prenses kakamura lakaplı hali vakti yerinde, bir o kadar da sonradan görme, hatta ne görmesi? görmemiş bir hatunu bize izlettiren, saç baş yolduran, format yoksunu yarışma. yarışmanın kuralları neden var onu anlamadım, kimse uymuyor ki! yemeği hazır alanlar mı dersin, garsonla servis yaptıran mı, yazdığı yemeği farklı yapıp "ben aslında bunu demiştim" diyen mi? diskalifiye diye bişey yok!
bu hafta kendi reklamını yapmak için, yemeğini teknede yapan, sonrada yok "sanayi ocağını kullanamadım", yok "dalgalar fırsat vermedi" bahanesiyle bi mercimek çorbasıyla iki köfteyi yapamayan o gerizekalıya dönüp bir iki laf yapıştırmadılar ya sinir oldum. prenses edasıyla garson eşliğinde inmeler, teknesini övmeler (bu tekne 44 metre), "herşey patladı ama gümüşlerde hiç iz yok arkadaşlar, ordan kurtarmam lazım" demeler, "küçüklükten beri böyle gördüm ben" doğuştan elitim havaları yapmalar.. ve bütün bunlara müsaade eden bir ekip.. bu kafayla ne iş yaptığını merak ettiğim, şaftı kaymış, çok bilmiş, bi salağı yarışmacı olarak seçmişler. yarışma gereği her anı kaydetmeleri gerekirken, bu haftaki zeynep'in köftelerden sonra ne yaptığını izlettirmediler! o tabakları kim hazırladı, biberleri kim kızarttı, tarçınlı kuzu etini kim yaptı göremedik! o kısımları es geçtiler ve bizlere yemekteyizin gelmiş geçmiş en aptal ve alakasız yarışmacını izlettirdiler, sağolsunlar. hasan amca * bile ondan iyiydi be! bu programı artık yemek değil, kişisel reklamını yapma programı olarak izliyorum. bundan kötüsü olur mu bilmem ama, bu kadını kızılcık sopasıyla dövmek isterdim. ayrıntılı bilgi girişleri için lütfen; (bkz: yemekteyiz zeynep mine)