dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen veya bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan kimseye yobaz denir. Öncelikle anlaşılması gereken şey yobaz kelimesi bir küfür yada hakaret değildir. genelde türbanlılar için kullanıldığından o noktadan açıklama yapmak istiyorum ve sebebi ise şöyle açıklanabilir. öncelikle kuranda başörtüsü takılması gerekliliğinin olduğu savunulan ayete göre, kimi ayetten takılması gerektiği sonucunu çıkarmaz, kimi başörtüsü takar, kimi ise tek tel saçı görünmeyecek şekilde yani sıkmabaş türban takar. buraya kadar bir sorun yoktur. ancak 3. seçenek seçiliyorsa benim bu insana yobaz demeye hakkım vardır. zira aşırılığa kaçmıştır. kaldı ki 30 sene önce olmayan bir türbanın, bugünkü hali düşünüldüğünde dinin nasıl yozlaştığı anlaşılmaktadır. gerçekten 30 sene önce türban veya o şekilde başını bağlama diye birşey yoktu. geçen günlerde bir kız arkadaşımla aramızda geçeni anlatmak istiyorum. arkadasımda türbanlıdır, konuşuyoduk sonra bir anda üzerinde saç teli gördüm ve espri olsun diye aldım dedim ki hemen bunu yok et sonra günaha girersin dedim. ve ciddi ciddi anında aldı ve yere attı. işte bu yobazlıktır. sonuçta kıldan bahsediyoruz. aynı mantıkla kaşın hatta burnun bile kapatılması gerekmektedir. o yüzden sonuç olarak birine yobaz demek hakaret değildir onun bu şekilde aşırıya kaçtığının göstergesidir. örnekler çoğaltılabilir zira şu an için bu örneğin yeteceği görüşündeyim. son olarak herkese saygımız sonsuzdur ancak hakaret etmeden fikrimizi belirtmeninde kimseye bir zararı yoktur.
Tovbe tovbe diyip her olayi dini ogelere baglayan tiplerdir.Ayrica bu arkadaslar kizlarimiza sahip cikalim onlari kapatalim derken kari kiza bakmaktan kacinmazlar.
kendi bildiklerinin dışında hiçbir şeyi doğru olarak kabul etmeyen,yenilikten uzak,farklı görüşlere duyarsız,kapalı kutulardır.sadece din konusunda değil,her konuda farklı görüşlere kapalıdırlar.
kurban'ın sahip albümündeki en sağlam parçalardan biri. *
bu dünyadan kar sağlayan kirli bir el var,
zorla kesilen haraçla bir dünya doyar.
karanlık hasat mevsiminde, gündüz ağlar,
son günler yaklaştıkça güneşte yakar.
sen, yobaz efendinin sağ yanında yerini al
sen, düzenbaz efendinin sol yanında yerini al
ve sen etme, naz, efendinin kucağında yerini al
sahipten emir alan tüm acizler azar
bilmez cahil, ruh evidir, bedense mezar
yüzyıllardır kanla beslendi, tarihte yazar
hep sapkındır hem de derki, "değmesin nazar"
sen, yobaz efendine inanmayanın canını al
sen, düzenbaz efendinin haramından payını al
ve sen etme naz! efendinin kucağında yerini al
aydınlığia çıkarmak için uzanan o el,
karanlığın içinden geliyor, cahil! bre cahil!
ona akıl verin, ihtiyacı var
aklının ocadıkları pek bir dar
issız yığıntıdan kurtulacağına
sabah akşam örer odaya duvar
cahil allah senin çileni versin
oğlun senin tersin olsun ki ersin
kalbimizde elbet herkese yer var
ancak akıl denen muamma seni neylesin
sanki doğar doğmaz ilk duyduğuna inanmış
hemen ardından da kapıları kapatmış
yeter ki şu aciz beden tam doysun
zaten ruh ve akıl bataklığa saplanmış
hem cahilsin hem de akıl verirsin
sana maruz kalan nasıl delirmesin?
işe yarar bir şey olsa aklında
iblis oturabilir miydi şimdi sarayda?
apışının arasıyla düşünen
yaratanı yapma dese de yapar
ölünce elbet herkese bir ev var
ve bir kısmının manzarası ateştir
takım tutar gibi din tutan, etliye sütlüye karışmadan dinini yaşamak yerine modern insanlara kendi hayat tarzını direten ama içten içe onlar gibi olmak isteyip olamayan, onları kıskanan kişidir yobaz.
neden onlar gibi olmak ister, özenir onlara? çünkü hayatı kendine ve çevresine zindan etmenin güzel olmadığını bilir. ama yapamaz, resti çekip ayrılamaz o yoldan. korkaktır çünkü. kendini teselli etmek içinse öte dünya mükafatlarının hayaliyle avutur kendini. avuttukça yobazlaşır. yobazlaştıkça avutur. böyle gider.