bu haftaki bölümünde bozuk bir türkçeyle 10 seneden beri arkadaşlarım hep bana gelir, bana gelir, bana gelir. yemek yapıyorum, yemek yapıyorum, yemek yapıyorum.artık yeter, artık yeter, artık yeter. kazanmak istiyorum, kazanmak istiyorum, kazanmak istiyorum diyen bir yarışmacıya sahip olan program. ( birileri iyi maden bulmuş. sömürmüş, sömürmüş, sömürmüş.)
edit: italyan olan bu arkadaşın ismi alessandroymuş.an itibariyle masanın üzerine soğanmı konur şeklinde arıza çıkartmakla meşgul.( nasıl italyan la bu. sarımsağı-soğanı ekmek arası götürmesi lazım. )
an itibariyle konuk yarışmacının "su varsa su alıyim" demesiyle evdekilerin kopmasına sebep olan...
"fransızlar zaten havalı olur, erkeklere çiçek verilmez" genellemesini öğreten genel kültür programı.
bu haftaki yarışmacıları çok vasat ve zayıf bulduğum yarışma. özellikle alexandronun tepkileri şimdiden kendinden nefret ettirdi. zeytin fobisi olan hanım da avrupa yakasındaki gürgen öz'ün saçma fobilerini hatırlattı.
anneler tarafından çok izlendiğine kanı getirdiğim program.hatta günde 5 vakit yayınlanıyor.
kendi anneme buradan sesleniyorum ;
ama be annecim yeter artık.hakikatten çok baydı.!! artık aramızda diyalog bile kalmadı o program sayesinde, sürekli mi izlenir yahuu!
bu haftaki kadroda yer alan fransız, cezayir, türk kırması olan hanımefendi şu ana dek gördüğüm en delikanlı yemekteyiz yarışmacısı oldu. evlen benimle!
ne zaman sol pencereye baksam illa ki hakkında bişeyler yazılmış olduğunu gördüğüm program. yazarların bu kadar ilgiyle takip etmesinden ötürü meraklanıp, "ilginç bir program olsa gerek" diye düşündükten sonra youtube vasıtasıyla bir tane videosunu izlediğim ve beklediğimi bulamadığımdan ötürü beni üzen bir program olmuştur.
belki bi yerlerinde erotik bişeyler vardır, 2 dakkalık videosundan çıkaramamış olabilirim diyerek başka videolarını izlemeye kasarken, geçersiz bir işlem yürüttüm, kapattım.
sonra düşüneyim dedim üstüne.
olmadı.
bir yumak gibi dolandı fikirlerim.
ben nerdeyim, ben kimim.
hey gidi koca hüsamettin.
sen nelere kadirsin.
sonra ne mi oldu. konuya dönesim geldi. döndüm konuya ve dedim ki;
- hey gidi heyy!!
+ aman bre!!
- nolmuş kocaman hüsamettine? nedir bu rezilliğin?
+ hüsamettinin derdi seni mi deldi?
- hea!
+ yes orrayt.
işte öyle hüsamettinin derdi başından aşkın. etrafını çamur bulamış, çamurun güzelleştirceğine inanıyor bir de.
- ah be hüsom, su mu var ki temizlenesin! bırak temizlenmeyi git gide kirlencen mi ne?
+ boka mı sarıyon ne?
- yes orrayt.
bu hafta ki yeni yarismacilariyla, galatasaray'da ki, maddi krizin boyutlarini anlamamiza yardimci olmus yemek yarismasi programidir. galatasaray'dan yillarin emektari, klubun simgelerinden hasan sas, yarismaya kemal kod adiyla katilip, bir hafta boyunca karnini doyurma ve 10 bin ytl icin yarisma sansini elde etmistir.
özellikle ülkemizde açlık oranı almış başını gidiyorken, sırf "reyting" kaygısı yüzünden yüzlerce insanı doyurabilecek miktarda yemeğin çöpe atılmasını baz alan televizyon programıdır. ilginç olanı ise bu "açlık oranı"na dahil olan kişilerin programı kaçırmadan izlemesidir. o halde "aç kalmak" onlara mübahtır.
eve muhtemelen aynı servisle gelmelerine, gidecekleri evden önce aynı cafede yorum yapmalarına, eve, nasılsa allahın bir hikmeti herhalde, birkaç dakika farkla gelmelerie rağmen, sanki daha önceden karşılaşmamış gibi davranan oyuncu yarışmacıların yarıştığı yarışma. bu haftaki faforimiz nurten hanım, topumuz alex, delikanlımız ceyazirli hanım teyze, uyuzumuz genç kızımız, çakma delikanlımız kel abi.
yakında yediği pilavı, bu pilavda pirinç var, tatlıyı ise tatlıya şeker konur mu ya hu diyerek eleştiren hatta yerden yere vuran yeni bir yarışmacı gördüğümde hiç şaşırmayacağım program. oraya doğru gidiyor..
rutin hayatta bir deli kuyuya taş atar, 40 tane akıllı çıkarmaya uğraşır.
normal yarışmalarda bir akıllı kuyuya taş atar, 40 tane akıllı çıkarmaya çalışır.
yemekteyiz adlı yarışmada ise bir akıllı bir kuyu gösterir, içine 5 tane delinin taş atmasını söyler, deliler debelenirken akıllı eğlenir.
2008 yılında, showtv'de yayına giren, saçmalıkların nirvanaya ulaştığı bir yemek programı.
format gereği, üçü dişi ve ikisi erkek olmak üzere, beştane denyo seçilir. Bunlar, her hafta araların da bir kişiyi evine konuk eder. Börekler, çörekler, kekler, pastalar derken, sofra da ukalalık hat safaya ulaşır. Aslında herşey önceden planlı projeli bir şekilde hazırlanmıştır. Fakat, halk salak yerine konulmaya çalışılacak ya yemek bahane işte. Birde, gurmeyim diye övünenlerde var tabi hemen kendini göstermeye çalışıyo kameralar da hazır nasıl olsa, fırsattan istifade medya maymunluğuna soyunuyor. Çok puan almak maksadıyla da evine davet ettiği misafirlerine de jest olsun diye hesapta hediye alıyo yani yalanın daniskası ne diyim artık.. Yakında, bunun akrabaları da çıkar kahvaltıdayız, beş çayındayız gibi...
gereksiz ve bir okadar aptalca olan program. bu ülkede okadar aç insan varken; yok çorbanın tuzu eksik yok salatada elma sirkesi yok diye laf edilen program.
istisnasız her evde, mutlaka ama mutlaka siyah, ucuna doğru yarım ay şeklindeki ayaklı lambalardan bulunan program. sponsor hediyesi mi, reklamı mı artık nedir, ama o lambaları görmekten gerçekten gına geldi.
geçen gün bi' bölümünü oturmuş arkadaşlarla izliyoruz. kadının biri hamsi buğulama yapmış. tabaklara masaya gelir ve söylenceler başlar..
- (adamın biri) ya ben hamsinin kızartmasını severim, buğulama bu. hiç güzel kokmuyor bile. evdebenim karım yapsa bunu tabağı fırlatır atarım hem. bu ne öyyyyy..
- (topun biri) aa şimdi öyle deme, uğraşıp yapmış, ama ben de sevmedim vallahi. çatal yok hem, salatayı nasıl yiyeceğizz?
- (kadının biri) ben bunu beğenmedim, ağzıma sırf domates tadı geldi.. salata da bayat gibi duruyor.. böyy.
- (nataşanın biri) brree ben tatlı yemeyeceğim.. salata yiyeceğim.. ama servis tabağımız yok. buyrun arrkadaşlarr siz de salatadan alın önce.
halbuse yemek çoktan bitmiştir ve salata ortada kalmıştır. daha hala salataya ağlayanlar vardır. tatlıyı da kaşığın ucuyla ağızlarına tepenler mi dersin.. hele o mafya kılıklı adam neydi lan öyle?! yok tabağı fırlatırdım, ama evde olsam falan. cık cık cık! millet aç, yemek bulamıyor. sizin yaptıklarınıza bakın. üç kuruş para için! sizin bu halinizi resmedeyim dedim sadece. ama resme bile yakışmıyorsunuz. üç kuruş para için soysuz olmayın lan! nimettir nimete hakaret etmeyin. afrika'daki çocuklar aklıma geldi. üzüldüm yine.. niye biliyor musunuz? bizim annelerimiz tabağımızdaki bir şeyi yarım bırakmayalım diye bize onları öğrnek gösterirdi. biz hep duyarlı yetiştirildik. en azından ben öyle yetiştim. bu yüzden anlayamıyorum bu saçmalığı. lanet olasıca fucking programınızı kaldırın ve daha gerçekçi olun. sahte şeylerle türk milletinin beynini uyutmaya kalkmayın! yeter bu kadar.