basın ve iktidar hep iyi geçinmeye çalışır, birbilerini idare ederler. iktidar kendi propagandasını basına yaptırır, basın tekellerinin şirketlerine de bol bol ihale dağıtarak ihya eder.
başbakan başdanışmanı, saçına hakaret etmeden de eleştirebileceğimiz biri. esenler, bağcılar falan dolaştırıp "büyük planı bozma" konferansları verdiriyorlar. gözünüzü seveyim, açın gözünüzü. iki olasılık var, ya yeni edindiği dünya görüşüne ve mevkiye göre olay yorumluyor ya da...
bakın sevgili muktedirofiller, başdanışman (yani teoride karar vermeden danışıp akıl alacağınız insan) sayın yiğit bulut şöyle bir tweet attı:
"ABD'deki ciddi ekonomi stratejistlerinin son 24 saat icinde uzerinde uzlastigi tez: FED 2015 hatta 2016'dan once varolan yapiyi bozmayacak.."
oysa gerçek şöyleydi:
"Half of the 54 economists surveyed by Bloomberg expect Fed seen tapering to begin in September-- Up from 44% in last months poll"
eh benjamin harvey'e de şunu demek düştü:
"Those must not be "ciddi ekonomi stratejistleri."
Eskiden bir AKP karşıtı olan şimdiyle tam bir yandaş görevi üstlenen, üstüne başbakana başdanışman olan bir garip insandır. bu değişim telekinezi yöntemiyle gerçekleşmiş olabilir. http://doganozcan.blogspo...tu-telekinezi-ile-mi.html
konuşmalarına tek tek antitez sunamadığım köşe yazarımsı, şimdilerin başdanışmanımsısı şahsiyet. tabi, birisi telekineziden bahsederse, "başbakanı telekineziyle öldürmeye çalışıyorlar" derse; ben o adama nasıl antitez üreteyim? kendisinin savunusu makul ve aksi ispatlanabilir şeylere dayanmıyor ki. yani benzer şekilde, "benim odamda bir ejderha var. ama hiç bir şekilde benden başkası onu göremez" diyen bir adamın tezlerini de çürütemem. ama sahip olduğum aklı kullanarak onun doğruyu söylüyor olma ihtimalinin trilyonda bir olduğunu düşünebilirim. bu durumda inanmamanın daha akıllıca olduğunu da söyleyebilirim.
şimdi gelelim yiğit bulutun kendisine. bu adamı akp karşıtı olduğu dönemlerde de pek sevmezdim. akpyi türkiyenin eksenini şeriata kaydırmakla itham eden ve açık bir şekilde kapanmasını isteyen, ordunun e-muhtırasını haklı bulduğunu beyan eden bir insandı kendisi. o zaman da kendisinin fikirlerinde aşırıya gittiğini düşünmüş, maksadının en önde bayrak sallayanlardan olarak birilerinin ilgisini cezbetmek olduğu hissine kapılmıştım. sonradan akp saflarına geçmesi beni hem şaşırttı, hem şaşırtmadı. şaşırttı: çünkü kendisi sıkı bir ulusalcı olarak resmen 180 derece dönüverdi fıtratından. olabilir, fikirler değişir. ama fıtrat değişmez öyle bir iki yıl gibi kısa bir sürede. bir gün laiklik elden gidiyor, ertesi gün başbakanı telekineziyle öldürüyorlar. yok öyle. şaşırtmadı: çünkü dediğim gibi, kendisinin çıkarlarının peşinde koşan faydacı bir insan olduğu düşüncemi muhafaza ediyordum. hala da ediyorum. kendisinin fikir değiştirdiği dönemin, akpnin medyaya ciddi bir şekilde "çeki düzen" verdiği döneme denk gelmesi; bu açıdan benim için bir tesadüften daha ötedir.
daha önce de yazmıştım ama bir kez daha söyleyeyim. yiğit bulut akıllı bir adamdır, bunu teslim etmek lazım. çünkü o zaman da, şu anda da elindeki argümanları çok iyi kullanan ve her ne kadar zaman zaman çarpıtıyor olsa da (mesela gsmh'da reel ve nominal değerleri birbiriyle kıyaslaması gibi) ekonomik verileri iyi analiz eden birisidir. ama burada sıkıntı, kendisinin her iki dönemde de sıkı bir şekilde şeytanın avukatlığını yapacak karakterde olmasıdır.
olayın başbakan açısından sıkıntı verici boyutu ise, başbakanın "fedailiğine" soyunmuş bir kişinin, başdanışmanlığa getirilmesidir. ülkenin yönetiminde danışmanlar ve bürokratlar çok kilit bir yer tutarlar. bu insanların birincil görevleri, seçilmişler kadrosuna devleti yönetmek için gerekli tavsiyeleri ve raporları ulaştırmalarıdır. peki başbakanın fedailiğine soyunan bir insan, başbakana yeri geldiğinde eleştiriler getirmesi veya "böyle yapmayalım da şöyle yapalım" demesi ne kadar mümkündür?