek mesela hitler almanyasına kazanacağı savası kaybettirmiştir ki uludağ sözlük su an ki durumuyla ne yazık ki 1944 almanyasında farksızdır.

    peki sorumluluk kime aittir? elbette zall efendiye aittir. şu olmuş bu olmuş gibi olaylar münferittir.

    elbette kendisi işini sıkı tuttuğu zamanlar olmuştur ama ne yazık ki dostlar alışverişte görsüncülükten, ilkesiz akla mizana uygun olmayan terör rejimi uygulamiştir. yani kaş yapayim derken göz cıkarmıştır. amiyane tabirle işin bokunu cıkarmıştır anlayacağınız.

    bendeniz bu yazının sahsında fazla bir etkileşimi olmayacağının bilincindeyim. peki bu yazıyı neden yazdım. canım sıkılıyordu hadi dedim birşeyler karalayım. yazarken de bana çağrısım gelir bir şeylere ilhamlanırım diye. gercekten de geldi.

    evet zall efendi kısa yola saparak kalıcı olamazsın, sadece parası olan insanlara gösterilen traştan hürmeti görürsün ve elinden güç gittiğinde ise nobody knows you when you are down and out pozisyonuna düşersin.

    benim sorumluğum budur ve sorumluğumu yazarak ifade ettim. sen de sorumluğunun farkına var ve olması gerekenleri yap. cilayla yahut göz boyama tekniklerini artık kimse yemiyor. belki zekası kıt insanlar ve romanın ayaktakımı yer. ama ayaktakımı sadece bir istatiktir.

    mulayim

    stockport limanından bildirdi.
    5 ...
  38. 648.
  39. bi özgürlük gördüm sanki...

    hemen yararlanmak istiyorum bu özgürlükten izninizle.
    bende net olacağım.

    2007 senesinin nisan ayından beri burayı takip ederim düzenli olarak ve başka bir sözlükte hesabım olduğu için yazar olma gereği duymamıştım.
    sonra canım sıkıldı ve oldum, bu kadar.

    fakat benim burada bir amacım vardı, bilgi içerikli 20 entry prensibini bütün bir sözlük hayatıma uygulamak istiyordum ve anladığım kadarıyla zall buna izin vermedi.

    zall izin vermedi diyorum çünkü kendisinin rayting kaygısı olduğunu öğrendim bu entryde (bkz: #5456007).

    zaten bir şeyler yazacaktım bu konuyla ilgili fakat derdimi anlatamayacağımı ve önceden aynı şeylerin yazılmış olduğunu bildiğim için girişemedim.

    bilgi entrysi girme konusunda üçüncü günde pes ettim çünkü burası resmen bir cehennemmiş içine girdikten sonra.

    bekaret, ucuz anketler ve benimde sinirden içine dahil olduğum ateist-yobaz kirli mizahı...
    sadece on dakikalığına popüler olan başlıklar ve altına yazılmış entryleri okumadan sırf istatistiğe oynayıp aklına geleni yazan liseli kıro yazarlar...

    zall'ın çocuk bahçesi olmuş burası.

    peki bende bir şey sormak istiyorum o halde: Her sözlükte var olan ağır abiler/ablalar yani sağlam yazarlar neden bugüne kadar bu sorunu çözemediler?
    sadece istatistiklere girenlerden bahsetmiyorum.
    olgun olan her yazardan bahsediyorum.

    mesleği ve gününün büyük kısmı internette geçen biri olarak bir an taktım kafama böyle bir şey.

    zall madem rayting istiyor o halde 5 entry yapsın yazar olma şartını ve formatı daha bir hafifletsin.

    kendisi kesinlikle parayı çok seviyor buna eminim.
    yoksa insan peygamber olsa böyle bir sol frame e dayanamaz.
    bu tarz bir sol frame hangi sözlükte var söylesin bi delikanlı çıkıp bana.
    bu sözlükte başlık sayısının çokluğuyla övünen kim varsa allah ona akıl fikir ve biraz zeka versin.

    ben siktir olup giderim o önemli değil ama bu sözlükte hayalkırıklığına uğramış bir azınlık var.
    ve bu insanlar burada yazmayı hakettikleri halde içlerinden yazmak gelmiyor.
    susuyorum.
    8 ...
  40. 649.
  41. bence zall'i sozluk cigrindan cikti diye elestirmek son derece yersiz. sonucta burasi kurallarini onceden yapmis bir yer ve bu kurallar daha yeni olusturulmus seyler degil. eminim kimse buraya hayat felsefesini degistirmek icin girmiyor, biraz eglenmek, komik seyler yazmak okumak icin geliyor. yazilanlarin kalitesizligine gelince de, tavrini o konun altina bir sey yazmamakla belirt. misal adamin biri sacma bir sey yaziyor, buna ben de dahil. sonra altinda sacma sapan bakinizlar, o baslik belki 3 saat boyunca sol tarafta kaliyor. buna zall ne yapsin? zall'in elestirilebilecegi tek sey sozlugun sunucusu olabilir. kimse bu sozlukten temiz duygular beklemesin, 15 20dakika gir, gul eglen cik. yok abaza muhabbeti yoka ateist yobaz kavgasi. yahu bakin itiraf ediyorum benim actigim basliklarin hicbiri kendi fikrimi yansitmiyor, yani cogu diyelim. maksat eglenmek, eminim cogu insan da benim gibi yapiyordur. sakin burda yazilanlari ciddi ciddi onemseyin. bu sebeple zall'a yuklenmek de yanlis. burasi coluk cocuk doldu demek de pek mantikli degil. zira her seyin bir yeri zamani var, ciddi ciddi tartismak icin buranin uygun bir yer olmadigini dusunuyorum. ben eglenmek icin burdayim ve uludag sozluk bunu fazlasiyla karsiliyor. gelirim, aklima komik, sacma, degisik baslik gelirse yazarim, ha gittigim, gordugum, denedigim yeni seyleri de yazarim. ama bunu siz okuyup ogrenesiniz diye degil, tamamen kendim icin yaparim. son soz olarak bu kadar ciddi olmaya gerek yok. diger sozlukleri bilmem, eminim eksi sozluk un de acilis amacinda bilgi kaynagi olmasindan ziyade komik olmasi vardi.

    burada yazilanlarin hepsini okudum, ve zall, sen haksizsin ibne, seni kiniyorum ve sana laflar hazirladim, hahahaha. bu kaliba zall'in kizacagini hic sanmiyorum. i zall you!
    1 ...
  42. 650.
© 2026 uludağ sözlük