"evet, yes, si, ja, da: neoliberalizme giriş" başlıklı yazıda sıkça anılan referandum tutumu. http://jiyan.us/?p=5165 adresinden ilgili yazıya ulaşılabilmektedir.
bir işe başlıyorsunuz. size önerilen maaş yetmez ama evet diyebilirsiniz veya hayır deyip hiç çalışmaz açlıktan ölürsünüz veya bizim hayırcılar gibi zaten rahatınız yerindedir, işe ihtiyacınız yoktur.
örnekleri çoğaltalım mı?
çölde veya ıssız bir adada bir kız görüyorsunuz. etrafta başkaca kız yok. bu kızla bir yaşam sürer miyim diyorsunuz. yetmez ama evet diyorsunuz. "daha iyisi olmadıkça elde olan en iyisidir" şeklinde bir söz.
topsanız veya kendi kendinize 31 çekmeyi seviyorsanız hayır diyebilirsiniz.
bir ev kiralıyacaksınız. eldeki imkanlarla tutğunuz bir ev var. ev nasıldı, tuttun mu diye arkadaşlar soruyor. yetmez ama evet , tuttum diyorsunuz. ne yapalım? karda kış da dışarda üşüyüp ıslanacak değiliz ya? ama iyi bir evi olanlar için mesele değil. tutmaz tabi. zaten ihtiyacı yok.
bir şey birinin ihtiyacını karşılıyorsa evet der,
ihtiyacını karşılamıyor ama imkanların el verdiği buysa yetmez ama evet der,
ihtiyacı yok ve daha iyisine sahipse hayır der..
bir de daha iyisini istiyorum, bekleyeceğim diyen gerizekalılar vardır. onları hiç konuşmayalım. ömürlerini bekleyerek heba ederler.
duyduğum en sikimsonik sloganlardan biri. ne yetmiyor? daha fazla özelleştirme için, daha fazla açılım için, daha fazla insanı sebebini söylemeden içeri tıkmak için mi? nedir derdiniz? memurun, işçinin maaşından daha çok kesip kendi cebinize atmak mı?
yarın memleket fiilen tayyip padişahlığı ile yönetilmeye başladığında esas hesap sorulacak kişilerin söylemi. Tayyipçiler zaten malum da bu kitlenin sazanlıkları yüzünden ülke uçuruma gidiyor, farkında değiller.