bu programı izlerken afrikada ki çocuklar geliyo aklıma. yahuuu herif tabağı silip süpürüyo sonra da "açıkcası damak tadıma uygun değil o yüzden 3 puan veriyorum". böyle insanlara "KÖK" ye diceksin.
artık bıktırtan programdır.
zira 20 bilmem kaç haftadan beri önümüze aynı yemekler,aynı ikiyüzlülükler,aynı evler gelmektedir.
yani 20 haftadan beri hiç bişey değişmemektedir.
emperyalist akımın ürünlerinden biri daha. ulan insanların oturacak evleri yok, ayağına giyecek ayakkabısı yok, hadi bunları geçtim ekmek alacak parası yok be. çıkmış iki tane g.tü boklu adam önlerine konan yemeklere söylemedikleri laf yok be. yazık değil mi aç insanlara. herşeyi geçtim hiç mi vicdan yok ulan. ben sokaktaki adam açtır canı çeker diye sokağa bakan restorantta yemek yemiyorum adamlar 70 milyonun önünde - ki çoğumuzun ömr-ü hayatında yemediği yada yiyemediği yemekleri- şapur şupur yiyorlar, üstüne bir de yok tuzu eksik yok şekersiz yok baharatı az..yürüyün gidin ulan şerefsizler...
yarışmacıların yemekleri övmekten çok birbirlerini yerden yere vurmayı izleten program. adı yemekteyiz yerine ben daha güzel kötüledim tarzı bir şey olsaymış daha formata uygun olabilirmiş dediğim program.
erkeklerin kadınlardan daha güzel yemek yaptığının kanıtlandığı bir program. fakat hemen havaya girmeyiniz bunun nedeni şöyle açıklanabilir. beyler yemeği kırk yılda bir hobi olarak yapar, kadınlar içinse hergün yapılması gereken bir işkenceye dönüşmüştür hayatla olan sözleşmeleri gereği.
prime time a hitap etmediğini söylemek yanlış olmaz herhalde. milletin her akşam 20 den gece 00:30 a kadar izlemekten bıkmayacağını düşünmek, yapılmış en büyük salaklık olmakla beraber show un bu hatasından er ya da geç dönmesi, bir nebze de olsun bu bünyeyi rahatlatmıştır.
kameralar önünde ''afrika'da, filistin'de çocuklar açlıktan ölüyorlar!'' şeklinde ağladıktan sonra ''yemek'' servisinin geç yapılmasını eleştiren bir yarışmacının bulunduğu program.. abla yapma böyle şeyler duygusal milletiz biz!
sadece yarışanlara bir ders vermek için katılmak istediğim yarışma.
canlı yayın mı bilmiyorum ama eğer öyleyse sıra bana geldiğinde yemekleri müsil ilacıyla doldurup tuvaletin kapılarını kilitleyerek herkesi canlı yayında cayır cayır sıçırtmak istediğim yarışma.
tam dumur yarışması. ne yalan söyliyeyim rast gelirsem bakıyorum. dün de bir ara rast geldim. eleman yanılmıyorsam portekizlere özgü bir çorba yapmış, sunmuş. hemen eleştiriler geldi, kıvamı tutmamış. anam babam, hayatınızda ilk defa içtiğiniz bir çorbanın kıvamını nerden biliyorsunuz da hemen bok attınız. hepiniz mi gurmesiniz, hepiniz mi dünya mutfağına hakimsiniz. portekiz'in haritadaki yerini sorsan bilmeyecek tipler, çorbasının kıvamını bile biliyor ya, daha ne diyeyim.
prenses kakamura lakaplı hali vakti yerinde, bir o kadar da sonradan görme, hatta ne görmesi? görmemiş bir hatunu bize izlettiren, saç baş yolduran, format yoksunu yarışma. yarışmanın kuralları neden var onu anlamadım, kimse uymuyor ki! yemeği hazır alanlar mı dersin, garsonla servis yaptıran mı, yazdığı yemeği farklı yapıp "ben aslında bunu demiştim" diyen mi? diskalifiye diye bişey yok!
bu hafta kendi reklamını yapmak için, yemeğini teknede yapan, sonrada yok "sanayi ocağını kullanamadım", yok "dalgalar fırsat vermedi" bahanesiyle bi mercimek çorbasıyla iki köfteyi yapamayan o gerizekalıya dönüp bir iki laf yapıştırmadılar ya sinir oldum. prenses edasıyla garson eşliğinde inmeler, teknesini övmeler (bu tekne 44 metre), "herşey patladı ama gümüşlerde hiç iz yok arkadaşlar, ordan kurtarmam lazım" demeler, "küçüklükten beri böyle gördüm ben" doğuştan elitim havaları yapmalar.. ve bütün bunlara müsaade eden bir ekip.. bu kafayla ne iş yaptığını merak ettiğim, şaftı kaymış, çok bilmiş, bi salağı yarışmacı olarak seçmişler. yarışma gereği her anı kaydetmeleri gerekirken, bu haftaki zeynep'in köftelerden sonra ne yaptığını izlettirmediler! o tabakları kim hazırladı, biberleri kim kızarttı, tarçınlı kuzu etini kim yaptı göremedik! o kısımları es geçtiler ve bizlere yemekteyizin gelmiş geçmiş en aptal ve alakasız yarışmacını izlettirdiler, sağolsunlar. hasan amca * bile ondan iyiydi be! bu programı artık yemek değil, kişisel reklamını yapma programı olarak izliyorum. bundan kötüsü olur mu bilmem ama, bu kadını kızılcık sopasıyla dövmek isterdim. ayrıntılı bilgi girişleri için lütfen; (bkz: yemekteyiz zeynep mine)
programın amacı:
1)herşeye saçmasapan yorum yapan 5 kişiyi biraraya getirmek,
2)güzel olan şeye kötü, kötü olan şeyi iyice batırmak,
3)yemek güzelse kötü olduğunu göstermek için onu yememek,
4)servis bir dakikadan fazla geç önüne gelirse bu ne ya böyle ne kadar geç servis yapıyor demek (sanki lokantaya geldin),
5)ev sahibi mutfağa gittikten sonra arkasından dedikodu (arkasından olup olmadık şeyler söylemek) yapmak,
6)ev sahibi mutfağa giderek misafirler hakkında dedikodu yapmak,
7)dedikodu yaptıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmak yüzüne gülümsemek,
8)4 puandan fazla puan vermemek, üstü verirsen 10 bine güle güle demek,
9)son güne gelindiğinde aslında ben hakediyorum ama bilmemne hanım veya bey kazanabilir diyerek nezaket gösterisi yapıp ama içinden ulan varya kesin benim demek.
sabah programlarınla karşılaştırılacak olursa çoooooook az bir farkla daha düzgün olduğu açıktır. ama şu bilinmelidir ki bizim kültürümüzde misafirlik kavramı böyle değildir. bu program kültürümüze kesinlikle aykırıdır. bizim kültürümüzde misafire iyi davranılır yemeği önüne getirilir misafir de buna karşılık hoşnut kalır böyle saçma sapan yok şunu beyenmedim yok geç geliyor gibisinden yorumlar yapılmaz. ne demişler umduğunu değil bulduğunu yiyeceksin.........